Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '15

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
169
 

Öldüm...

Öldüm...
 

"Kafamın karmakarışık olduğu bir sürü yıllar geçirdim; öğrendiklerim, öğretilenler, din, töre, alışkanlıklar, aile ilişkileri... Çelişkilerimi çelişkilerden ayıklamak istedim ve gerçekten çok zordu. Ne doğruydu, kim haklıydı, neden, niçin, kime hizmet ediyor, ne olacak derken, hayatı yaşayamayıp ıskaladığımı fark ettim. Beni kendime ilk getiren bir filmdi; Kurtlarla Dans, sonrasında korkunç bir trafik kazası- o güne kadar ince ince işlediğim tüm nakışlar sökülmüştü- sonrasında yıllarca topluma, insanlara, endüstriye, bilgiye hizmet ederken çocuklarım dünyaya gelince sadece onlar için yaşama kararı almak, bu arada işim gereği sürekli gezip dünyayı öğrenmek, dünyadan binlerce insanla muhatap olup o ülkelere dair kafamda soru işaretleri oluşturmak, RTE'yi tanıdıkça Demirel'e saygı duymak, yaşadığımız kin ve nefreti-muhtemelen çocukluğumuzdan gelen- milliyetçilik adı altında başka ırkların üzerine misak-ı milli üzerinden akıtmak, ya da kendi açmazlarımızdan hareketle cinsiyetsiz bir tavır takınacağım diye insanların var oluşlarını yargılamak, İYİ İNSAN olmak adına hatalardan arınıp İNSAN OLAMAMAK, hatta hormonlarımıza bile isyan edip erkek olamamak, hepsi birden KAFAMDAKİ ÖN YARGILARIMDI. Ve bugün için öldüğümü anladım. Bütün bu acılardan, hayal kırıklıklarından, anlamsız peşin hükümlerden, cinsiyetçilikten, her türlü öğrenmiş olduğum kendimi kandırmalarımdan, nihayetinde arındım. Topu, topu yaşayacağımız bir 30 yıl varken saçmaladığımızı düşünüyorum. Ne meclisin kurulması ve ona Deniz Baykal'ın başkanlık etmesi, ne de hükümetin kurulamaması dünyanın sonu değil. Düşünsenize Deniz Gezmiş'in idamına oy kullanırken Demirel sadece 36 yaşındaymış. Nasıl bir sorumluluk bekliyoruz ki politika kariyerinin başındaki Sülo'dan, ki Amerika'da gördüklerini tatbik edebilmek için yerinde duramayan genç ve zeki bir  adamdan bahsediyoruz, tıpkı ilk mezun olduğumuz günlerdeki bizler gibi, hele benim gibi BAŞARAN öğrenciler arasındaysanız, ne kadar umutluyduk hayata dair, ülkemize dair, THY'yi dünyanın en önemli markalardan biri haline getirecektik ve geldi de! Oysa yaşanacak sadece bir yaşamım vardı, bir ölümlük tek bir yaşam. Bu kadar basit bir RUH ve ENERJİDEN bahsediyoruz. Bir kutup ayısı da olabilirdim. Ya da OK atan bir Türk boyu kadını! Ya da gerçekten bir kahraman olabilirdim. Yıllarca gündüz mühendis, geceleri dansçı olan birinden söz ediyoruz. Aslında yaşamım, okuduğum çizgi romanların etkisinde kalmıştı. Evet bugün kesinlikle öldüm..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

" öldüm" demek, aslında yeniden doğmanın vakti sanırım." Eski ben öldü, hoşgeldin yeni ben " yani. Sizin doğumunuz da şimdiden kutlu olsun. Selamlar!

Çiğdem Timur 
 22.06.2015 22:14
Cevap :
Çok naziksiniz; çok doğru çözmüşsünüz; çok teşekkür ederim...  23.06.2015 13:45
 

Sanıyorum olgunluk böyle bir şey: sorguladığın ve yargıladığın yaşam(lar)dan vardığın sonuçların tadına vara vara çözümlemesini yapmak. Ve son noktada bunların hiçbirine değip değmediğini dinginlikle düşünmek. Biz toplum olarak birçok şeyi olduğundan fazla ciddiye alıyor ve önemsiyoruz. Ciddi olmayı asık suratlılıkla karıştırıyoruz (rahmetli Barış Manço'nun sözüdür). Oysa yaşamı güleryüzlü ve anlayışla yaşamayı beceremiyoruz. Keşke daha uzun yazsaydın bu blogu. Daldan dala atlanacak çok konu vardı içinde. Sevgiler dostum.

Güz Özlemi 
 22.06.2015 20:04
Cevap :
Evet, böyle güzel bir sahne haline geldi bizim için hayatımız, hayatlar, olan bitenler, şımarıkça değil fakat olgunca bunun üzerinden oynamalar yapabilecek kadar büyümüşüz... Detaylara girmek istemedim ve herkesin anlamasını da istemedim. Bu yüzden detaylandırmadım. Mevlana'nın dediği gibi ne kadar bilirsen bil karşıdakilerin anlayabildiği kadar olduğu için hayatı artık kısa kesiyorum. Sonsuz cümlelerden kaçamak yollardan artık sıkıldım. Neyse o olmalı her şey ve basit ve anlayabilene anlaşılır... Hayatın bu evresini aslında çok sevdim... Güzel yorumun için teşekkür ederim... Sevgiler  23.06.2015 14:02
 

Ölmekle özdeştiriyoruz da bizim ölümlerin dönüşü de var ...Sağlık olsun demekle geçiştirmek aynı da olsun yine de sağlık olsun :) selamlarımla :)

Tülay EKER 
 22.06.2015 13:23
Cevap :
Biz her daim yeniden doğuyoruz... Ve belki de insanlar bıkıyorlardır bu durumdan ama biz böyleyiz...   23.06.2015 13:43
 

Hayatta bir çok kez ölüyoruz. Her seferinde yeniden doğmak (Kişisel "Rönesans"lar!) üzere! Biyolojik olarak her gün ölen hücrelerimizden de aşinayız zaten bu duruma. Sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 22.06.2015 12:48
Cevap :
Bizim gibi insanlar tekrardan yenilenme, Rönesans geçirme, yeniden uyum gibi faklı sözcüklerle, ya da yeniden doğumla açıklanabilecek içsel bir deyimle bu hayatı sonuna kadar değerlendirerek yaşamaya çalışıyoruz. Ve ben bu halimizle ilgili iftiharda bulunmak isterim; aferim bize!  23.06.2015 13:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 617
Toplam yorum
: 1646
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 292
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster