Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
242
 

Olabilir Mi?

Olabilir Mi?
 

Fiyatların, ekolojik gerçekleri söylemesine izin vermediği kapitalizm çökebilir mi?

Aşılan yaşam destek alanları; yok olan balık yatakları, azalan ormanlar, genişleten çöller, tahrip olan topraklar, bozulan meralar, artan karbondioksit düzeyleri,azalan taban suyu seviyeleri, artan sıcaklıklar,daha yıpratıcı fırtınalar, eriyen buzullar, yükselen deniz suyu seviyeleri, ölen mercan kayalıkları ve nesli tükenen canlılar… sürdürülen ekonomiyi daha ne kadar taşıyabilir?

Yoksulluk ve açlık neden artıyor?

Çevre mi ekonominin, yoksa ekonomi mi çevrenin destekleyicisidir?

Sorularının ardından, 2. Dünya Savaşı'nda yaşanan ekonomik seferberlik akla geliyor.

ABD, 2. Dünya Savaşına girmeme konusunda kararlı ve ısrarlı. Ancak 7 Aralık 1941'de Pearl Harbour saldırısına doğrudan maruz kalınca, karşılık veriyor.

ABD'nin katılımı ile 2. Dünya Savaşı’nın savaşın yönü değişiyor, müttefikler 3.5 yılda zafere ulaşıyor.

Peki, bu nasıl olmuştu?

Başkan Roosevelt, Pearl Harbour bombalanmasından 1 ay sonra, yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, ülkenin silah üretim hedeflerini açıklıyor; 45 bin tank, 60 bin uçak, 20 bin uçaksavar ve 6 milyon tonluk gemi filosuna ihtiyacımız var. Ve ekliyor, "<ı>Hiç kimse bunun imkansız olduğunu söylemesin! " Zira, ABD tarihinde daha önce bu kadar çok sayıda silah üretiminin yapıldığı görülmemişti.

Roosevelt, buhran döneminde bile yılda 3 milyon otomotiv üreten sektörünün liderleriyle bir araya geliyor. Onlara, hükümetinin yeni hedeflerini açıklıyor.

Otomotiv üreticileri, alına kararın vahametinden biraz uzak, otomotiv üretimlerinin yanında silah üretimini de yapabileceklerini söylüyorlar.

Başkan kararlı. Kısa bir süre sonra otomobil satışı yasaklanıyor. 1942 başından 1944 yılı sonuna kadar -yaklaşık 3 yıl- ABD'de tek bir otomobil bile üretilmiyor.

Bunun yanında, ev ve otoyol inşaatları da durduruluyor. Lastik, benzin, akaryakıt ve şeker vb. ürünler 1942'den itibaren karneye bağlanıyor.

1942 yılı, ABD tarihinin en büyük sanayi üretimine tanık oluyor. Ancak, üretim sadece askeri amaçlı.

1944 yılı sonunda -sadece- 60 binlik uçak hedefi, 229.600'e ulaşıyor.

"Sıradan Bir Zaman Değil" kitabında D. Kearns Goodwin, o yıllarda çeşitli şirketlerin nasıl tarz değiştirdiğini şöyle anlatıyor:

Makineli tüfek üretimine ilk başlayan şirketlerden birisi, bir buji fabrikasıydı. Bir ocak üreticisi, filika üreticisiydi. Bir atlıkarınca fabrikası, silah parçaları. Bir oyuncak fabrikası, pusula üreticisi. Bir korse üreticisi, el bombası kemeri imalatçısı. Bir langırt makinesi tesisi, zırh delen bombalar üretiyordu.

Geriye dönüp baktığımızda, barış zamanında savaş zamanı ekonomisine bu kadar hızlı geçiş yapılması insanı çok etkiliyor.

Kaynakların sadece birkaç ay içinde harekete geçirilmesi, bir ülkenin değişimin gerekliliğine inandığında ekonomiyi nasıl hızla yeniden nasıl yapılandırılabileceğini gösteriyor.

Medeniyetlerin arkeolojik kalıntılarından yola çıkarak, onların çevreye zarar veren ekonomik adımlar attığını ve gerekli önlemleri zamanında almadığını görüyoruz. Benzer riskle karşı karşıyayız.

Sürdürülebilir bir ekonomi kurmak için bir araya gelebilecek miyiz? Kullan- at mantığından, yeniden kullan/geri dönüştür mantığına dönüş yapabilecek miyiz?

Çevresel olarak sürdürülebilir ; “eko-ekonomiyi “ kurabilecek miyiz?

Kaynak: Plan B 3.0

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

insanı tüketimiyle kutsallayan, bunun dışında doğasını ve yaşam alanlarını öteleyen, kâr ve kazancı yaşamın üst ereği olarak öncelleyen kapitalist, neo liberal ekonomik sistematik gezegeni varoluşsal sorunlarla yüz yüze bıraktı. Sürdürülebilir ekonomi politik kismi çözümler getirse de uzun vadede insanı ve doğasını öncelleyen yaklaşımların dünya sistematiğinde egenem olması gerektiğini düşünüyorum. Uzun vade de ortada yaşanabilir bir doğa kalırsa tabii. selamlar

hassan ali 
 25.07.2008 19:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 271
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 700
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster