Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '13

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1325
 

Okullarda yangın tatbikatları, gerçek sorumlular

Okullarda yangın tatbikatları, gerçek sorumlular
 

Bitlis'in Ahlat ilçesinde bulunan Çok Programlı Lise bahçesinde 28 Kasım 2011 günü yapılan yangın tatbikatında ağır yaralanan, daha sonra da tedavi gördüğü hastanede “hayatını kaybeden 17 yaşındaki Onur Zeki Akgün'ün yanma anı görüntülerini seyrettim.” Tam anlamıyla dehşete kapıldım.

Görüntüde alev alan çocuk  okulun bahçesinden tuvaletine kadar “yanarak koşuyor.” Bu sırada yangın tüpüyle müdahale edilmek isteniyor fakat yangın tüpünün de boş olduğu haberde bildiriliyor.

Olayın neresinden bakarsanız bakın son derece üzücü. Yangın tatbikatları okula davet edilen “İtfaiye’nin”  işidir. Okuldaki “Sivil savunma kulüpleri” kendi başlarına karar alıp tatbikat yapmışlarsa bu çok daha kötü.

Öğretmenlerin görevi “kendi branşındaki konuları öğretmektir.” Böyle yangın tatbikatları yapmak “profesyonel”  bir iştir. Öğrencileri okul bahçesinde toplayıp, ateş yakıp, itfaiye yi çağırmadan (itfaiyenin olup olmadığını bilmiyorum) tatbikat yapamazsınız. Yapıyorsanız sizde bir eksiklik var demektir. Şimdi kim verecek “ölen ve yaralanan çocukların” hesabını.

Böyle bir cahillik olabilir mi Allah aşkına! Hadi öğretmen olarak “tinerin alev alabileceğini”  hesaplamadınız. Peki, sistemin oraya yerleştirdiği müdür yardımcıları ve okul müdürü “nasıl hesap etmezler”  böyle bir şeyi. Tinerin orada ne işi var. Belki de “Selülozik bir tinerdi bu.”  Yani en çok “tehlikeli ve parlayıcı” olanından.

Okullarda Sivil Savunma Kulüpleri,  öğrencileri sosyal hayata hazırlamak amacıyla onların (sözde)  istedikleri bir kulübe üye olup bu konuyu merak ederek kendilerini geliştirmelerini onları sosyal hayata hazırlamayı hedefler. Bu tatbikat kulübün faaliyetleri içinde dahi planlanmış olsa mutlaka itfaiye davet edilmelidir. Hatta bir "ambulans" hazır bulundurulmalıdır.

Bu amaçla faaliyet gösteren (okul dışında) “mahalli sivil savunma birimleri”  vardır. Tatbikatlar bu birimlerle işbirliği yapılarak hazırlanmalıdır. Kaldı ki okullarda görevli öğretmenlerden hangisi biliyor acaba bilinçli yangın söndürmeyi?  Önce öğretmenlere öğretilmesi gerekmez mi?

Boş tutulan yangın tüplerinin durumu daha da vahim.

Ülkemizde hiç düzelmeyecek gibi duran bir konu var ki; aslında birçok işin başı, yani bence” tüm olup bitenin yegâne sorumlusu.”  Bizde yönetim kadrolarına nerede işini bilmeyen, nerede kafası çalışmayan kendini bile yönetemeyen biri varsa bulup getirirler onu ve başımıza dikerler.

Birçok okul müdürü de aynen böyle işte. Liyakat sistemi bizim ülkemizde “Dam üstünde saksağandır”  Eleme sistemi bizde hep tersten çalışır.

"Okul yönetimi okuldaki tüm başarı ve başarısızlıkların tek sorumlusudur."

Çoğunluğun oluşturduğu “çakma okul müdürleri,”  iktidara yakın güçler tarafından sınavı kazananalar arasından seçilerek merkezi olarak atanır. Atanır diyorum çünkü yeni yönetmeliğe göre de müdürlük sınavında kaç puan alırsanız alın fark etmez. Müzakerenin ağırlığı sonucunda "istenen okul müdürü" işbaşına gelir.

Ülkemizin geri kalmasının en büyük nedenlerinden birisi devlet kurumlarına liyakat sistemine göre yönetici atayamamış olmamızdır.

Sistem böyle çalışınca okul müdürleri yalnızca kendini oraya yerleştirenlere, sisteme hizmet eder hale geliyor. Başarıymış, eğitim- öğretimmiş, öğretmenmiş, öğrenciymiş, gariban veliymiş; okul müdürleri bu saydıklarımın hiç birine karşı sorumlu değildir.

Müdür yardımcıları da müdüre göre hareket eder. Öğretmende öyle. Neden zor yolu seçsinler ki, sonuç zaten değişmeyecekse…

Artık bölücülük, bölünme paranoyaları gibi saçma sapan nedenlerle devamlı ertelenen ve aslında hiç gündeme bile gelmeyen okullarda oluşturulacak olan “okul yönetim kurulları” uygulamaya sokulmalıdır. Okul idaresini de okulda görevlendirilecek olan öğretmenleri de “okul yönetim kurulları”  seçmeli Öğretmenlik rekabete açılmalıdır.

“AKP unutmamalıdır.” Tüm kadroyu beş vakit namazlı dindar okul müdürleriyle doldursa bile bu tür cinayetleri önleyemez.   Veya tüm yönetici kadrosu, her şeyiyle Atatürkçü olsa, en koyusundan Milliyetçi olsa bile böylesine göz göre gelen çocuk cinayetlerini engelleyemez.

Okullarda başarıyı da artıramazsınız. Çünkü eğitim bilimseldir. “Yerel ve dini kalıplarla eğitim-öğretim gerçekleşmez.”

 Nasılsa bir gün AKP iktidarından sonra yerine geçecek karşıt görüşlü bir parti okul müdürlerini bir şekilde görevden alacak  ve yerine kendi kadrosunu geçirecektir. Bu yıllarca hep böyle olmuştur.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 140
Toplam yorum
: 560
Toplam mesaj
: 168
Ort. okunma sayısı
: 899
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Gazete ve kitaplara hep tersten göz atar, daha sonra okumaya başlarım. Bu özelliğim devrik cümlel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster