Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
41
 

Ölen Tarımımızı Kurtarabilir miyiz ?

Bitirilen Tarımımız ve 5 Aşamalı Çözümü

Bir ülkede tarımın iyi gitmediğini ve bittiğini gösteren 3-4 haber duyarız medyada.

-Saman (buğdayın bildiğimiz sap ve yapraklarının parçalanmış hali, besin değeri çok çok azdır, sadece hayvancılıkta mide dolgu hammaddesi olarak kullanılır) ithal ediliyorsa

-Memleketin her yerinde besi hayvancılığı yapılırken kurban bayramına 2 ay kala ithal ette vergi sıfırlanıyorsa

-1 kg çiğ sütün fiyatı 1 kg besi yeminin fiyatından düşükse. Yani 1kg besi yemini fiyatı 1.20 TL, 1 kg çiğ süt 0.80 TL ama markette 1 kg UV’li ambalajlanmış süt 3.5 TL ise

-Bitkisel protein kaynakları olan ve anavatanı Türkiye ya da yakın çoğrafya olan mercimek, nohut, kuru fasulye gibi bitkisel ürünlerde ithalat yapılıyorsa

-Anavatanı Türkiye olan fındığın kilosu üreticide 8 TL iken çerezciden temizlenmiş kilosunu 80 TL’ye alıyorsak.

-Son olarak da birçok üründe fazla üretim yapıp iç piyasada tüketemiyor, yurt dışına satamıyor ve imha ediyorsak (para etmeyen soğan ve patates tarlada kaldı, para etmeyen domatesi asfalta döken çiftçi üzerinden traktörle geçti, dondan, fırtınadan zarar gören domates 10 TL, patates 5 TL oldu).

Bu haberler tarımda geldiğimiz durumun vahametini gösteren en çarpıcı örneklerden sadece birkaç tanesidir.

5 Çözüm Yolu

 -Türkiye’de bitkisel ve hayvansal üretim, tohum üretimi, meyve ağacı sayısı gibi mevcut istatistiki bilgileri net bir şekilde ortaya koymak gerekmektedir. Türkiye’de tüm illerde ne üretilir, ne kadar üretilir, ne kadarı fazladır, ne kadar ihtiyaç vardır, ne kadarı üretilirse fiyat düşer, çiftçi zarar eder net bilmek gerekmektedir. Örneğin Şeker pancarında tohumların hepsini yurt dışından alıp hepsi yerli tohum demeyeceğiz. Örneğin buğday tohumluğunun büyük çoğunluğunu yurt dışından alıp hepsi yerli üretim tohumluklar demeyeceğiz. Örneğin elimizde yeterli büyükbaş hayvan yoksa büyükbaş hayvan varlığımız yeterli demeyeceğiz.

-İkinci aşamada üretim fazlası olan tarım ürünlerinin dikimini azaltıp üretimi az olan ithal ettiğimiz ürünlerin teşvikini sağlamak gerekmektedir. Gübre örneğinde olduğu gibi KDV’i %1 yaptığımız gün, gübre firmaları aynı günün sabahında gübreye zam yapıp % 17’lik KDV indirimini üreticiye yansıtmayacaklar. Üreticinin mazotu 1 TL olacak. Yıllardan beri patates üreten, pamuk üreten çiftçiye yeni ürün yetiştirmesi için adam gibi destek verilecek. Örneğin Niğde’de patates yerine fasulye üretimi yaygınlaşmaya çalışıyor. Patates 1000 metre kareden 4000kg ürün elde edersin. Kg’ını 70 kuruşa satabilirsen 2.800 TL kazanırsın, bunun tohumluğu yeni tohum alırsan yaklaşık 2000 TL’si masraftır, geriye 800 TL kalır. Fasulyede ise 1000 metre kareden 200-250 kg kuru fasulye alırsan, kg’ı 6 TL olursa 1200-1500 TL kazanırsın, maliyetin taş patlasın 500 TL olur. İşcilik, yetiştirme, hasat vb. yönünden patatesten 10 kat daha az çalışırsın. Devlet destek verirse ve kuru fasulyenin kg’ı 8 TL olursa üretici 1600-2000 TL kazanır ve patates yerine fasulye yetiştirmeye başlar. Böylelikle yurt dışından fasulye almak zorunda kalmayız.

-Hayvancılıkta en önemli girdi girdi besleme girdisidir. Hayvanları besleyecek yonca, fiğ, saman, besi yemi ihtiyaçlarının hayvancılık yapan tarafından karşılanması ya da beslemede kullanılan ürünlerin düşük maliyetli olarak elde edilip üreticilere verilmesi gerekir. Son yıllarda besicilikte, süt sığırcılığında en yayığın uygulama silajlık mısırın hayvan beslemede kullanılmasıdır. Bu sayede Hollanda’dan ithal ettiğimiz inekler son yıllarda az da olsa ilk defa doydular. Silajlık mısırı hayvanlar için besleyici turşu olarak düşünebilirsiniz. Hayvanı düşük maliyetle beslenen üretici her zaman kazanır. Süt sığırcılığında 1k g sütün fiyatı 1 kg yoğun yemden düşük olmamalıdır. Et sığırcılığında ise et için besicilik yapan üretici tam elindeki hayvanları satıp para kazanacağı zaman ülke bazında birileri para kazansın diye et fiyatları düşürülmemeli ya da ithal ete onay verip gümrük vergileri sıfırlanmamalıdır. Yoksa 3 milyonluk Uruguay’dan etlik hayvan almaya devam eder dururuz.

-Yerli tohum üretimi, yerli meyve anacı ve kalem üretimi yerli anaç tavukçuluk, yerli damızlık koyun, keçi, sığır üretimi adetten değil gerçekten teşvik edilmelidir.  İnekleri çoğaltmada kullanılan yapay tohumlama sistemleri Hollanda’dan getirtilmemeli yerli olmalıdır. Tavuk anaçları ithal değil yerli olmalıdır. Sebze ve tarla bitkilerinde yerli tohum kullanılmalı, ithal tohumun azaltılması yönünde zorunlu olmayan dolaylı yasaklamalar getirilmelidir.

-Tarımda çözümde son madde; herkes ve ker kesim para kazanacağım diye tarım işine girmemelidir. Patates para ediyor diye öğretmen patates üretmemelidir.

Et pahalı diye doktor besi işine girmemeli, süt pahalı diye avukat çiğ süt işine girmemeli, topraksız serada domates iyi para kazandırıyor diye otel sahibi topraksız serada üretim işine girmemelidir.

Elini sallayan 1000 metre karelik bir alan bulup hazır yemleri verip gezen tavuk yumurtası işi yapıyorum dememelidir.

Tarım işini işi bilenler yaparsa, mevcut durum ile ilgili gerçekler net bilinirse, hangi bölgede ne yetiştirileceği gerçekten planlanırsa, 3-5 kişiye para kazandırmak için ithalat vergileri sıfırlanmazsa tarımımız bir ihtimal kurtulabilir. Bir de tarımı bilen bir tarım bakanı atanabilirse birgün….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1792
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster