Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '18

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
111
 

Okuyanlar Neden Okur-Yazanlar Neden Yazar?

Okuyanlar Neden Okur-Yazanlar Neden Yazar?
 

Okuyanlar; ya okutulmamak için kendi tercihleri gereği ilgi duydukları alanları bulup okurken bazı kitapları bulmakta zorluk çekilse de ekrandan okumakta zorluk çekmeyenlerin maddi kaygı duymaksızın internette okuyacakları binlerce pdf, epub formatında binlerce kitap var. Parası olan, bu duruma kaynak ve her şeyden önemlisi zaman ayırabilecekler için sınırsız kaynak var.

Zaman zaman çeşitli sosyal medya sayfalarında da görülebileceği gibi halkımızın önemli bir kesimi roman okumayı tercih ediyor. Diğer okumalar yapanların sosyal medyada zaman geçirmeye zamanları olmadığından veya sığ muhabbetlere girmekten özenle kaçındıkları için de olabilir ya da zamanları olmadığından veyahut söz konusu ortamları gayri-ciddi ve samimi bulduklarından olsa gerek ki, doğrusu bu konuda son derece haklılar; karşınıza neler çıkacağını bilemeyebiliyor hiç istemediğiniz halde insan kendini bir tartışma ve hakaret yağmurunun içinde bulabiliyor.

Normal zamanlarda insanlar bildikleri kelimelerle hayal kurabilir, onlarla rüya görebilirler. Rüyaların zenginliği bile dilsel algısal zenginlikle alakalıdır. İnsanın bildiği, öğrendiği, farkına vardığı hemen her şey insana yeni yollar açarken, çevresinde söz söyleyen anlayan biri haline getirebileceği gibi dar çevrelerde aşağılanmalara neden de olunabilir. Hiç kitap okuma alışkanlığı olmayan bir toplumda çok okuyan yüz kelimeyle konuşan, iki yüz kelimeyle düşünen bir toplumda aşırı okumak çoğu zaman yalnız kalmak veya anlaşılmaz olmayı da sağlar. Tabi farkına varılan her yenilik insana mutluluk getirecek diye bir şey yok. İnsanın algıladığı gerçeklerin tam zıttı olan hayat şartları ve kurallar düzeni kişiyi mutsuz da edebilir. Kimi zaman insanların gördükleri veya bildikleri tat alma duyusunda daha nitelikli eserleri arar hale getirse de talep karşılanmadığı takdirde “cehalet mutluluk getirir” diyen Dostovyeski’ye cevap yurdum insanından gelir; “Allah kimseyi gördüğünden eksik etmesin!”

Yazarlar arasında hemen hiçbir beklentisi olmayanlar blog yazarları olmalıdır. Çünkü profesyonel meslekleri yazar olmadığından kimisi farkında olduğu bir duruma dikkat çekmek, kimisi paylaşmak için, kimisi paylaşmak için, kimisi de geleceğe not düşmek adına yazıyor. Ya bu nedenlerin haricinde birden çok nedenle de yazıyor olabilir.

Yazarlar arasında ciddi para kazananlar da var, kitabını bastıramadığı için cesareti kırılanlar da. Bu durum biraz da sipariş üzerine bir grup adına çalışanlarla kendi başına ayakta kalmaya çalışan insanların durumunu hatırlatıyor.

Grubu olan, açıkça işaret edilen bir yazarın tanıtımı kolay oluyor. Tanıtımı kolay olunca kendi yazmadığı bir kitabın dahi üzerine adı yazıldığı ve reklamı da kusursuzca yapıldığı takdirde yüz bin satacak yazarları düşününce insan ortada bir oyun mu oynanıyor hissine kapılsa da tercihen ya okuyor ya da okumuyor. Misal dünya klasiklerini okumak önemlidir; herkes okumalıdır diye düşünülür ve bu konuda yaygın bir kanaat vardır. Bu durum tıpkı türkü barlarda nice güzel sesli gençler küçücük paralara çalışmak zorunda kalırken, ahlaki açıdan, ses açısından son derece bozuk bir profil sergileyen kişiler sürekli ünlerine ün katarak artarken, şımarıklıkları sevimlilik, adap ve ahlak kurallarını hiçe sayıştaki umursamazlık katlanarak normal insanları dahi zıvanadan çıkaracak hale getirirken insana bir şeylerin iyi bir şeylerin üzerlerinin örtüldüğü ve iyiye dair ne varsa gömüldüğü izlenimini veriyor.

Bazı kitaplar bin kelime ile yazılırken, zorluk derecesine göre beş bin, on bin kelimelerle yazılır. İş Güvenliğinde sıkça kullanılan bir afiş sloganı vardır; bir zincirin sağlamlığını en zayıf halkası belirler. Bir kitaptan da azami keyif almanın yolu kişinin duyduğunda okuduğunda anladığı kelimelerle yazılmış bir kitaptan keyif alırken bilmediği kelime sayısı ne kadar artarsa memnuniyetsizlik, mutsuzluk o kadar artar ve okumak zulüm haline gelir, okuma hızı düşer. Kişi ciddi para vermediyse muhtemelen söz konusu elinde okumakta olduğu kitabı rafta tozlanmaya bırakır.

Öte yandan hemen her yazan şunu rahatlıkla görebilir ki; ortalama en az bir a4 büyüklüğündeki tam sayfaya sığan yazı ortalama yirmi-yirmi beş yıl yaşanmışlık ve artı birkaç saat zamana mal oluyor. Gerçi yazmayıp televizyonda Recep İvedik-8 de izlenilebilir.  

Okuyucusu olmasa da kimi zaman hatalı metinler ortaya çıksa da saçma ve yazıldığı için okunan fikirlere inat, her yazabilen kişinin yazması elzemdir, gereklidir. Zira en iyi fikirler henüz dile getirilmemiş fikirlerdir. Hoş hiçbir şaheser yaratıcısı, ressam, sanatçı ve yazar yüz veya iki yüz yıl sonra keşfedilmiş olduğuna göre belki de dünyadaki gidişatı değiştirecek fikirleri dile getiriyor olabiliriz. Sadece bir miktar cesaretimiz kırık, özgüvenimiz yok diye yazmamazlık edemeyiz, etmemeliyiz…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 550
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 288
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster