Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '19

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
188
 

Okuma Notları

 
Okuma Notları
 
Gazanfer ERYÜKSEL
 
 I
Şairin kurguladığı metinle, kendisi ve dış dünyanın gerçekliği arasında üçlü bir çelişme vardır. Bu çelişme, okurun da katılımıyla giderek genişler. Çünkü şiir, aynı anda birçok şey olan bir metin olup, söylenen mutlak kastedilen olmak zorunda değildir. 
 
 II
Şairin metni oluşturup kurgulamasında dış etkenler (hayat ve zaman) ile iç etken (bilinçaltı ve kültür genleri) ve şiir arasında karşılıklı bir etkileşim vardır. Çelişenlerin birliği…
 
 III
Şiirde çok sesli, katmanlı yapı, metnin varsıllığıdır. Gösterge ile gönderge arasındaki ve bir gösterge yapısıyla bir başka gösterge yapısı arasındaki ilişkiler şiirdeki çok sesli katmanı oluşturur.
 
 IV
Harf dediğin hâlden anlar…
 
 V
Gelenek, bütün bir sözlü ve yazılı kültürün yarattığı metinler silsilesidir. Bu silsile, eklemlenen yeni metinlerle sürdüğü gibi yeni yönsemelerle sürgünler de verir. Geleneğin inşası ve kurumlaşması uzun yıllara yayılan bir süreçtir. 
 
 VI
Gelenek ile geleneğin oluştuğu toplum arasındaki ilişkide metin; çevresini yansıtırken, çevresini de biçimlendirir. Çift akıntılı ırmak…
 
Şüphesiz bir yapıyı yansıtırken, onu yeniden şekillendirme olgusu iç ve dış çelişmeleri olan bir süreçtir. İnsanlık tarihinde durgun akan bir nehri andıran kapalı tarım toplumları en uzun soluklu süreçtir. Bu dönem için geleneğin uzun yürüyüşü diyebiliriz. 
 
İklim ve coğrafya, üretim ve insan ilişkileri ile tarzını belirlerken; doğal afetler, hastalık salgınları, savaş ve göçler değişimin belirleyici etkenleri olacaktır. Bu etkenlere inanç sistemlerinde oluşan değişim ve altüst oluşları da eklemeliyiz. Bunca değişimden kaçınılmaz olarak gelenek olgusu da etkilenecektir. 
 
Sosyoekonomik ve kültürel yapıyı ifade eden metinlerle gelenek sürerken değişim etkenlerine karşı yeni söylemler oluştuğu görülür. Örneğin 14. yüzyılda başlayan Türk Divan şiiri geleneği, Tanzimat ve Meşrutiyet ile birlikte aruz söyleyişini toplum hayatına karışan yeni kavramlarla (Hürriyet, müsavat, adalet vb) ve Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa, Tevfik Fikret gibi şairlerle sürdürmüştür. 
 
 VII
Sosyal Karakter
Sosyal psikolog Erich Fromm “sosyal karakter” kavramını şöyle tanımlamaktadır. “Bir grubun paylaştığı temel yaşantıların ve hayat tarzının bir sonucu olarak gelişen ve grubun çoğu üyesinin karakter yapısını oluşturan ana çekirdek…” W. Andrews bu kavramdan yola çıkarak “gelenek” olgusunun “şiir karakteri” olduğunu düşünmektedir. “… Şiir karakteri, ortak motivasyonlardan, ortak etkilerden ve ortak bir bağlamda oluşmuş bir grup şiirin çoğu örneğinde kendini gösteren şiir özelliklerinin esas çekirdeği diye tanımlanabilir.” (Şiirin Sesi, Toplumun Şarkısı, Walter W. Andrevs, sf. 26 İstanbul, İletişim, 2014)  
 
 VIII
Genel yargıların çoğu politik, kültürel önyargılarla, dogmatik inançlarla beslenmiş, onlardan doğmuştur. Bu yargıların irdelenmesi hataların birbirine ulanarak yaygınlaşmasına sebep olmaktadır. 
 
 IX
Türkiye’de çeşitli sosyal ve politik sebeplerle Divan edebiyatıyla çağdaş edebiyat hemen hemen hiç kesişmeyen iki küme oluşturmaktadır. Bu yapı çağdaş Türk edebiyatının edebiyat fakültelerinden ötelenmesine sebep olduğu gibi beslendiği kaynaktır. 
 
Nesnellik kavramının açılımı için şunları söyleyebiliriz. Özneden bağımsızlık, nesnenin kendisine uygunluk. 2-Öznenin kendi duygu, görüş ve önyargılarından uzakta kalarak ve herhangi başka bir etki altında da kalmaksızın bir nesneyi kavrama niteliği. 3. Genel geçerlik. 4. Bireyüstü gerçeklik.
 
Sosyoekonomik ve kültürel konumumuz ne olursa olsun “nesnellik” insanın doğası gereği erişilmesi zor ve hatta imkânsız bir duruştur. Ancak bu saptama, “nesnel” olmaya çalışmanın önünde engel değildir. Tersine nesnelliği öteleyen sebeplerle yüzleşme ve bir hesaplaşma çabasıdır. İnsanın kendisini biçimlendiren, kalıplar içine sokan kuvvetlerden uzaklaşarak kendisine ve hayata bakarak şeyleri algılaması ve yorumlaması zorlu bir süreçtir. Ezber bozmanın sarp ve dikenli yolları…
 
Dolayısıyla nesnelliğimize en çok güvendiğimiz ve nesnel olma yönünde en güçlü baskıyı hissettiğimiz yerler, belki de, irrasyonel, öznel belirlenimlerle yönlendirilip körleştiğimiz yerlerdir. 
Şeyleri algılayıp, yorumlama sürecimiz, doğru bir izlenim üzerine olduğu denli, yanlış bir izlenim üzerine de inşa edilebilir. Burada sorgulayıcı anlayışı dışlayarak, mevcut söylemler üzerinden yürümek (kopyala yapıştır) yanılgıları da beraberinde getirecektir. 
 
Eskil önermeleri sebep-sonuç bağlamında sorgulamaksızın “O onu dedi…”, “Bu bunu dedi…”, “Şu şunu dedi…” (kopyala yapıştır) “ben de onlara katılıyorum” demek kolaycılığı en büyük engelimizdir.  
 
 
 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 280
Kayıt tarihi
: 16.12.15
 
 

1952 Yılında İstanbul'da doğdu. Pertevniyal Lisesi'ni ve İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster