Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
473
 

Ölesiye sevmek

Ölesiye sevmek
 

Kitap, Afşar Timuçin’in çeşitli makalelerinden oluşuyor. Afşar Timuçin, “Fransız Dili ve Edebiyatı” ve “Felsefe” bölümlerinde öğrenimini tamamlamış. Yurt dışında da eğitim gören yazarın, kitabın en arka sayfasındaki özgeçmişine göre ‘başarılı’ diyebileceğimiz bir kariyer hayatı olmuş.

Kitabı oluşturan tüm makalelerdeki ortak kavram ‘yetkin bilinç’ kavramı. Kitap ismini ilk makaleden alıyor: “Ölesiye Sevmek”. Bu makalede kavramların nasıl anlamsızlaştırıldığı ve yanlış kullanıldığı ‘sevgi’ kavramı ile somutlaştırılarak anlatılmış. Kavramların her bilinçte farklı anlamlar bulabileceklerinin altını çizen yazar, “Her kavram bir gerçekliği taşır.” diyor. Bu nedenle kavramların zaman zaman kötüye kullanılmalarının onları özde kirletemeyeceğini söylüyor.

Ölesiye sevmek… “Yalnızca yetkin bilinçler ölesiye sevebilir. Bilinç sevgi yoluyla dünya ile ilişkiler kurar. Sevmek bir bağlanma biçimidir, bize uygun olanı saptayarak onunla dünyayı yeniden kurma biçimidir.” diyor yazar. Tanımın ‘bize uygun olanı saptayarak’ noktasından ‘yetkin bilinç’ kavramının temel özelliği olan ‘seçebilme özelliği’ne geçiş yapılıyor.

“Yetkin bilinç üst düzeyde seçim yapabilen bilinçtir.” şeklinde bir tanım yapılıyor. Üst düzeyse, seçim yapabilmek… Zorlamalar altında seçim yapmanın gerçek manada seçim yapmak olmadığının ve gerçek anlamda seçim yapmanın seçmeme hakkını da elinde bulundurmak olduğunun altı çizilerek ‘üst düzeyde seçim yapmak’ kavramı netleştiriliyor.

‘Ölesiye sevmek’ kavramı tüm bu tanımlardan sonra açıklık kazanıyor. Seçmeme hakkımızı da kullanıp üst düzeyde bir seçim yaparak kişinin kendini sevgi ile bir şeylere adaması…

‘Bilinç Eğitimi’ isimli ikinci makalenin konusu bilinç oluşturmak ve bunu nasıl yapılması gerektiği. “Zihin edilgen olduğu kadar yönelgendir. Ancak onun yönelgenliği yetkin bilinç oluşturmaya yetmez. Bilinç ancak kendini insanlığın bugüne kadar yaratmış olduğu değerler içinde yetkin kılabilir. Bireysel deneyimler insanlığın deneyimleri ile bütünleşmedikçe verimsiz kalır. Örneğin felsefe tarihinin dışında felsefe yapmanız olası değildir.” diyor yazar. Sanırım yüzyıllardır aynı şeyleri tartışıyor ve bir sonuca ulaşamıyor olmamızın altında yatan temel mantıklardan birisi bu. Halen yüzyıllar önceki akımları ve filozofları konuşuyor olmamızın, bu kitapta sadece eski filozofların yaklaşımları ile aydınlatılmaya çalışılmış birkaç kavram üzerine yazılar bulmamızın ve hiçbir yeni fikir kırıntısına rastlamıyor olmamızın nedeni de…

Tarihi oluşturan insanlık deneyimlerini ve bunların etkilerini inkar etmiyorum. Ama geleceği tarihle sınırlandırmanın ve tarih dışında bir tarih oluşturamayız gibi bir yaklaşımın insanlığın farklı noktalardan gelişimine vurulmuş büyük bir pranga olduğunu düşünüyorum.

“Tarihsellik bizi ‘olan’dan ‘olumsal olan’a açmıştır. İnsanoğlu ‘olan’dan ‘olası olan’a bakmayı bilmeseydi, ne bilim, ne sanat, ne de felsefe gelişebilirdi.” diyor Timuçin. Aslında eğer ‘olan’ penceresinden bakılsaydı bunların hiçbiri gelişemezdi. Bunların hiçbirinin gelişme nedeni ‘olan’dan bakılması değildir. ‘Sanat’, ‘Bilim’ ve ‘Felsefe’ ‘olmayan’ı tahayyül edebilen, ‘olan’ın sınırlarından kendini kurtarabilen bilinçler tarafından geliştirilmişlerdir.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde ‘Estetiksiz Estetik’ başlıklı makalede de aynı sınırlandırmayı görüyoruz. Estetiğin ancak eğitimle yakalanabileceğini söylüyor yazar ve doğuştan getirilen özelliklerin eğitilmedikleri sürece hiçbir şey ifade etmediklerini… Timuçin bir noktada haklı. Evet, eğitim gereklidir. Ancak eğitim, birilerinin bakış açılarını ve tekniklerini dayatmak ve kişiyi bunlarla sınırlandırmak şeklinde olmamalıdır. Toplumsal ve tarihsel deneyimler yanında bireysel deneyimler de önemlidir. Hatta bireysel deneyimlerin önü ne kadar açıksa, özgün eserler ve yeni fikirlerin ortaya çıkma ihtimali de o derece yüksektir.

Kitapta birçok makale ve bunlar için söylenecek birçok söz var. ‘Yetkin bilinç’ ve bu kavramla ‘seçme özgürlüğü’nden bahsederken, bireyleri tarihsel ve toplumsal deneyimlerle sınırlandırmanın doğru olmadığını düşündüğüm için, özellikle bu sınırlandırmaları gördüğüm birkaç makaleye değindim.

‘Olan’ın sınırlarından kurtulmuş ‘özgün eserler’ ve ‘yeni fikirler’ görebilmek dileğiyle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Afşar Timuçin ile tanışmam önce şarkılarla oldu. Şiirlerinin bir çoğu bestelenmişti. Sonra kitaplarını aldım. Müthiş anlamlar katıyor kelimelere. Popüler müzikten uzak kalmaya çalışan Murat ÖZyüksel de bir çok şiirini bestelemişti. Onlardan biri: BİR ÇİÇEK YILI SONRA Karanlıktan ıslanan çiçekleri Koyacaklar eski bir kitabın arasına Her çiçek toplayışta seni anacaklar Bir çiçek yılı sonra Bir saksıda bekleşen sardunyaya Karışacak su mavisi gözlerin Bir çiçek yılı sonra Kim bilir hangi rüzgarda Bin umut yılı sonra Kim bilir hangi sularda Bir çiçek yılı sonra Kim bilir hangi denizde Bin umut yılı sonra Kim bilir hangi göktesin Yağmalanmış kentleri sen bilirsin Anıt dikerler ölülerin anısına Seni toprağında unutacaklar Seni kitaplarda anacaklar Duran günden korkardı Yaradılıştan çocuktu Yapacak bir şeyi yoktu Çıktı büyümüşlerin karşısına

Ahmet KARAKAYAN 
 09.10.2008 9:02
Cevap :
Güzel bir beste paylaştığınız için teşekkür ederim  09.10.2008 10:50
 

Yalnızca yetkin bilinçler ölesiye sevebilir......ÖYLESİNE değil...güzel...sevgi ile...

cevat KIŞLALI 
 07.10.2008 17:38
Cevap :
Evet bunu Avşar Timuçin söylemiş Ona teşekkür edelim:)  08.10.2008 8:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 78
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 987
Kayıt tarihi
: 18.09.08
 
 

1983 doğumluyum. 2004 yılında Endüstri Mühendisliği Bölümünden mezun oldum. Mezun olduktan sonraYöne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster