Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aşk Yazarı Mustafa Çifci

http://blog.milliyet.com.tr/mustafacifci

24 Eylül '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
325
 

Okumak bir erdemdir

Okumak bir erdemdir
 

Okumak Bir Erdemdir


               Okumak bir erdemdir.

                İnsanlar ancak daha çok okuyarak bilgi sahibi olabilirler.

                Her bir kitapta biraz daha genişler düşünce dünyamız ve o güne kadar bilmediğimiz şeyleri öğreniriz.

Ve insanlar ancak okuyarak bilgi ve tecrübelerini geliştirebilirler. Buna görgü kurallarıda dâhildir. Kavgacı durumdan uzaklaşarak tartışma yoluyla ortak bir noktada karar vermenin yolu yine okumdan geçer.

                Çünkü edindikleri bilgiyi kültür olarak çevrelerine, ailelerine, arkadaşlarına, dostlarına, sevdiklerine aktarırlar.

Hepimiz bu dünyayı düşünebildiğimiz kadar yaşarız. Bilmediğimiz her ne varsa bizim dünyamızın dışında kalır ve biz bilmeyiz. Çünkü var olduklarını bilmeyiz.

                Okunmayan bir toplumda okumanın ise bir başka anlamı vardır.

                Dağlarda koyun güden bir çoban bir kaset alıp dinleyebilir ama bir kitap alıp okur mu?

                Okumaz.

                Eğer insanlık tarihi eğitime ve sanata daha çok hizmet etmiş olsaydı güzelliğin ve paylaşımın, dostluğun, aşkın kıymeti şimdi olduğundan daha çok iyi anlaşılırdı.

                Eğer insanlık okuma yolunda ilerleme sağlasaydı hiç şüphesiz aydınlık yarınlar yüzyıllar almazdı.

                Ve mutluluk artar, şu an olduğumuzdan daha çok mutlu olurduk.

                Ama böyle olmadı işte….

                Çevremize bir bakalım; ne kadar basit, ne kadar sıradan ve denğesiz ilişkiler yumağında ve didişmelerle akıp geçiyor hayat, değil mi?

                Doğru dürüst hangimizin bir sosyal bir yönü var ki?

                Yok. Olsada çok az, belli bir kesim..

                Sanattın inceliğinden ve aşkın insanı titreten ateşinden önce bizim ekmek kavgamız var. Yarınlara dair endişemiz var. İş sorunumuz var. Birey olma sorunumuz var.

                Eğitim olsaydı eğer bu kadar yalancı olmazdık diye düşünüyorum.

                Eğitim olsaydı bu kadar hırslı ve aç gözlüde olmazdık herhalde.

                Çünkü bilincinde olurduk birgün herşeyin biteceğini, sona ereceğini.

                Bu kadar yolsuzlukta olmazdı…

                Bir yerde bir şey yaparken diğer yanda bir şey bozmazdık. Dikkat edin, en basit bir iş yaptırırken dahi çoğu zaman bir başka şey bozulmuyor mu? Ve bizler mesleki bilgi ve tecrübemizin dışında çok bilmiş halimizle heryerde nutuklar atabilir ama kendi mesleğimizle ilğili çok az şey biliriz doğru dürüst. Mesela bir taksiciye sorun, memleket nasıl kurtulur diye, hemen bir şeyler söyler oysa ekonomi hakkında bilgisi ve eğitimi yoktur. Ya da boyacı birisine sorun belediye yönetimi hakkında yine size saatlerce bir şeyler söyler. Ama taksinin bakımı yada kullanmış olduğu yağın karışım oranını sorun bilmez tarifini dahi okumamıştır. Boyacıda boya kutusunun üstünde yazılı olan uyarıları dahi okumaz, görüpte ögrendiği şekilde işini yapar.

                Hep şikâyet ederiz biz.

                Kışın kar yağışından, baharın çamurundan, yazın sıcağından her zaman şikayet ederiz.

                Çünkü mutlu değiliz adam gibi.

                Ne aradığımızı, neden aradığımızı sorgulama düşüncemiz gelişmemiştir.

                Mutsuzluk şikayeti doğurur..

                Ve mutlu insanlar dört mevsimi severler.

                İnsanlar ne kadar çalışıp kitaplar yazmışlar sayfalar dolusu. Işte bu insanlığın yüz akıdır. Emeğin ta kendisidir. Korsancılık ise insanlığın yüz karası, hırsızlığın ta kendisidir.

                Hiç unutmamak gerek bu dünyada herşeyin bir dengede gittiğini..

                Sevgi ve neftret duyguları gibi. Bir insanı ne kadar çok severseniz o kadar nefret edebilirsiniz.

                Mesela gelişmiş ülkelerin insanları daha çok mutlu çünkü bazı şeyleri aşabilmişler. Oysa kültürsüz, bilgisiz toplumlarda insanların çoğu olayları neden ve sonuç ilişkisini sorgulamadan bir anlık hevessini ya da öfkesini düşünmeden eyleme geçiriyor. Mesela maç esnasında tabacasını çıkarıp rastgele ateşliyor ve birilerini öldürüyor. Oysa top koşturan kendisi değildir. Yani sonuç iradesinin dışında gerçekleşiyor. Ama kavgacı hali kendi iradesi.             (2004- )

Yazar:  Mustafa Çifci- www.mustafacifci.com

 Not: Bu eser Mustafa Çifci’nin kitabından alınmıştır. Telif hakkı yazarına ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında her hakkı saklıdır. Yazarın yazılı izni alınmadan kopya edilmesi, çoğaltılması, dağıtılması, özet olarak belli bir bölümün başka yerlerde yayınlanması yasaktır.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 279
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 535
Kayıt tarihi
: 16.04.13
 
 

Yazılarında insanı derinden etkileyen yoğun bir duygusallık, hüzün, karamsarlık ve yalnızlık vard..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster