Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '11

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
1833
 

Okuldan kaçmak…

Okuldan kaçmak…
 

Okuldan kaçmak hayata meydan okumaktır.


Öğrenciyken hiç okuldan  kaçmak istediğiniz oldu mu? Kaçtıysanız, acaba nedenini hiç düşündünüz mü? (Yazılı veya sözlü sınav vardı da ondan mı kaçtınız? Sürekli devamsızlık yaptınız da, müdür yardımcısının gazabından mı korktunuz? Ya da Beden Eğitimi dersi vardı da, eşofmanınızı unuttuğunuz için mi kaçtınız? Belki de ödevinizi yapmadığınız için dayak korkusundan okulu astınız. Arkadaşlarınızın kışkırtmasıyla da “Hava güzel  gök mavi,  okula giden enayi” diyerek kendinizi sokaklara mı  attınız ? Neyse.  Anılarda kaldı bunlar.

 

Okuldan kaçma davranışı   eğitimde ciddi bir sorundur.

 

2004 yılı Mart ayında “Lise Öğrencilerinin Okuldan Kaçma Nedenleri” üzerine XIII.Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı’nca Ağrı, Giresun ve Van illerindeki 3 lisede 742 öğrenciye “Okuldan Kaçma Anketi”  uygulanmış ve Akademisyen Orhan Çınar’ın hazırladığı bildiri özetinde şunlar açıklanmıştı.

 

Öğrencinin okulu sevmemesi, öğretmeni sevmemesi, okulda şiddet, taciz gibi olumsuz durumlar, başarısızlık korkusu, öğrenme güçlüğü,  öğrenci gruplarının etkisi, sınav endişesi, içki-sigara gibi alışkanlıklar, aile baskısı, aile ilgisizliği, dikkat eksikliği ve kültür çatışması.

 

Bu hususlardan bir veya birkaçının sonucunda öğrenciler okuldan kaçmaktadır.

 

Okuldan kaçan öğrenci açısından, kaçmanın verdiği haz bambaşkadır. Özellikle okulun son günleri kaçmak öğrenci için hem kurtuluş, hem de gençliğe bir adım daha atıldığını vurgulamaktır.

           

Öğrencilik yıllarımızda bazılarımız okulu asmışızdır. Nerelere giderdiniz? Kış mevsiminde bilardo oynamaya ya da kahvelere oyun oynamaya. Baharda  ise kırlara. Hele hava güzel olursa, kaçan öğrenci okulla “saklambaç” oynar. Okul “ebe” olur sonunda. Öğrenciler de ucuz halk matineleri olan sinemalarda veya internet kafelerde.

           

Okuldan kaçmaları önlemek için okulda öğrencilerin istedikleri ortamı sağlamak gerek. Kanımca, yoğun ders programları ve dershaneler arasında bunalan öğrencilerin beyinlerini boşaltacak aktiviteler okulda yapılmadığı için, öğrenciler okuldan kaçmaktadır. Aynı gün üst üste 3 sayısal dersin konması veya arka arkaya zor derslerin getirilmesi öğrencileri yıldırır ve o günlerde okuldan kaçmalar artar.

 

LiselerdeYönetmelikte belirtilen gün kadar, öğrencilerin devamsızlığı hak olarak görmesi, onların okuldan kaçmasına sebep olur. Hele bazı dersler sürekli boş geçerse, o zaman bu öğrenciler için bir kaçma nedeni  sayılır.   

 

Kendi öğrenciliğimden bilirim. Yatılı öğrencilerin hafta sonlarında-yakınsa- evlerine gönderilmesi onların okula olan özlemlerini arttıracağı gibi okuldan kaçmalarını da önleyecektir.

 

Üniversitelerdedersler “İstersen dinleme! Gör, bak!  Ne oluyor?” mantığı ile işlenir.  Ama liselerde öyle değil. Öğrenciler de bunun bilincinde.

 

Dersler belirli zaman dilimlerinde, belirli kurallar içerisinde, öğretmenlerin konuşmacı ve öğrencilerin de çoğunlukla dinleyici olarak katıldıkları, bir çalışma ortamıdır. Bir eğlence yeri olmadığı için de sıkıcı ve iticidir. İşte burada dersi ilginç hale getirmek öğretmenin becerisidir. Her öğretmen bunu yapamaz.

 

Öğrenciler neden beden eğitimi, drama, resim ve müzik derslerini daha çok severler ? Kendileri faaliyetin bizzat içindedirler de ondan. Öğrenci Merkezli Öğretim’de olduğu gibi.

 

Dersi ilginç kılan aslında öğretmendir. Öğretmenin kendini sevdirerek öğrencilerini dersine çekebilmesi, onları not korkusuyla dersinden soğutmaması,  özellikle lisede sevgiye dayalı otoritesini de hissettirerek öğrencilerine bir arkadaş gibi hoşgörülü davranmaları sonucu, öğrenciler  okuldan kaçmayı bile düşünmez.  

 

Öğretmen günümüz teknoloji ve dijital nimetlerinden derslerde uygun olanlarını kullanarak derslerini çekici hale getirmelidir. Karatahta ve tebeşir ikilemi içerisinde kalan dersler artık öğrencileri sıkmaktadır. Dahası dersten soğumasına, çalışma yöntemlerini bilmediği için de, sürekli başarısız olmasına ve bunun sonucu okuldan kaçmasına neden olmaktadır.  

 

Burada en önemli görev hiç şüphesiz Psikolojik Danışman veya Rehber Öğretmenlere düşmektedir. Psikolojik Danışman veya Rehber öğretmenlerin  ( isim yazdırılmadan) öğrencilere (okuldan neden kaçmak istediklerin İçeren dolaylı sorularla) anketler uygulamalı, “okuldan kaçma nedenlerini objektif olarak” tespit etmelidir.

 

Okul denetimlerimizde öğrencilere isim yazdırmadan uyguladığımız bir anket vardı. “Okulumu çok seviyorum ama, ……………“. ama’dan sonra başlayan boşluk kısımlardaki öğrenci görüş ve düşüncelerine  gereken önem verilerek, sorunlar kolayca ortaya çıkarılmış olur. Deneyin, göreceksiniz.

 

Dersten sürekli kaçan öğrencilerle “bire-bir görüşmeler” yapılmalıdır. Sorunları tespit etmek, okul yönetiminin de desteği ile çözüm bulmak ve sonuçtan o öğrencilerin bulunduğu sınıfa giren diğer ders öğretmenlerini ve velileri de bilgilendirmek   gerekir. Sanıyorum  Psikolojik Danışman veya Rehber Öğretmenlerce bunlar yapılmaktadır.  Acaba yeterli midir?

 

Öğrencilerin ergenlik çağı sorunları da onların dersten kaçmalarına zemin hazırlamaktadır. Dersten ilk defa kaçan öğrenci huzursuz ve tedirgindir. Akşamı zor eder. Evde sanki okuldan geliyormuş gibi davranır. Ama kaçmayı alışkanlık haline getirenler ise, kendilerini kuralları çiğneyerek arkadaşlarından üstün görmeye başlar. Kendini lider ilan eder. Bir süre sonra da ruh sağlığı bozulmaya başlar.

 

Öğretmeni gelmediği için boş geçen bir derste öğrencilere sormuştum. “İstediğiniz sınıf ortamı nasıl olmalı?”diye. Hayallerini öğrenmek istemiştim. “Öğrenci sıraları yerine masaların olmasını ve öğretmenin de tiyatro sanatçısı gibi ders anlatmasını düşlediklerini gördüm. Aslında uzman bir öğretmen derste rol yaparak, iyi bir “satıcı” gibi konuları öğrencilerinin seviyelerine göre anlatmasını  bilmelidir.

 

 

Dersler ile ilgili olarak çocukların da görüşleri ve dünyası dinlenmelidir. Öğrenciler okul dışı zamanlarında, okullarda ( tiyatro, spor, müzik, halk oyunları, vb.) sosyal aktivitelere yönlendirilmelidir. Amaç okulları çevrenin kültür merkezi haline getirerek, velilerin de okulda daha fazla zaman harcamasını sağlamaktır.

 

Öğrencilerin de elbette gezme, dolaşma, çeşitli etkinliklere katılma hakları vardır. Veli olarak bizler bu ortamı –gücümüz oranında, onlarla birlikte olarak veya onların güvenilir arkadaşlarıyla beraber- onlara sunmak zorundayız. Yoksa kendi bildikleri yola gitmeleri kaçınılmaz olur.

 

Okuldan kaçan gençleri çıkış kapısında neler beklemektedir? Uyuşturucu çeteleri, insan tacirleri, dolandırıcılar. Öğrencilerin  önce uyuşturucuya alıştırıldıklarını ve daha sonra da kurye olarak kullanıldıklarını ve hayatlarının söndürüldüğünü basından okuyoruz. Velilerin bunları önlemeye elbette gücü yetmez ancak kendi çocuklarını da  başı boş bırakmamaları gerekir.  

 

Eskiden okul disiplin kurullarından bir üye ve okul yönetimi okul harici zamanlarda, özellikle de geceleri kahvehaneleri kontrol ederdi. O saatlerde evde olması gereken öğrencileri tespit ederler ve daha sonra da velilerle önlemlerini alırlardı. Şimdilerde ise bırakın kafeleri, okul çıkış kapısını kontrol etmek bile bir sorun olmaktadır.

 

Okuldan kaçanlar için, özellikle de alışkanlık haline getirenlerin devamsızlıkları, günlük yoklamaların ilk derste alınmasından sonra, velilerine elektronik ortamda e-mail ile veya SMS ile cep telefonlarına anında iletilmelidir. Böylece en azından okuldan kaçmalar   azaltılabilir.  

 

Sevgi  ve saygılarımla.

 

 

Ali İhsan ÖZÇAKIR

MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 2993
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

42 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster