Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '13

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
684
 

Okullarda internet erişimi kısıtlaması

Şu sıralar Milli Eğitim Bakanlığının okullarda internet erişimi ile ilgili koyduğu yasak tartışma konusu oldu. Buna göre, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulların bilgisayarlarında Youtube başta olmak üzere Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerine ve bazı video ve müzik sitelerine giriş yapılamıyor.

MEB yetkilileri, temel amacın öğrenci güvenliği olduğunu belirtirken, eğitimcilerin kimi MEB’e katıldığını ifade ediyor, kimiyse ‘Bilgisayar çağındayız’ diyerek engellemeye tepki gösteriyor. Bazı eğitimcilerin Youtube’un sadece eğlence sitesi olarak görülmemesi gerektiğini, eğitim yönünün de olduğunu ileri sürüyor.

Olayın bir başka yönü de ne kadar kısıtlama yapılırsa yapılsın, öğrencilerin cep telefonlarından zaten bu sitelere girebildiği gerçeğidir.

Yeri gelmişken yakın zamanda İngiltere’de yapılan bir araştırmadan bahsetmek istiyorum. Oxford Üniversitesi tarafından yapılan bu araştırma sonuçlarına göre, 13-19 yaş çocukları açısından teknoloji ve internet kullanımının  avantajları dezavantajlarından daha fazla…

İngiltere’de birçok ders materyali, ev ödevi ve proje  email üzerinden çocuklara ulaştırılıyor. Bunun yanında çocukların bir çok ödevi internet üzerinde araştırma yapmayı gerektiriyor. Bu durumda evinde internet kullanması kısıtlanmış olan çocuklar gerekli materyalleri sağlayabilmek için ya internet cafelere, kütüphanelere gitmek zorunda kalıyorlar veya okul çıkışında hemen eve dönemeyip ödevlerini okul bilgisayarında yapmak için uzun saatler okuldan çıkamıyorlar.

Araştırmacılara göre internet kullanması aileleri tarafından kısıtlanmış çocuklar hem eğitim açısından hem de sosyal açıdan dezavantajlı görünüyor. İnternette araştırma yapmayı seven çocuklar derslerinde daha yüksek notlar alıyorlar. Bazı çocuklar MSN’de gruplar kuran arkadaşlarının gündeminde olan konuları takip edemiyor ve ertesi gün diğer çocukların gündemindeki bu konulardan haberdar olmadıkları için, sohbete katılamıyor ve sosyal olarak itilmiş hissediyorlar.

Eğitim araştırmacısı Dr. Chris Davis’e göre: Ebeveyneler teknolojinin olumsuz yönüne o kadar odaklanmışlar ki, olumlu yönünü görmekte zorlanıyorlar.

Tabii ki tüm bu araştırmalar evde internet erişimi engellenen çocuklarla ilgili. Bizdeki tartışma tam tersi; okullarda yasaklanması ile ilgili...

Bilindiği gibi artık okulların bir kısmında sınıfta bilgisayar bulunuyor, ya da çocuklara okul tarafından dağıtılan tabletler kullanılıyor. Bir açıdan çocukların ellerindeki tabletlerden devamlı sosyal erişim sitelerine girmelerinin engellenmesi, okul saatlerinde derse konsantre olmaları açısından iyi gibi geliyor bana. Ancak, bu şekilde kısıtlanan çocuklar muhakkak başka bir çıkış yolu buluyor ve cep telefonlarına başvuruyorlar. MEB bu soruna nasıl çare bulur bilemiyorum. 

Diğer bir taraftan Youtube’un eğitim amaçlı kullanılabilir olmasına tamamıyla katılıyorum. İngilizce öğretmenliği yaparken çalıştığım okulda sınıflarda internet vardı. Youtube çoğunlukla benim kurtarıcım oluyordu. İşlediğimiz konu ile ilgili hemen kısa bir video, kısa bir film fragmanı veya bir belgesel içerikli video bulup onlara seyrettiriyor ve konuya daha çok ilgi duymalarını sağlayabiliyordum. Popüler bir şarkıyı dinletip, onun çevirilerini yaptırabiliyordum. Hatta çocuklarda facebook kullanımı yaygın olduğu için facebook’ta işlediğimiz konu ile ilgili tartışma başlatabiliyordum. Derse katılıp yorum yapmayan çocuk, facebook gönderisini yorumlamaktan zevk alıyordu.  İstenildiğinde bu siteler  sınıfta eğitim amaçlı kullanılabilir. Madem çocuklar bu şekilde daha çok motive oluyorlar, bu dezavantaj avantaja dönüştürülebilir. En azından öğretmenlerin erişimi kısıtlanmamalı diye düşünüyorum.

Anne babalara gelince çocuklarının facebook , twitter gibi sosyal sitelere merakını kendileri açısından avantaja çevirebilir ve çocuklarıyla daha sıkı bağ kurabilirler. Evde kendileri ile ilgili çok şey paylaşmayan, özel meselelerini aileleri ile tartışmayan çocuklar facebook ve twitter’da  her anlarını ve duygularını paylaşabiliyorlar. Eğer şiddetle karşı çıkmak yerine çocukları daha iyi anlamak ve takip etmek adına kendileri de bu sitelere giriş yaparlarsa çocuklarının dünyalarını daha iyi anlayabilecek, onların gündemini takip edebilecek ve bağ kurabileceklerdir. Ben bir anne olarak çocuklarımın facebook’ta paylaştığı bir şeyi beğendiğim zaman çok sevinindiklerini ve beni kendilerine daha yakın hissettiklerini gözlemliyorum. Tabii ki, izlendiklerini bildikleri için çok aşırı davranamıyorlar. Yine de anneleri ile bu ilgi alanını paylaşmaktan mutlu oluyorlar. 

Bir diğer yandan çocukları ile iletişim sorunu yaşayan anneler, babalar. neredeyse cep telefonları ile yatıp kalkan ve arkadaşlarıyla devamlı mesajlaşan çocuklarla onların dilinden iletişim kurmayı  deneyebilirler. Bir sabah kalktığında cep telefonunda “Günaydın yavrum, seni çok seviyorum” mesajını gören çocuğun mutluluğunu gözlemlemenizi tavsiye ederim. Ya da okulda iken, ona güzel bir mesaj attığınızda, sevinerek arkadaşlarına “bakın annem bana ne yazmış” diye gururla göstereceğinden emin olabilirsiniz. Çocukla iletişimin en öncelikli şartı onunla bağ kurmaktır. Yani ben de senin gibiyim mesajını verebilmektir. Eğer siz bu şekilde onların dünyasını anlamaya çalışmadan reddeder ve yargılarsanız, sizin çağın gerisinde kaldığınızı düşünecekler ve sizden gelen yönlendirme ve tavsiyelere kapalı olacaklardır.

Buket Özen 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1209
Kayıt tarihi
: 03.02.11
 
 

Profesyonel Koç ve NLP Eğitmeni Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster