Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
706
 

Okuma

Okuma
 

Yüce Atatürkün en çok severek yaptığıydı.


 21. yüzyılın ilerleyen ve gelişen teknoloji ve sibernatik çağ dediğimiz günümüzde tüm insanların düşünen, fikir üreten, düşündüğünü ifade edebilen fertler olarak, sayısının artması için, kitap okuma alışkanlığının kazandırılması gerekmektedir.

 
Okuduğumuz her kitap hayata olan bakış açımızın farklı bir yönde oluşmasını sağlar, düşünce yapımızı geliştirir, duygusal zekâmız ile okuduğumuz kitaplardan edindiğimiz bilgiler doğrultusunda yaşam ufkumuza yeni kapılar açılır, hızlı okuma yeteneğimiz gelişerek, zaman yönetimini en iyi şekilde kullanabilir, düşünce ve fikir zenginliği kazanarak, kendimizi çevremize karşı daha açık ve net olarak ifade edebiliriz
 
Bütün ifade edilenleri doğru bir şekilde anlar, sonuçta çevremiz ile olan iletişimimizi kuvvetlendirir, mesleğimizde ve diğer yaşamımızda daha başarılı oluruz.  Kendimizi tanıma, gerçekleştirme ve geliştirme anlamında birçok kazanımlar ediniriz.                    
          
Özgür düşünmeyi öğrenir ve tüm bu kazanımları uygulayarak, hayatımıza doğru ve etkin bir biçimde yön verme imkânını sağlayabiliriz.
Bulwer Lytton” Kalem, kılıçtan daha güçlüdür ” ve Baraccio “Kalem, acemi avcıların elinde hedefini şaşıran bir ok da olabilir ” sözleri okumanın sonucunun çok güçlü silah oluşturduğunu, Çin Atasözü“Kitapsız büyüyen çocuk, susuz yetişen ağaca benzer ”, Bacon “ Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır” V. Hugo ”Okumak gıdadır, okuyan insanlık bilen insanlıktır”sözleri okumanın ihtiyaç olduğunu belirtir.
Bunun yanında Herrick “Kitap zevkini bir kere tadanlar, ömürleri boyunca başka bir zevk aramazlar”,  Montesquieu “Okumayı sevmek, hayattaki can sıkıcı saatleri güzel saatlerle değiştirmektir” okumanın keyfini ve Andrew Lang” Kitapla dolu bir ev çiçekle dolu bahçe gibidir ” derken okumanın güzelliklerini ifade eder. Franz Kafka “Okuyan insan fenalığa vakit bulamaz” söyleyerek okumanın sosyal faydacılığına değinir. 
 
            Voltaire “Ülkeleri yönetenler insanlar değil kitaplardır ” derken de Okumanın gücüne çok önemli bir vurgu yapmıştır
 
Okumanın sayısız faydalarını sıralayabiliriz. Bize bu denli faydacılık sağlayan kitapların yararları yanında 3 düşmanı olduğu söylenir  Bunlar: 1-su 2-Ateş 3-kadın (3. seçenek sanırım feminizm karşıtlığına  yönelik söylenmiş, ben katılmıyorum)
Aslında kitabın tek düşmanının cehalet olduğunu söylemek daha doğru olur. 
 
Maalesef eğitim sistemimiz okumayı değil okumamayı öngören bir yapı içerisindedir.1980 öncesi tüm ülkemizde ve ilçemizde yoğunlukla okuyan insanlar yanında bende İkizdere ortaokuluna giderken Türkiyeyi kurtaracağız iddiası ile ortaya çıkmış iyi  niyetli, temiz, erdemli  ağabeylerim kendilerinin anlamakta bile zorlanacağı Karş Marxın sınıf teorisi kitaplarını okumam için bana vermişlerdi. Ve bende yaz tatilini geçirdiğimiz Çağrankaya yaylasına okumak için kitapları yanımda getirdim. Bir gün, terörist olabileceğim  kaygılarından ve totaliter kişilik yapısından dolayı babam ne okuyorsun (komunist kitaplarımı) diye sertçe soru  sorduğunda korkmuştum ve kitabı eline alarak kendi denetimini yaptığında kalınca yazılan 3.sınıf gördüğünden (Karl Marxın sınıf teorisi 3.sınıfı yanlış algılayan) Babamdan kocaman bir Aferin almıştım.
 
Benim okuma serüvenimde Ülkemizi kurtarmaya ve daha ileriye götürmeyi hedefleyen ağabeylerimin, çok değerli ve geniş bir kitaplığa sahip sevgili İmdat Biber amcamın, (kitaplığını bana açması)  ilk edebiyat öğretmenim özlem UYSAL hanımefendinin katkısı olmuştur. İlk dünya ve Türkiye klasiklerini okuyarak başladım okuma ve yazın hayatıma.
Yaşadığım ve yaşanılası, sürekli özlemini duyduğum İkizdere vadisi insanı doğadan beslenmektedir. Ama en azından benim köyümdeki Kafkame (karagözler, Ardallar, Karamanlar, sözüerler) veya Ethonedeki (Çoşkunlar )ailesi kitaptan beslenen ailelere örnek olarak gösterilebilir.  Bu konudaki yetersiz örneklemem ve tarifim, yazımın içeriğini çok aşacağı kaygısından kaynaklanmaktadır. (Tüm İkizdereli diğer köy ve mahalle sakini okuyucularımın affına sığınıyorum)
 
Sevginin ve hoşgörünün egemen olması gereken o güzelim dünya harikası vadi, Şimdilerde Vahşi kapitalizmin neo liberal politikaların hedef tahtasına dönmüştür. Paranın ve çıkar ilişkilerinin savaştığı bir çoğrafik merkeze bürünmüştür. Kömür karası kadar kara amaçlar taşıyanları ve onların arka planındaki düşün ve amaçları algılamak, bilmek, ayrıca kötü amaçları bertaraf etmek için örgütlenebilmek, kast oluşturabilmek ancak okumanın getireceği aydınlık ışıkla olacaktır. Ana Rota Deniz Feneri ve diğer tüm fener çeşitlerinin ışığının Deniz Araçlarına doğru yol göstermesi için gerekli temel faktör, Fenerin ampül şiddetidir.  Vadimizde ışık yokmudur? El cevap;  vardır ancak yeterli değildir. Vadimizin doğal ışık şiddeti birimi lumenin (Türkçesi kandela) artması en büyük dileğimiz olmalıdır. Ancak tüm aydınlık yüzlerde yanma korkusu görünmektedir. Büyük üstad Nazım Hikmetin “Ben yanmasam sen yanmasan karanlıklar nasıl çıkar aydınlığa”  evrensel söylemi ile Aydınlıklı yarınlara ulaşmak umidi ile...
 
Hoş ve mutlu kalın
 
Nizamettin BİBER
Uzman İnşaat Mhendisi 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 883
Toplam yorum
: 3748
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2677
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster