Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '18

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
236
 

Olağanüstü İnsanlar: Şaman Kimdir ve Şamanizim Nedir? (Mircea Eliade'nin Düşünceleri)

Olağanüstü İnsanlar: Şaman Kimdir ve Şamanizim Nedir? (Mircea Eliade'nin Düşünceleri)
 

Şamanın Dünyası, Nodira İbrahim Güçsav, 2012


Geçmiş yazılarımda, Olağanüstü insanlar konusunu başlatmıştım ve ünlü araştırmacıların bu konudaki fikirlerini, bilimsel çalışma sonuçlarını açıklamayı niyet edinmiştim. Bu yazımda son dönemlerde çok dikkat çekmeye başlayan Şamanizim olgusunu, özellikle Türk Şamanlık geleneği üzerinde inançlar konusundaki büyük eserleriyle tanınan Mircea Eliade'nin düşüncelerini paylaşacağım. O'nun 'Şamanizim' adlı kitabından alıntılar vermekteyim.

Kutsalın her belirişinin tüm kutsalı dile getirişidir. Ona göre en ilkel ve en yalın kutsal görüngüde bile kutsallık üzerine her şey söylenmiştir: Kutsalı bir taşta ya da ağaçta dışa vurması, bir tanrıda dışa vurmasından ne daha az gizemli ne daha az ilgiye değerlidir. Gerçekliğin kutsallaşma süreci hep aynıdır, yalnızca bu kutsallaşmanın insan bilincinde aldığı biçim değişir.

Kutsalın görüngeleşimi (hierophanie) olayları hep tekrarlandıkları için ki dinsel-inançsal olaylar başkalarından kolay ayrıt edilebilir.

Şaman bir otacı, sihirbaz ve aynı anda Ruhgüder (psychopompe) rahip mistik ozan olabilir.

Şaman Tunguzca sözdür. Rusça aracılığıyla geliyor ve dar anlamda Sibirya ve Asya’ya aözgü bir inançsal olgudur. 

Esrime-vecd, extase nin baş ustası yalnızıca şamandır. Bu karmaşık olayın ilk tanımı beklide en az yanılma payı taşıyanı- bu, şamanlık =esrime tekniğidir.

Sihir ve sihirbazlara hemen her yerde rastlanır ama şamanlık üzerinde ısrarla duracağımız özel bir sihirsel ‘uzmanlık’ durumu gösterir: ‘ateşe egemen olma’, ‘sihirli uçuş’ gibi … her otacı sağaltıcı olabilir, ama şamanın kendine özgü yöntemleri vardır.

Herhangi esrik kişiyi şaman sayamayız, şaman, ruhunun bedeninden ayrılarak, göge tırmanmaya yada yeraltına inmeye giriştiğini varsayan özel bir esrimenin uzmanıdır.

O, ‘kendi ruhlarına’ eğemendir: şu anlamdaki, insan olmakla beraber, ‘ölülerin’, ‘cinlerin’ ya da ‘doğa ruhlarının’ aleti olmaksızın onlarla iletişim kurmayı başarır. Şamanlar mensup oldukları toplulukların içinde sivrilen sıra dışı kişilerdir… Şamanlar kendi mistik deneyimlerinin yoğunluğuyla dinsel topluluğun geri kalan kısmından ayrılırlar. Başka deyişle, onları ‘din’ denen şey değil,  mistiklerin arasına koymak daha akla yatkın geliyor.

‘Şaman büyük bir insan ruhu uzmanıdır: ruhu yalnız o ‘görür’,  zira ruhun ‘formunu’ ve yazgısını o bilir.

Gök-tanrının güncel dinselliğinin Kuzeydeki ve Kuzeydoğudaki komşu halklara göre daha iyi korunmuş olduğu Türk tatarlarda da aynı şekilde ‘Başkan’, ‘Han’, ‘Bey’ ve sık sık da ‘Ata’ adıyla anılır.

Hasta gibi dindar adam da, insan varoluşunun temel verilerini, yani yalnızlığını, hayatının pamuk iplerine bağlı oluşunu, dış çevrenin düşmanlığını kendisine açıklayan farklı bir yaşam düzeyine fırlatılmıştır.   Fakat ilkel sihirbaz, otacı ya da şaman yalnızca bir hasta değildir: O her şeyden önce, bu hastalığı yenmiş biridir.

Yakutlarda kusursuz şaman ‘ciddi’ olmalıdır, söz ve davranışları yerine oturmalı, kendini beğenmiş, gururlu ve öfkeli bir kişilik göstermemelidir.  İçinde insanları ürkütmeyen, ama gücünün de bilincinde bulunduğu his edilmelidir.  

Şaman düz insanların dünyasından ayrılıp tekilleşir; bunun nedeni de kutsallıkla daha dolaysız ilişkide olması, kutsallığın dışavurumlarını daha etkili biçimde denetleyebilmesidir. Bu norm dışı ve beklenmedik bir deneyim yoluyla tekilleşme kavramını açıklığa kavuşturmak önem taşır, çünkü yakından bakılınca bu tekilleşmenin – sıyrılıp ayrılma anlamında kutsalın dialektiğinin içinde yer aldığı görülür. Gerçekten de en ilkel hieorophanie (kutsalın görüngü haline gelmesi) olayları bile, herhangi bir nesneyle onu çevreleyen kozmik bölge arasında, kökten ve varlıksal değer taşıyan bir ayrılmadan başka şey değildir. Bu bireyler bir bakıma o kutsalın ete kemiğe bürünmüş biçimidir, çünkü onu yoğunlukla yaşarlar; ya da başka bir deyişle, kendilerini ‘seçmiş’ olan dinsel ‘formun’ (tanrı, ruh, ata, vb) ‘yaşantısını oluştururlar’.

Şaman olacak kişinin ya da bu göreve çağrılmasını belirleyen bütün esrime olay ve yaşantıları, bir sırra-erme (initation) töreninin geleneksel öğelerini - şemasını – gösterir: acı çekme, ölme ve dirilme.

Sibirya şamanları ve Avusturyalı otacılarının inisasyonları arasında yakın bir benzerlik vardır. Her iki durumda da atalar ya da yarı-tanrısal varlıklar tarafından, vücudunun parçalanmasını ve iç organlarıyla kemiklerinin yenilenmesini kapsayan ameliyata konu olur.

Hayvanların en başta kuşların dilini bilmek, dünyanın her yerinde Doğanın gizlerini bilmek ve dolayısıyla gelecekten haber verme yeteneğine sahip olmak demektir.

Şamanların eğitimi sık sık rüyada gerçekleşir. Tam yetkin kutsal yaşama kavuşmak, tanrılar, ruhlar ve ata ruhları ile dolaysız ilişkiler kurmak ancak rüyada olur. .. Şamanlık kalıtsal olmakla birlikte, gerekli nitelikleri kazanıp onaylanmak ancak rüyada ruhları gördükten sonra olur. Bu ruhlar da zaten kuşaktan kuşağa kalıtsal olarak geçerler. 

 Dr.Nodira İbrahim Güçsav

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 399
Kayıt tarihi
: 24.11.18
 
 

1996 da El-Harezmi adındaki Harezm Devlet Üniversitasını tamamlayıp, Biyoloji öğretmenliği diplom..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster