Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
572
 

Okuyucu sınıflandırması

Okuyucu sınıflandırması
 

Milliyet Bloga üye olurken yazmak istediğiniz, kendinizi daha iyi ifade edebileceğiniz bir kategori seçmeniz isteniyor. Tabiî ki bu bir sınırlandırma değil… Yani seçtiğin kategoride yazacaksın diye bir kural yok… Kimi aşk hikâyeleri anlatır, kimi o gün yaşadığı olaylardan bahseder, mesleki deneyimlerini paylaşanlar olur, kitap ve sinema anlatanlar, Türkiye ve dünya gündeminden bahsedenler, siyasi konular yazanlardan tutunda o gün bir çiçekten etkilenip satırlarca yazan saf aşıkları da bulmak mümkündür.. Milliyet blog farklı renkleri içinde barındırması ve herkesin istediği türden yazıları okuyabilmesi açısından farklılığını ve güzelliğini sürdürüyor… Ve bu ortamda bulunmaktan da çok mutlu olan birçok arkadaşımız var…

Arkadaş sohbetlerimizde direk konu olmasa da laf altlarında dikkatimi çeken bir konu var…“Okuyucu Sınıflandırması”… “Nedir bu” diye soracak olursanız şöyle açıklayabilirim… Örneğin çokça yazdığınız kategori aşk-evlilik, ilişkiler ve gündelik yaşam olduğunu varsayalım… Tüm özelinizi burada paylaştığınızı ve bundan da rahatsızlık duymadığınızı düşünelim… Çünkü burası bazen bir yorumla bazen okuyarak size destek veren insanların bulunduğu bir ortam… Üzgün olduğunuzda gülümsemenizi sağlayacak mesajlar, hatalı olduğunuzda yol göstermeye çalışan sanal arkadaşlarınızla kendinizi iyi ve bazen de güvende hissettiğini bir yer. Fakat yazdığınız yazılar sizi “Duygusal aşık” durumuna düşürebilir. Ki bundan şikâyetçi olan yoktur sanırım…

Blog yazarları birbirlerini yazdığı yazılardan tahlil eder ve nasıl bir yapıya sahip olduğunu biraz olsun anlamaya çalışır… İşte anlatmaya çalıştığım okuyucu sınıflandırması burada başlıyor… Sanki o politika, Türkiye gündemi, hak-hukuk konularından bu duygusal yazarlar anlamıyormuş gibi davranılıyor… “Hayatı aşkı düşünmekten ibaret olan insanlar nasıl olurda savaştan, barıştan, siyasi cinayetlerden, uluslararası politikadan anlayabilir ki… Birde bak sanki çok bir şey katabilecekmiş gibi yorumda yazıyor…” Farkında olmadıkları şey o duygusal yazarların aptal olmadığıdır… Burada tüm yaşam tarzını değil hayatından bir parçayı yansıtabilir sadece. Bu da onun bu gibi konulardan anlamadığını göstermez… Sonuç olarak okuyucu sınıflandırması sadece tatsızlık yaratır. Dünyada olduğu gibi insanları sınıflara ayırmak savaşları, MB de okuyucu sınıflandırması da sevimsiz çekişmeleri ve kızgınlıkları beraberinde getirir…

Fotoğraf : Marc Riboud

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Seda, yeryüzü insanının her ne derdi varsa bunu en iyi sevmeyi bilen insanlar bilir. Olumlu bakımdan bakarsak, mutluluğunu da yeryüzü insanının gene en iy sevenler, sevmeyi başarabilmiş olanlar bilebilir. Sevgiyi yazanlar toplumsal yazıların da en güzelini yazarlar. Doğrudur yazdığınız; biz burada bir bakıma görücüye de çıkmış gibiyiz. İsteyen istediğini belli bir çerçeveye koyabilir. Çağımız insanı başkasını anlamak kadar, kendini anlatmaktan da korkmamalıdır. Bir dolu hayat var Milliyet günlükte, hepsi de saygıdeğer. Kır çiçeklerinin memleketimizin her yerinden toplanıp insana sunulduğu çiçek mezatı gibi. Sonra hayatların gizlenecek neyi olur ki, hele de eli kalem tutanların... Sevgiyi de yazarız; ağlayan ve gülen insanı da... Ağladığımızı da yazarız güldüğümüzü de... Ve yeryüzü insanının her derdini de... ''Hayatı aşkı düşünmek'' aslında insanı düşünmektir. Herkes sevse ve sevgi dolu bir hayatı yaşasa da acınası hallere düşmese insanlık. Sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 17.03.2007 23:37
Cevap :
Çok haklısınız Cemal Bey... Sevmeyi bilenler en iyi anlatır olup biteni..Burada kocaman bir aileyiz ve hepimizin aynı olması diye birşey sözkonusu olamaz...Ve yazılanlar ne olursa olsun biraz olsun birbirimize saygılı olmalıyız diyorum sadece ben...Sevgilerimle  18.03.2007 17:17
 

senin de dediğin gibi burası bütün yaşamımızı gözler önüne serdiğimiz bir yer değil, yaşamımızdan dilediğimiz bir kesiti seçip paylaştığımız bir yer sadece, kalan parçalarsa sadece bize ait. durum böyleyken buzdağının sadece görünen kısmına bakıp, yorum ve tanım yapmak ne kadar doğru olabilir ki. asıl derin, asıl gerçek kısım suyun dibindeyken. her yaşamın bir öyküsü vardır mutlaka. bu yaşamın içinde bir yerlerde yer alıyorsak, nefes alıyorsak, yaşıyorsak herhangi bir coğrafyada, görebiliyorsak gökyüzünü, kim olursak, nerede ve ne yapıyor olursak olalım hepimizin söyleyecek bir çift sözü mutlaka vardır, hem de her konuda. lise sıralarında değiliz ki artık, matematikten çakmayan "sözelci", iki kelimeyi biraraya getiremeyen "sayısalcı" ayrımlarıyla zaman harcayıp insan sınıflandıralım. komposizyon sınavında değiliz arkadaşlar, ucunda not yok bu işin sadece yaşıyor ve yazıyoruz. o yüzden boşverelim. boşver seda, aklın ve yüreğin hep böyle hoş kalsın ki hep böyle hoş şeyler yazasın..

beenmaya 
 16.03.2007 11:07
Cevap :
Sevgili Beenmaya, öncelikle bu güzel yorumun için teşekkür ediyorum sana... Çok haklısın biz burada kompozisyon yarışmasında değiliz... Yaşıyoruz ve yaşadığımız her şeyde iki kelime konuşma hakkını kendimizde görüyoruz ve görmeyede devam etmeliyiz... Hiç bir konu birilerinin tekelinde değildir... Kaldı ki böyle düşünenlerin yaptıkları ne kadar doğru, tartışılır... Söylediğin gibi boşverdim ben ve böyle yazmaya devam ediyorum.. Sevgiler...  16.03.2007 11:56
 

Burası düşüncelerin duyguların serbestçe paylaşıldığı bir platform. Kimin hangi konuda ya da konularda tercihini kullanacağı sadece kendisini ilgilendirir. Politik yazılar yazan birisinin aslında düşünüldüğü kadar ciddi(!) olmadığı ya da aşk ve sevgi üzerine yazanların aslında bir çok açıdan çok da donanımlı olduğu göz ardı ediliyor sanırım. Bu, son derece saçma bir sınıflama gayreti. Kendini önemli görme isteği belki de...Böyle düşünen kişilerin kompleksleri olduğu konusunda rahatlıkla yargıda bulunabiliriz. Keyfin hangi konudan bahsetmek istiyorsa yazmana devam et Seda'cığım! İlgisini çekmeyenler okumaz, olur biter.... Bu kadar:) Sevgimle...

Yeşim Özdemir 
 15.03.2007 15:47
Cevap :
Yeşim'ciğim kesinlikle haklısın...Sanırım kendini önemli görme durumu çok üst seviyelerde... Göz ardı edilen şey ufak bir şey değil bence... Çünkü " böyle bir konudan anlamazsın der" gibi alaycı bir cümle gelirse hem kırarsın karşındakini hemde kaybedersin... Belki fazla tepki gösteriyorum ama durum budur... Ben yazmaya devam edicem tabikiii :))) İsteyen okur istemeyen okumaz... Kucak dolusu sevgiler canım dostuma...  15.03.2007 18:29
 

Sevgili Seda, herkes içinden geldiği gibi, elinden ve dilinden geldiği kadar yazıyor. Kimin hangi konuda yazıp hangi konuda yazamayacağına kim karışabilir? Ben böyle bir müdahaleye rastlamadım ama sen yakındığına göre herhalde vardır birileri. Selamlar.

Murakami 
 15.03.2007 10:18
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim Celal Bey...  15.03.2007 18:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 194
Toplam yorum
: 2196
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1515
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster