Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
560
 

Okullarda ders yapmak zorlaşıyor mu ?

Okullarda ders yapmak zorlaşıyor mu ?
 

Almanya'da yaşanan acı olay, okullarda güvenlik sorununu bir kez daha gündeme taşıdı.

Avrupa ülkelerinin çoğunda, okullarda öğretmenlerin ders yapabilmeleri gittikçe zorlaşıyor.

Bunun örnekleri, İngiltere, Almanya ve Fransa'da görülüyor. Bakanlıklar bunun önüne geçmek için tedbirler alıyorlar.

Bu olumsuz gelişme ve süreçten, Türkiye'deki okullar da etkileniyor.

Hele sorunlu, öğrenciler belirli şubelerde yoğunlaşmışsa, o şubelerde öğretmenlerin ders yapması iyice zorlaşıyor.

Bu sıkıntılar çoğunlukla yedinci sınıftan itibaren başlıyor. Sınıf içinde öğrencilerin gruplaşması, çeteleşmesi, paslaşması öğretmenleri ve iyi niyetli öğrencileri de olumsuz yönde etkiliyor.

Tekniğin, teknolojinin hızla geliştiği dünyamızda, öğrenciler, okullara bağımlı kalmaktan, kuru bir dersi dinlemekten, kapalı kalmaktan sıkıntı duymaktadırlar.

Özgürlüklerin, hoşgörünün yaygınlaştığı ortamda, öğrenciler öğretmenlerinin otoriter tavırlarına karşı gelmektedirler. Öğretmenlerin çoğu sınıfta ders yapmakta güçlük çekmektedir. Sınıfta düzeni sükuneti sağlamak, en önemli başarı ve beceri olmaktadır.

Öğretmenlik yaşamımda, birinci sınıftan, onbirinci sınıfa kadar olan sınıflarda öğretmenlik yaptım. Her sınıfın, her yaş grubunun davranış farklılığını biliyorum.

İlkokul öğrencileri üçüncü sınıfa kadar, öğretmenlerine çok içten bir sevgiyle bağlıdır. Öğretmenlerini bir ana, bir baba gibi görürler. Öğretmenlerinin sözlerini dinlerler, öğretmenlerini sevdiklerinden yaramazlık yapmaktan çekinirler. Dördüncü sınıftan itibaren öğrenciler, öğretmenlerinden biraz uzaklaşırlar, sanki sevgileri biraz azalmış gibidir. Bazı şeylerin farkına varırlar. Öğretmenin öğretmen, kendilerinin öğrenci konumunu algılarlar.

Yedinci sınıf öğrencileri tam ergenlik çağının içindedirler. Vücutlarındaki, duygularındaki değişimin bir şokunu yaşamaya başlamışlardır. Bu değişim onları içine kapanık, hırçın, kavgacı ve sesizliğin içine gömebilir. Özellikle bu yaşlarda anneler babalar, eğiticiler ve rehberlik öğretmenleri öğrencilere her yönüyle destek vermelidir. Okul, aile, çevre üçgeni uyum ve kontrol içinde olmalıdır.

Eğitimde, okul, çevre, aile aynı sac ayağı gibidir. Ayakların biri çalışmazsa, eğitim işi aksamış demektir.

Okul, aile ve çevreyi içine alan bir kültür merkezi olmalıdır. Aileler sadece para toplamak için okula çağrılmamalıdır. Okulun rehberlik öğretmenleri tarafından zaman zaman anne babalar için eğitici çalışmalar yapılmalıdır. Sorunlu öğrenciler için rehberlik çalışmaları ciddi bir şekilde yapılmalıdır.

Müfredat programları tekrar gözden geçirilmelidir. Programlar öğrencileri yaşama hazırlamalıdır. Duygu eğitimi önemle ele alınmalıdır. Cinsel eğitim ciddi bir şekilde verilmelidir.

Öğretmen merkezli eğitimden, çoklu yöntemlere geçilmeli, öğrenciler daha aktif olmalıdır. Gereksiz bilgi yükünden, ezberlerden kaçınmalıdır. Spor, tiyatro, müzik, resim, santraç, dama, yüzme, gibi alanlara da önem verilmelidir.

Okul içi güvenliğin yanında okul dışı çevresi güvenliği de her zaman sorun olmaktadır.

Çok kötü niyetli kişiler ve gruplar gençleri heran teklikeye tuzağa düşermeye, onları kullanmaya hazırdırlar. Bu tehlikeler uyuşturucuya alıştırma, fuhuşa sürükleme gibi bir çok tehlikeyi içine alıyor.

Okul içi ve okul dışı güvenliği sağlamak için Milli Eğitim Bakanlığının bu konuda uzmanlardan oluşan bir kurulda önemli kararlar alıp, bunu uygulamaya koymalıdır.

Özellikle, öğrencilerin boş zamanlarını tatillerini değerlendirmede eğitici, yararlı yönlendirmeler ve katkılar yapılmalıdır.

Okullar bir sosyal, kültürel çevreye dönüştürülmeli, tüm eğitim giderleri bakanlık tarafından karşılanmalı, öğrenciler ve öğrenci velileri eğitim giderlerinden kurtarılmalıdır. Bu öncelikle öğrencileri rahatlacaktır.

Okullarda spor etkinlikleri, gençleri becerileri ölçüsünde içine almalıdır. Bu konuda, Beden Eğitim öğretmenlerine, uzman sporculara çok daha fazla görev verilmelidir.

Ülkemizde ne yazık ki çok sayıda beden eğitimi öğretmeni boşta gezmektedir. Bu öğretmenlerin bu tür çalışmalarda kullanılması her yönüyle yararlı olacaktır.

Avrupada başlayan bu şiddet olayları ve öğretmenlerin sınıflarda ders yapamama durumu, tedbir alınmazsa bizim ülkemizde de, çok kötü sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1394
Toplam yorum
: 1902
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1027
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster