Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '07

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
459
 

Okulları nasıl yönetelim?

Okulları nasıl yönetelim?
 

Yönetici seçimini MEB nasıl yapıyor? Kriterler nasıl belirleniyor? Bu kriterler geçerli kriterler mi? Bir Milli Eğitim Bakanının gündeme getirdiği gibi; biri başöğretmen diğeri müdür olmak üzere -hastanelerde böyle- okullarda da çift yönetici olsa daha mı iyi olur? Okul yöneticisinden öğretmenlerin, diğer çalışanların, öğrencilerin, velilerin, çevrenin ve sorumlu olduğu yöneticilerin beklentileri neler? Bu beklentiler birbiriyle her zaman örtüşüyor mu yoksa çatışma mı yaratıyor? Bu çatışmalarla baş edebilmek için yönetici gerekli donanıma sahip mi? Bu soruların net cevaplar verilemese bile en azından çerçevesi çizilmeli.

Yönetici inisiyatif kullanabilmeli. Doğru. Ama yönetici yasalarla, yönetmeliklerle çatışan ve açıkça yasaklanmış bir konuda inisiyatif kullanabilir mi? Yoksa onun görevi, sınırları çizilmiş alan içerisinde yetkilerini kullanmak mı?

Bakanlık tarafından okullara sağlanan ödeneklerle okulun ihtiyaçlarına karşılamak ve okulda iyi bir eğitim öğretim ortamı oluşturmak nerdeyse imkânsız gibi. O zaman bu ihtiyaçlar nerden sağlanacak ve nasıl karşılanacak? Cevap belli, mahalli imkânlarla karşılanacak. Mahalli imkânlar nedir? Velilerden toplanan bağışlar. Okul aile birlikleri yoluyla velilerden gerekli bağışlar alınacak. Bunun için gerekli yol ve yöntemler okul yöneticisi tarafından bulunmalı. Yoksa çizilen sıranın, dökülen boyanın, kırılan eşyanın sorumlusu yönetici.

Ondan sonra da her kayıt döneminde akşam haberlerinde okullardan kayıt manzaralarını hep beraber izleriz. Sonunda bir günah keçisi bulunur ve gerekli cezaya çarptırılır. Ama bu işler bütün yöneticiler tarafından yapılıyordur ya, olsun, ne önemi var, günah keçisi nasıl olsa bulunmuştur ve gerekli cezayı almıştır. Gerisi önemli değil. Kamuoyu rahatlamıştır suçlular cezalandırılmıştır.

Öğretmen haklı olarak öğrencilerden katkı parası toplamak istemez, sürekli itiraz eder. Öğrenci velisinin verdiği parayı bile getirmez, başka ihtiyaçları için kullanılır. Veli okula uğrayıp da ne ihtiyacınız var diye sormaz. Bilmiyorum sorması gerekir mi? Veya sormalı mı? Üst yöneticiler, ihtiyaçların mahalli imkânlarla karşılanmasını bekler. Okul yönetici bu durumda öğrenci başarısını artırmak için harcaması gereken enerjiyi kendinde bulabilir mi? Yoksa hiçbir alt yapısının olmadığı konularda kendini parçalayarak tüketir mi? Yoksa kendi değer yargılarıyla sürekli çatışmalar mı yaşar? Yoksa sisteme uyup, karşı çıktığı sistemin bir parçası haline mi gelir?

Evet, sizce okulları nasıl yönetelim?...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okulları öğretmenler, bakanlık, müfredat ya da veliler için değil sadece ve sadece öğrenciler için ve onların kişilik gelişimine katkı sunacak biçimde yönetin.. Kalıpları yıkın, statükocu olmayın, statükocuların ağzından çıkanları emir telakki etmeyin, kendi çocuğunuz için istediğiniz her şeyi tüm öğrencileriniz için de isteyin.. "Sevgi" yi tüm eğitim faaliyetlerinin temeline yerleştirin.. Benim aklıma gelenler bunlar.. Sevgiyle kalın..

Serdar Özdemir 
 23.06.2007 1:12
Cevap :
Serdar Bey, yorumunuza teşekkür ederim. Benim de amacım konuyu tartışmaya açmak, yaşadığımız sıkıntıları gündeme getirmekti. Evet, sevgiyle yönetmek lazım yüzde yüz yorumunuza katılıyorum.  23.06.2007 20:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 2417
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

Eğitimciyim. Evli ve Hüseyin Kürşat ve Mehmet Çağrı adında iki oğlum var. Bilgisayar ve psikoloji..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster