Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '12

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
694
 

Olimpiyat Oyunlarından çıkarmamız gerekenler

Olimpiyat Oyunlarından çıkarmamız gerekenler
 

2012 Londra Olimpiyatları; istenenin aksine (ama benim beklentim doğrultusunda) Türkiye için oldukça kötü geçmeye devam ediyor. Madalyasız geçen her gün; sonradan yarışacak sporcularımızı da daha bir strese sokup madalya şanslarını tehlikeye atıyor.

Türkiye'nin Olimpiyatlarda bu kadar başarısız olmasının sebebi ne peki? Ben söyleyeyim; "Amatörlük". Ülkemizde  "En Profesyonel(!) Spor" olarak bilinen futbolda bile içimizdeki amatör ruhu atamıyor, günlük başarıların peşinden koşmayı kendimize "görev" bilmeye devam ediyoruz.

Bu amatörlük kavramını biraz açalım.

Hatırlayın; Türkiye'ye Avrupa'da başarı getiren ilk Türk futbol antrenörü kimdi? Mustafa Denizli. Kim yetiştirdi Mustafa Denizli'yi? Jupp Derwall.

Sonrasında kim var sayabileceğimiz? Fatih Terim. Onu kim yetiştirdi? Sepp Piontek!

Futbolun bu iki dev markası 12-13 yılda Türkiye'ye 2 çok değerli teknik adam yetiştirdiler. Peki Mustafa Denizli ya da Fatih Terim arkalarından birilerini yetiştirdi mi? Hayır!

Demek istediğim şu: Biz kendi kendimize bir yere kadar gidebiliyoruz! Ondan sonrası gerçek "profesyonel"lerin işi!

Diğer sporlara gelelim. Basketbolda Avrupa'da ilk büyük başarı Efes Pilsen ile geldi. Neden? Çünkü arkasında büyük bir maddi güç vardı. Bu maddi güç; beraberinde "profesyonel" düşünceli sporcuları getirdi. Bakınız, Kutluay, Erdenay, Haluk Yıldırım, Hidayet, Okur, Ene, ve daha birçok basketbolcu bu dönemde üstün başarıları yakalayabildiler. Yakın zamanda önce Fenerbahçe Ülker'in dev desteğini arkasına alarak Efes Pilsen'in başarılarına ortak olmaya başladı. Sonrasında onu Galatasaray izledi!

Sporda başarı; "çobanlık yaparken üniversite" kazanmak gibi ekstrem durumları çok da fazla kabullenmez. Üniversite kazanmak için bir miktar zeka ve zaman ayırmak yeterli olabilir. Ancak spor; branşına göre bütün vücut organlarınızın ayrı bir özellikte olmasını ve zeka ile birleşik hareket etmesini gerektirir.

Bu yüzden; spora yatkın "beden"lerin, profesyonellerin elinde işlenmesi; yatkınlığın vücut ve zeka tarafından doğru yönlendirilmesi başarıyı getirir! Sağ bacağı sol bacağından önce yorulan bir kişiyi kalkıp da 5000 metre yarışlarında koşturamazsınız. Ama Üniversiteyi kazandırabilirsiniz. Spor böyle birşey.. Bu yüzden uluslararası arenalarda başarı istiyorsak;

1- Üzerimize yapışan "hadi koçum, hadi yiğidim, aslansın, kaplansın, parçalarsın" geleneklerinden kurtulmamız öncelikli şart! Olimpiyatların bugüne kadar ki kısmında gördük ki bu nağme artık yemiyor! Üstüne üstlük halteri kaldıramayan tüm diğer ülke sporcuları seyirciyi selamlayıp (elbette üzüntü de var ama bunu ihmal etmiyorlar) soyunma odasına sonra giderken; bizimkiler halteri bırakıp ağlayarak ve kaçarcasına soyunma odasının yolunu tutuyorlar. Bu da bize ikinci maddenin kapısını açıyor:

2- Duygusallıktan arınıp, kaybetmenin de sporda bir "sonuç" olduğunu sporcularımızın zihnine boncuk boncuk işleyecek, dünyanın sonu olmadığını öğretecek eğitimcilere ihtiyacımız var.

3- Üniversite kazanmak için pahalı bir dershaneye gitmeniz gerekmez! Ancak sporcunun fiziksel ve ruhsal sağlığını koruması için ciddi ekonomik imkanlar gerekir. 3 öğün yenilecek yemekler, içecekler, stressiz bir yaşam, vücut dengesinin korunması, vs. "para" gerektiren ihtiyaçlardır. Sporcuya hergün kebap yediremezsiniz, hergün ot da yediremezsiniz. Bunu en iyi sporcu sağlığı uzmanları ve diyetisyenler bilir; ama sporcu bizim gibi yaşamamalıdır!

4- Öncelikle "eğitici" yetiştirmemiz lazımdır. Bu eğiticileri yetiştirirken de mutlaka "sabır" ilkesi gözetilmelidir. Çünkü spor eğitmeni sadece okulda yetişmez! Doğru ya da yanlış bildiklerini uygulaması, sonuçlarını görmesi, yanlışlarından dönebilmesi, doğrularını geliştirebilmesi önemlidir. Dolayısıyla "yetiştireceğimiz" eğiticilere görevler verilmeli; en az 2 - 3 yıl o görevde kalması sağlanmalıdır. Bakın; Milli Futbol Takımımıza; Abdullah Avcı. Belki önümüzdeki Dünya Kupasına katılamayacağız! Belki çok başarısız bir dönem geçirecek bdullah Avcı. Ancak 5-6 maç sonunda Avcı'yı asmaya kalkışırsak; yeni bir Abdullah Avcı bulmamız 10 yılımızı alabilir! Almasa ne fayda? Yerine geleni de 5 maç sonunda gönderip; yurtdışından bir hocayla 500bin Euro maaşa anlaşır getirtiriz! Sonra parasını cukka cebine koyar gider; dımdızlak ortada kalırız! Bu yüzdendir ki; "eğitilen eğiticileri" sabırla ve inatla, hiçbir baskıya boyun eğmeden görevlerinin başında tutmamız gerek!

5- Bir üst maddede yazdıklarımı yanlış anlamayın sakın. Hiç yabancı düşmanı değilim; hatta yabancıdan yanayım. Ama bir yere kadar! Halterde Türkiye ne zaman başarılı olmaya başladı? Naim Süleymanoğlu ile! Nerden geldi? Bulgaristandan. Kadın Voleybol Milli Takımı antrenörü kim? Motta. Demekki yabancıyla oluyor; olacak ve olmalı! Ama sınır bilinmeli. Şu anda Motta'nın yanında "eğitilen" bir yerli antrenör var mı bilmiyorum. Varsa Motta onu yetiştirecek; o da kendinden sonrakileri! Dile kolay, uygulamaya zor tabi ama böyle yapılmalı! Her branşta bu yola gidilmeli!

6- Ve herşeyin ilacı para! Devlete sözüm yok! Devlet eliyle spor ancak Çin'de olur! Komünist bir rejim olmadığımıza göre; bu yöntem bizde işlemez! Ancak devlet; sponsorlara ciddi "avantaj"lar sağlayabilir. Ki bazı avantajlar sağlandığından beri sporun hemen her dalında ciddi sponsorlar ve ciddi paralar görmeye başladığımız ortada. Sadece "top" sporları değil; atletizm, güreş, boks, kayak, paten gibi diğer sporlara da ciddi sponsorlar destek vermelidir!

Bunlar benim naçizane görüşlerim. Sizin katıldığınız katılmadığınız kısımları mutlaka vardır. Ama ben bu olimpiyatlardaki halimizden son derece utandığım için kendimce çözüm üretiyorum. Dilerim bizlerin dışında; asıl bulunan ve uygulanabilir olan çözümleri hayata geçirebilecek kişiler gereğini yapar ve bizi bu tür yazılar yazmak zorunda bırakmazlar. Madalyanın rengi; hatta madalya olup olmaması hiç önemli değil! Yeterki orda "Türkiyenin sporcuları ciddi rakipler" algısı oluşsun. Zaten bu algı oluşmaya başladığı anda madalyalara daha çok yaklaşmış olacağız! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, şimdilerde birkaç madalya kazanılınca, işi tersine döndürdüler. Oysa kaybedilenlerin, neden, niçin kaybedildiği soruşturulmuyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 11.08.2012 13:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 553
Kayıt tarihi
: 27.01.09
 
 

Elektronik ve haberleşme mühendisiyim. Galatasaray taraftarı; evli; 1 erkek çocuk babasıyım. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster