Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
634
 

Okunmak amaçlı yazılmamış yazılar

Ernest Hemingway baba der ki;

"Herkes okunmak için yazar. Ancak hiç kimsenin bilmediği şeyler hakkında hiç bir şey diyemem."

Yani diyor ki; öyle "Benim yazmaktaki amacım okunmak değil, stres atmak(!), rahatlamak (!) vs" gibi açıklamalar yapan bir milyon kişiden ortalama 999.999'u düpedüz yalan söylüyor. Yalan söylüyor arkadaşım. Aynen bunu diyor işte. Ben öyle anlıyorum ve de hak veriyorum. Çok doğru söylüyor.

Şimdi bu konu hakkında neden yazmak gereğini duyduğum sorulacak olursa eğer açıklayayım; internette biraz önce bana denk gelen bir yazı yüzünden bunu yazmaya gerek duydum.

Bir beyfendi blog yazısında "bloglarınızı nasıl daha çok okunur? Blog yazarken nelere dikkat etmelisiniz?" gibi konuları belirtmiş. Bu yazıyı yabancı kaynaklardan da derleyerek anlatmış bir güzel. Yazı hoşuma gitti. Tam tavsiye edilecek bir yazı. Yazının altında da çokça yorum var doğal olarak.

Ama yorumları okuyunca inanamadım. Birçoğunda şuna benzer şeyler söyleniyor; " Efendim, benim amacım sadece stres atmak(!) Okunup okunmadığım önemli değil. Amacım rahatlamak". "Hadi ya!" dedim içimden. Demek koskoca yazar yanlışçı, sen doğrucusun? Bir eser yazarak yapamadığını basit, bulunması kolay, küstah bir ifadeyle yapacaksın. Kısa yoldan farklı olacaksın yani diğer insanlardan, öyle mi? Okuyanlar da güya diyecek ki; "Vay be. Ne büyük bir insanmış ki; biz, bütün dünya umrunda bile değiliz. Biz hepimiz yükselebilmek, kameraya merhaba diyebilmek derdindeyken o hepimizden çok farklı. Kimbilir nasıl bir yaşam tarzı var. Kimbilir nasıl engin bir gönlü var ki günlük hayatın sıkıntılarını ya da doğuştan gelen derin bir sıkıntıyı sadece yazarak bertaraf edebiliyor!" ve devam edecek düşünmeye okuyanlar; yani biz, şu şekilde; "Biz zavallılar ise bir bakalım hele yazdıklarına o acaba nasıl rahatlıyor. Hele bir anlayabilelim ondaki saygı duyulası mekanizmayı"

Ve biz böyle ezilesi halleri yaşarken sen de öylece çekip gideceksin öyle mi? Hiç de değil. Sen bahsettiğim olasılıkları hesaplayarak söyledin zaten o cümleyi. O cümlen ve ondan önce bütün yazdıkların... Sadece reklam amaçlıydı. Yani bizim yaptığımız gibi. Büyük çoğunluğun yaptığı gibi. Ama farkın; dürüst olamamak oldu. Mesela ben bazen diyorum; "amacım okunmak ve takdir edilmektir" diye. Ama sen demedin, bunu kabul edebilmeyi yenilgi saydın.

Bunu söylemendeki amaç büyük ihtimalle böyle. Sen benim birinci grubumdasın.

Kendi çapımda, "okunmak için yazmadım" diyen bir milyon yazarı üç gruba ayırdım.

1inci Grup: 900 000 adet

2inci Grup: 99 999 adet

3üncü Grup: 1 adet

Şimdi diyebilirsin ki; ben ikinci gruptayım. Onlar kim peki, biliyor musun? Onlar "Yazmanın kendilerini rahatlattığını, streslerini atmalarını sağladığını" söyleyen ama rahatlamayı sağlayan düşüncenin büyük ihtimalle "Çok güzel yazdım. Umarım çok okunulur ve takdir edilir" düşüncesi olduğundan haberi olmayanlardır. Ama ben onlara söylüyorum; siz de bilin, "sizi rahatlatan şey aslında bu düşüncedir!"

Gelelim yine sana. Eğer üçüncü gruptayım diyorsan. Senden bir adım geri kaçarım. Belki de topuklar kaçarım belli olmaz. Bunu derken iyi düşün, çünkü sen aslında bir uzaylı olabilirsin, paranoyak bir şizofren de olabilirsin. Ya da ölümcül bir depresyon atlatıyorsun. Ya da aşkı kişiliğini kaybedecek derecede yaşıyorsun, için volkanlar gibi kaynıyodur. Ya da ... Ne? "Günlük yazıyor ya da hatırlatma notu tutuyor olamazmış mısın?" Güldürme beni. Günlük yazanlar (bilinen tamamı) tekrar okuyabilmek için yazarlar. Ve bu durum şu ana kadar saydıklarımdan da derin bir okunabilme isteğini gösterir. Çünkü günlük yazan bir insan, benliğindeki kabuk değiştirmeye, metamorfoza, ölüp yeniden dirilmeye ya da, kendi eski ve yeni benlikleriyle şahit olmak isteğinde olabilir iyi bir ihtimalle. Diğer ihtimallerde de yine hep kendi tarafından okunmak olur amaç.

Önce yazıp sonra sobaya mı atarsın? Önce yazıp, anında sobaya atan bir insan çıkıp da "okunmak için yazmadım" derse yüzde doksan doğru öylüyodur. Yüzde on mu? Doğru, yüzde on... O yüzde on'u da "radikal bir satanist olup, yazdıklarının ateş" tarafından okunacağını düşünenler için bıraktım.

Demek hala ısrarlısın. "Hiç okumadan sobaya atarım" amacıyla yazacaksın. Milyonda bire girmek için demek bu kadar iddialısın? Sana hatırlatayım: soba bulamazsan eğer, "paramparça yırtsan" ya da "ne yaptığını tamamen unutsan" da kural geçerlidir. Sonuç benim de birazcık bildiğimi zannettiğim yere çıkacaktır.

Zorlandığını, acı çektiğini gördükçe bizi hatırla.

Bizi hatırla dostum, sana bol şans...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

her blogerin rüyasıdır. Güzel bir yazı olmuş. Esenlikle.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 02.10.2010 11:26
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Sağlıcakla.  02.10.2010 18:35
 

Okunma sayısı benim için önemli... Fakat okunma sayısı kadar gerçek, beyni tokatlayacak yorum daha önemli... Fakat okunma sayısı için yazı yazmak bu işte bana göre değil... Kendi yazılarımı okunma sayısına göre değerli yada değersiz bulmak bana ters... Bir tek şeyi iyi biliyorum, kendimi en iyi anlatabildiğim yazılarım yerine, en kızgın olduğum, alay ettiğim konulardaki yazılarım daha çok okunuyorsa, elbet ötekileri yok saymam... Bu çok tehlikeli bir şey aslında... Hani ruhunu okunma sayısına satmak gibi bir şey... Yok ben almıyayım... Ben kendim olayım, yazacaklarımı ben belirleyeyim... Üstüne paylaşım sayım çok olursa mutlu olurum elbet...

KUYUCAK 
 01.10.2010 13:16
Cevap :
Harikulade bir ifade; "ruhunu okunma sayısına satmak..." En zoru; bu durumu kesin sınırlarla analatamıyoruz. Şöyle yaparsan okunmak için yazmış olursun, şöyle yapmazsan olmazsın" gibi ifadeler kullanamıyoruz. Mesela okunmak amacı başka bir yönden iki şekilde olabilir; ya dikkat çekmek için olur ya da bir edebi kaygı yüzünden olur. Duvar yazısı dikkat çekme amaçlı bir yazıdır mesela. Edebi kaygı ise; "Kitaplarım yok satsın, raflardan hiç inmesin, adım tarihe altın harflerle geçsin vb." duygu durumlarını yansıtır. Esasında 'yazmak' üzerine Yeni Roman denen bir akım var. Yani bu konu üstüne, değil burda yaptığımız bir iki sayfa yazılmış yorum, kitaplar ansiklopediler bile yazılsa yetmeyebilir. Ben yazmak konusunun "aşk" tan bile daha büyük bir küme olduğuna inanıyorum. Ancak ve ancak "var olmak" tan daha küçük bir konu olabilir "yazmak" bana göre. Teşekkür ederim paylaşımınız için, özellikle de "teriminiz" için :)  01.10.2010 17:07
 

Tabii ki, ifadenin anlamı paylaşmak.. Bunun için hitap edilen birileri olmalı. Her kes okunmak ister ama kimlerce? Hitap ettiği, bağ kurduğu bir kesit vardır. Futbol yazarsanız çok okunursunuz. İfade edecekleriniz bundan ibaretse mesele yok. Sadece çok okunmak için yazdığımızda kendimizi bir kenara koyup, başkasının beklentisini karşılıyor olabiliriz. Deşarj olamayız. Bu yolla bir şeyler kazanıyorsak bu işimizdir.Açılımımız değil.Oysa insan için en önemlisi kendisidir. Bizim anlattıklarımız okunsun isteriz.Bağdaştırabilmek gerek. Eminim Hamingway de öyle yapmıştır.Özgünlük katabilmek, yanısıra genel ilgi alanlarından fazla sapmamak gerek diye düşünüyorum.

Turbest 
 01.10.2010 2:52
Cevap :
Öncelikle katıldığınız için çok teşekkür ederim. Bu dedikleriniz doğru. Yazmanın makbul ilkeleri bunlar olsa iyi olur. Mesela diyorsunuz ki; "... Sadece çok okunmak için yazdığımızda kendimizi bir kenara koyup başkasının beklentisini karşılıyor olabiriz..." Evet tek amaç okunmak olduğunda, bu olur. Ancak okunmayı yazmanın temel amaçlarından çıkarmak çok zor. Benim demek istediğim nokta bu. Ve aynı zamanda Hemingway den anladığım da. (Bir röportjında söylemişti Paris review dergisinde yanlış hatırlamıyorsam. Ben mesela Altıncı His filminde (Sixth Sense) gördüm; Bruce Willis 'in tedavi etmeye çalıştığı sarışın çocuk, okunmak amaçlı olmayan yazılar yazıyordu. Yani buna benzer milyonda bir görülen durumlarda yazarken okunma amacı olmayabiliyor.  01.10.2010 16:50
 

İyi bir gözlemcisin... :) İtiraf ediyorum ben okunmak için yazıyorum. :) Hatta tek amacım okunmak. Ama şunu söyleyebilirim; beğenilmek için yazmıyorum, hemde kesinlikle. :) Hatta hiç umrumda değil beğenilmek :) Sevgiler.

Esma KAHRAMAN 
 30.09.2010 21:20
Cevap :
öncelikle çok teşekkür ederim. Neden? Aynı anda hem Sayın hem de Yazar oldum hitabınız ile. İtiraf etmek gerekirse; bu beni mutlu etti. Yazmanın amacını çok gözlemledim ve hala gözlüyorum. Ve tam da bu konuda iyi bir eser ortaya koymak istiyorum. Beğenilmek için yazmadığınızı söylediniz. Doğrudur. Mesela ben gergin durumda yazarken beğenilmeyi düşünmem, bunun dışında düşünür müyüm? Evet ama yazmadan önce, kesinlikle yazma anında değil. Yazarken yazdığınız dünyaya gidemezseniz, ona odaklanamzsanız, seyircileri trübinleri düşünürseniz, başaramzsınız. Samimi olamazsınız. Gerçek kelimeler kullanamazsınız. Beğenilip beğenilmemek umrumuzda olmasa da, mutlaka bir şeyler umrumuzda oluyor hayatta öyle değil mi? Yazmanın da dışını hayatın genelini kast ediyorum, illa ki bir şeyler umrumuzda. Hiç bir şey umrumuzda değilse eğer işimiz bitmiştir. Ne yaparsak yapalım. Yenilgiden hep kaçmak zorundayız. Yine ne güzel demiş Hemingway; "İnsan yenilmek için yaratılmamıştır." Sevgilerle.. :)  01.10.2010 9:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 999
Kayıt tarihi
: 26.08.10
 
 

1983 Ankara doğumlu olan yazar, evli ve bir çocuk babasıdır. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster