Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
514
 

Okumayın kardeşim

Okumayın kardeşim
 

Tüyap'ın düzenlediği kitap fuarlarının 12.si, İzmir'de geçtiğimiz cumartesi günü açıldı. Ilık bahar havasının katkısı tartışılmaz, İzmirliler çoluk çocuk aile boyu fuara koşmuşlar. Açılış töreni bile beklenmeden, sabah sabah kitapları izlemeye (!) gelmişler.

Değişmez kuraldır, önce bir yoklama turu atılır. Standların önünden sallana sallana geçilirken, gözucuyla kitaplara bakılır, ne nerede tespit edilir. İkinci tur atılırken, bakışlar artık biraz daha nettir. Hatta daha cesurca davranışlarla bazı kitaplar ellenmeye bile başlanır. Stant görevlileri sabırla, her yaklaşana tüm kibarlığını takınarak, "Buyurun nasıl yardımcı olabiliriz?" cümleleri eşliğinde hizmete hazır olduğunu göstermekten çekinmez. "Bakıyoruz şimdilik" diyenleri anlayışla karşılar. Cevap verme zahmetine katlanmayanları da...

Üçüncü turlar atılırken, okurlar da, satıcılar da ortama iyice ısınırlar. Bunda onlarca ampülün ve yüzlerce insanın yaydığı ısının da etkisi yadsınamaz. Standlara artık alıcı olarak yaklaşan okurlarla sohbetler de başlar. Konuşmanın ilk açılış cümlesi, "Bu kitaplar neden bu kadar pahalı?". Takip eden cümle ise, "Bir de neden kitap okunmuyor diyorlar, bu fiyatlarla vatandaş nasıl okusun kardeşim?" yakınmaları... Görevliler ise, öncelikle kağıt ve baskı maliyetlerinin yüksek oluşunu, devletin destek olmamasını, telif ve vergileri, bazı girdilerde dışa bağımlılığı anlatmaya çabalar ama boşuna. Bu arada, ellerindeki çocuklar yorulmuş, acıkmış, kalabalık ve sıcaktan bunalmış durumdalar. Mızıldanıyorlar, ağlıyorlar. Onların fuar anlayışları farklı, bir an önce açık havaya çıkmak istiyorlar. Sevgili okurlar, bir yandan çocuklarını susturmaya çalışıyor, bazıları bilinçli ebeveynler olarak kitabın önemini anlatıyor, diğer yandan görevlilerle pazarlık yapmayı sürdürüyor. Haliyle her iki tarafın da sinirleri gerilmeye başlıyor.

Karşılıklı konuşmaların niteliği de değişmeye başlıyor. Stand görevlisi artık kitabın içeriğini anlatmayı bırakıyor ve sistemi sorgulamaya başlıyor:
"Gerçek bir kitap okuru, kitaba pahalı demez. Alım gücümüz yetersiz, giderek de azalıyor der. Bana ucuz olan bir şey söyleyin. İnsan hayatı ucuz edebiyatına girmeyin ama. Her istediğinizi kolayca alabiliyor musunuz? Kitap okuyanlar soran, sorgulayan, bilinçli kimlikler kazanır. Bu durum da sistemin işine gelmez".
Görevlinin bu çıkışı okuru biraz geriletir. Hatta bazıları ateşli bir biçimde söylenenleri onaylar. Cepten cüzdanlar çıkarılır, beğenilen kitaplar yeniden elden geçirilir, bir kısmı elenir ve cüzdanın elverdiği miktarda alışveriş yapılır.
Sonuç her zaman mutlu olmaz. Gardını sağlam almış okurlar, yukarıda atılan nutuktan etkilenmez. Yayıncıları ve hatta yazarları fazla kazanç sağladıkları için eleştirmeye devam ederler. O zaman görevli, saatlerce ayakta kalmanın, herkese laf yetiştirmeye çalışmanın yorgunluğu ile iyice sertleşir:

"Okumayın kardeşim, siz okumayın. Hatta düşünmeyin, o güzel beyninizi yormayın. Gidin evinize, açın televizyonunuzu izleyin. Nasılsa birileri sizin adınıza düşünüyor, yapıyor. Size de oturup halinize şükretmek kalıyor".
Okur söylenerek uzaklaşır, görevli hırsını alamadığı için çatacak başka birini arar. Bu arada, biriktirdiği harçlıklarla standa yaklaşan iki liseli çocuk, görevliden kendilerine bir kitap önermesini ister. Görevli birden yumuşar, sevgi dolu bakışlarla gençleri sarıp sarmalar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet gözlemleriniz ne kadar doğru. Biz de kitapların kimisini alabildik, kimisini başka bahara bıraktık. O kadar çok alınacak kitap var ki. Ama oğlumun kitaplarına öncelik verdik. Guzel bir gündü bizim için. Sevgilerimle.

Doğa 
 28.04.2007 16:55
Cevap :
Okuyan, düşünen, soran ve sorgulayan beyinler çoğaldıkça, karanlıklar azalacaktır. Sevgiler kitap dostlarına...  29.04.2007 0:29
 

Eskiden fiyat pahalı denirdi. Ama artık kredi kartına bilmem kaç taksit yapılıyor. Bir öğretmen olarak okumadan duramıyorum ama ülke standardının üstü, Avrupa standardının altındayım. Arjantin ve Türkiye. İki ülkede de aynı zamanda ekonomik bunalım oldu. Arjantin'de yer yerinden oynadı. Çünkü okuma oranı bizim bilmem kaç katımız. Okuma sevgisi ailede verilir. Anne, baba kapatır televizyonu bir saat açar kitabını, gazetesini çocuğunun önünde okur. Gerisi hikayedir. Haftada bir gazete günü yapıyorum ama yetersiz çünkü aileden destek alınmayınca okul tek başına yetersiz kalıyor. Böyle güzel bir konuda blog yazdığınız için kendi adıma teşekkür ediyorum.

Eşit Ağırlık 
 24.04.2007 16:06
Cevap :
Ben de beni anlayan birileri çıkınca çok mutlu ve umutlu oluyorum. Teşekkür ederim, sevgiler.  25.04.2007 21:36
 

Kitap dünyasinin göbeginden bir bilenin yazdigi belli oluyor bu yaziyi. Bir kez daha ve daha dikkatli okumak gerek. Sevgiler, Nuray. Ellerine saglik.

pirmete 
 23.04.2007 17:46
Cevap :
Neredesin canım dostum, sana ulaşmak için yazı mı yazmak gerekiyor? Hadi dön artık, bitsin bu hasretlik...  23.04.2007 19:35
 

Vitrinlere bakıp kasap olamadığı gibi kedinin burda da öyle bir hal yok değil ama umut da var hani.Geçen yıl 198.bin kişi ve 200 e yakın yayıncı katılmış bu yıl 203 yayınevi ve sanırım 200 binin üstünde bi ziyaretçi olacak.Ne kadarı dolu ne kadarı boş diyeceksin boşlar da gün gelir dolar.

üç nokta 
 23.04.2007 15:01
Cevap :
Umudumuzu hiç bir zaman yitirmedik ki be gülüm. Ama biraz sitem etmeye de hakkımız var sanırım. Sen hoşgör bari. Sevgilerimle.  23.04.2007 20:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1466
Kayıt tarihi
: 26.08.06
 
 

1958 doğumluyum, İzmir'de yaşıyorum. 17 yıl gazetecilik yaptım ve emekli oldum. Şimdi babamın kurduğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster