Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
273
 

Öküz altında Buzağı…

Öküz altında Buzağı…
 

RESİM INTERNETTEN ALINMIŞTIR


Güne ve İstanbul’a gözüme düşen güneşle uyandım. Küçük adam yataktan kalkar kalkmaz bağırdı. “Yaşasın, güneeeeş”

Güneş ışığın yarattığı mutluluktan nasiplenmiş, mutlu oldum. Aklıma ders çalışırken sinirlendirince, yumruğu gösterdiğimde verdiği cevap geldi “Güneşi gördüm anne”

Bu sefer güneş gerçekten görünmüştü. Mutlu ve huzurlu başladık güne. Keyfimi kaçıracak hiçbir şey yok.

Sağlıklı ve sıhhatliyiz bu güne kavuşurken ailece. Çocuklar yollanacaklar okula, bizler işlerimize.

Akşama sağ salim toplanmak hayali masanın başında. Gerisi hayır ola.

Keyif desen deniz. Bindim motoruma. Eminönü’ne gelince motor, yolcular indi. Karaköy anonsluyla taktım gözlükleri, çıktım açığa.

Güneş nasıl da güzel parlıyor bugün. Karanlık ve puslu havaların ruhumuzu bunaltması ve ışıklı aydınlık günlerin bu denli cıvıltılar şakıtması.

Motor Karaköy iskelesine doğru yol alırken, gözümü dikip bulutlara içlerine girmek niyetindeyim sanki. Derin soluk alıp veriyorum. Motorun dumanına inat, sanki güneşi çekeceğim içime hapsedip bir kış idare etmek gayretinde ciğerlerim.

Martılar, büyüklü küçüklü. Renkleri beyazlı, alacalı. Nazlı, nazlı süzülüyorlar gökyüzünde. Onlarda keyifli güneşten belli. Motor yanaşırken iskeleye, balıkçıların brandalarını üzerine tünemiş martılar çığlıklar atıyor. Kapışıyor, balıkçıların attığı balıkları. Keyif işte budur.

Kafama takılanlardan bir günlük istifa ediyorum.

Para yok, boş veeer. Güneşe bak. Paradan daha parlak.

Yazımı editörler neden gece yayınlıyor? Boş veeer. Gece güne, er geç döner.

Üniversite sınavı, büyük oğlum, boş veeer. At binenin, sınav kopya çekenin.

Köşedeki dilenciye sinir oluyorum, boş veer. Vergi verenin, para dilenenin.

Hah, yine aynı kadın. Giymiş koca totosuna mini etek. Boş veer. Senin ki de büyüyecek.

Bankalar caddesin kaldırımına dönen köşede iyice düşüyor güneş gözüme. Mutluyum, mutlu. Sorma gitsin.

İçim çekse de Kuzguncuk sahilini ve Haydarpaşa’yı yetiniyorum güneş düşen kaldırımın parlayan cazibesiyle.

Mutsuzluğa geçit yok bugün. Ruhum rahat ve şımarık. Paltomun önü dahi açık. Güneşi kucaklamak ister gibi bedenim.

Takmayacağım kafama bu gün gereksiz şeyleri. Bana mı kaldı düzlemek evreni, ülkeyi.

Saldım dertleri denizden içeri. Gayri balık bilsin dertleri.

Çay gelmiş, ofis sıcak. Güneş yalayıp İş Bankası binasını düşüyor gözüme. Şımarıklık dorukta. Yakıp bir cigara, açıyorum gazeteyi.

“Van’da çadırda çıkan yangında iki çocuk öldü.” Haberi okuyunca güneş düşüyor gözümden. Işık sönüyor günümden.

Puslu günlerin içimi sıkan ruh haline bürünüyorum. Mutluluk çabalarım ve mutlu olmak üzerine ettiğim onca lafa diyecek birkaç söz kalıyor aklımda.

“Laf ile peynir gemisi, yürümüyor. Öküz altında buzağı, büyümüyor.”

Kapattım gözlerimi güneşe, çocuklar yanmasın diye.

 

 

Sağlıkla ve mutlu kalın 18/11/2011

Gülay Mustafaoğlu

Mediha Kubali bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Müthiş... Duygusal... İnsanca bir final... Güneşe bile sevinebilecek kadar düşürebilsek de iyiye karşı umudumuzu; beklentimizi; acı bir detay alıp, götürebiliyor iyimserlikten de iyimser güzele olan iyi niyetimizi... Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 19.11.2011 17:14
Cevap :
Teşekkür ederim. Işığın hepimizi aydınlattığı günleri görmek dileğindeyim. Kimi zaman da böylesine bahtsız olaylar kaşısında, ışıktan feragatle isyana varsa da hissiyatım. Sağlıkla ve mutlu kalın.  21.11.2011 15:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!