Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '07

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
825
 

Oll hikaye budur işte.

Oll hikaye budur işte.
 

Kısacası kapitalizm !!!

Durum tespitinden öte bir şey ve dünya ticaretinin başkentlerinden birinin ilkokul kitaplarında okutulması takdire sayan. Sanki öykü değil, Türkiye’nin son 50 yılı.

Ya bu öyküyü yazan Türkiye’den esinlendi, ya da Türkiye’yi "Kırmızı ibikli Tavuk”a çevirenler bu öyküden esinlendiler. Yok, bunun başka açıklaması.


KIRMIZI İBİKLİ KÜÇÜK TAVUK


Zamanın birinde bir çiftlikte kırmızı ibikli küçük bir tavuk yasarmış. Tavuk kendi yiyeceğini kendisi bulur ve bu güzel çiftlikte çok mutlu bir hayat yaşarmış. Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini bilmediği için arkadaşlarından yardım istemiş:

"- Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek ?"

Ördek cevaplamış:

"- Ben yardım edemem, ancak istersen sana kahve tohumu satabilirim. Buğday yerine kahve ekersen, çok para kazanır ve istediğin kadar buğday alırsın."

Domuz oradan seslenmiş:

"- Ben de yardım edemem, ancak kahve ekersen ürünlerini ben satın alırım."

Fare hemen atlamış:

"- Ben buğday ekiminden anlamam ancak kahve ekmek için gereken parayı sana borç verebilirim, sonra ödersin."

Ticaretten ve tarımdan anlamayan kırmızı ibikli şirin tavuk, bu sözler sonrasında kahve ekmeye karar vermiş ve buğdaydan vazgeçmiş. Ancak kahve nasıl ekilir bilmediğinden yine yardım istemiş:

"- Kahve ekmek için kim bana yardım edecek?"

Ördek:

"- Ben yardım edemem, ancak kahvenin çabuk büyümesi için gereken gübreyi sana satabilirim" demiş.

Domuz: "- Ben kahve yetiştirmekten anlamam ancak kahveleri zararlı böceklerden korumak için ilaca ihtiyacın var, istersen sana satarım" demiş.

Fare de:"- Gübre ve ilaç için gereken parayı istersen sana borç olarak veririm" demiş.

Sonunda kırmızı ibikli tavuk çalışmaya başlamış, çalışmıııış, çalışmıııış.

Kahve yetiştirmek buğday yetiştirmekten daha zormuş ve daha çok gübre ve ilaç gerekiyormuş. Ama tavuğumuz sonunda çok zengin olacağını hayal ederek sabretmiş. Ve sonunda hasat zamanı gelmiş ve gerçekten de tavuk çok miktarda ürün elde etmiş, kendisine yol gösteren arkadaşlarına seslenmis:

"- Kahveleri satmama kim yardım edecek?"

Ördek:

"- Ben yardım edemem, ancak kahveleri islemek ve paketlemek için benim fabrikama getirmelisin."

Domuz:

"- Ben de yardım edemem, zaten her önüne gelen kahve ektiği için kahve fiyatları çok düştü, senin kahven beş para etmez."

Fare:"- Ben bu islerden anlamam, ayrıca artik sana verdiğim borçları ödemen lazım."

Sonunda kırmızı ibikli küçük tavuk gerçeğin farkına varmış ve buğday yerine kahve ekmenin büyük bir hata olduğunu anlamış, çünkü borç içinde imiş ve yiyecek tek bir lokması yokmuş.

Açlıktan ölmemek için yine yardım istemiş:

"- Yiyecek bir kaç lokma bulmama kim yardım edecek?"

Ördek:

"- Ben yardım edemem, senin hiç paran yok."

Domuz:

"- Ben de yardım edemem, zaten herkes kahve ektiği için buğday eken de kalmadı, yiyecek yok."

Fare:

"- Ben yiyecek bulamam. Ancak bana borçlarını ödemediğin için para yerine senin tarlanı almak zorundayım, iyi bir tavuk olursan, belki senin o tarlada boğaz tokluğuna çalışıp, benim için buğday yetiştirmene izin verebilirim."

Şimdilerde bizim kırmızı ibikli küçük tavuğumuz, artık farenin olan eski tarlasında buğday yetiştiriyor ve karnını doyurmaya çalışıyor.

Kaynak: Ingiltere de ilkokullarda okuma kitabi olarak okutulan "The Little Red Hen" kitabı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hikayeniz ülkemizi anlatıyor..30 yıl eflasyonla savaş veren bireyleri düşünelim bir.Bizler insan olarak bunları hak ettiğimizi sanmıyorum.insanlar böyle yaşamı haketmiyorlar!Sabah uyanıyoruz,borç,akşam uyuyoruz borç ülkenin.Bireylere bakıyosunuz,sabah ödeme faturası,akşam ödeme faturası..Nerde kendine zaman ayırma,sosyal yaşam?

Mehmet Önkibar 
 04.09.2007 14:07
Cevap :
Ahhhh. Ah! Diyorum da başka bir şey demiyorum. Anlarsınız işte. Saygılar.  04.09.2007 14:44
 

güzel bir anlatım. ahtapotun kollarına düşmek gibi sanki. seni bir şekilde tutup boğacak bir kol vardır yeedekte, sevgilerle..

erol aslan 
 05.07.2007 20:05
Cevap :
Evet güzel bir biçimde özetlemişsiniz Erol bey, çok haklısınız. Ahtapotun kollarına düşmüşüz çoktan. Bakalım panzehirini bulabilecekmiyiz. Teşekkürler değerli katkınız için. Sağlıcakla.  06.07.2007 15:10
 

çok başarılı bir hikaye. umarım birgün bizim için de sadece böyle yazılarda hikaye olarak kalır.

beenmaya 
 04.07.2007 16:26
Cevap :
Umarım Beenmaya. Çıkmayan candan umut kesilmezmiş misali. Görüşmek üzere.  04.07.2007 16:47
 

Çok anlamlı ve çok güzel bir hikaye.Elinize sağlık.Tabii hikaye ders çıkartabilene yararlı olur inşallah okuyanlar ders çıkarırlar bu hikayenizden.

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 02.07.2007 23:19
Cevap :
Hikâye bana ait değil, ben yalnızca aracı oldum ama dediğiniz gibi oldukça önemli mesajlar içeren bir hikâye. Umarım bu hikâyeden ders çıkarabilme bilincine ulaşırız toplum olarak. En azından yüzde ellimiz. Çok teşekkür ederim görüş beyan ettiğin için. Saygılarımla.  03.07.2007 4:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1472
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster