Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '11

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
382
 

Olmak ya da Olmamak!

Olmak ya da Olmamak!
 

Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden birisi olan İstanbul'da ilgililerin ilgisizliği had safhada... 

Diğer taraftan Başbakan R.Tayyip Erdoğan İstanbul'a yeterli turist gelmediğinden yakınıyor. Başbakan bu sıkıntısını 25 Haziran'da açılışını yaptığı İstanbul Akvaryum'da ifade etti. Akvaryumun tesis amaçlarından birisi de İstanbul'a daha fazla turist çekmek. 

Ancak akvaryum ya da benzeri yapıların çoğalması bu amaca ne kadar hizmet edebilir? 

Bence asıl olan yeni tesisler ortaya koymak değil. İstanbul'un turizm potansiyeli zaten yeterince yüksek ve onlarca akvaryuma bedel. Önemli olan öncelikle var olan değerleri korumak ve modern işletmeceilik anlayışının her kademede bilmek ve uygulamak. Bunu başardıktan sonra bir de üzerine akvaryum gibi ekstra tesisler yapılırsa; "yeterli turist gelmiyor" demek imklansız hale gelir. 

Kullandığım resim Topkapı Sarayı'nın giriş kapısı önünde bulunan III.Ahmet Çeşmesi'ne ait. 2011 Haziran ayının son günlerinde kendi gezim sırasında tarafımdan çekildi. Çeşmenin adını öğrenebilmek için etrafında 360 derce dolandım durdum. Sonra resmin olduğu cephede A4 kağıdı ebadında bir tanıtıcı levha gördüm(resimde daire içinde). Levha üzerinde zorla çeşmenin adını okuyabildim. Zor okudum, çünkü çeşmenin etrafına tesis edilmiş demir parmaklıklar yapıya 2 m.den daha fazla yaklaşmanızı engelliyor. Bu yüzden yazının altında yazılı olan diğer bölümleri okuyamadım. Üstelik genel bir bakımsızlık var. Örneğin adı "çeşme" olan bu yapının muslukları pas ve küf içerisinde. Bu çeşmeye pirinçten musluklar takılıp, bir de gizli bir bölmeden elektrik motoruyla musluklara su verilse, çeşmenin değeri ve heybeti iki kat artar... 

Sadece bu kadar mı? 

Hayır hayır, daha nelere şahit olmadık ki... 

Benzer zaafiyetler diğer tarihi yapıtlarda da mevcut. Manzara Sultanahmet Meydanı'nda Alman Çeşmesi de aynı, meşhur Dikilitaş ta aynı. Bütün bunlardan daha vahim olan durum ise, meydanın adeta şantiye alanı görünümünde olması. İstanbul'da turizm mevsiminin tam ortasındayız, turizm merkezinin tam göbeği inşaat halinde. Turistler, yapılan bu çalışmaya garip bir edayla bakıyorlar. Her gün binlerce turistin geçiş güzergahı olan meydan, tam da turizm sezonunun ortasında şantiye gibi. Belediye aylar önce yapabileceği bu çalışmayı tam da sezonun ortasına denk getirmiş. Metrelerce alanda zemin çalışması yapılıyor. İnsanlar yol bulabilmek için taş yığınlarının arasından ve tozun, toprağın içinden geçiyor. İşin daha da vahim yanı, tonlarca döşeme taş balyalarının yığıldığı bölgenin altında "yerebatan sarnıcı"nın olduğu da ifade ediliyor. Yani sarnıç tonlarca ağırlığın altında çökme tehlikesiyle karşı karşıya... 

Çalışmalar sanırım Fatih Belediyesi tarafından yürütülüyor. Çeşmelerin bir kenarına iliştirilmiş A4 ebadındaki tanıtım levhalarının altında da Fatih Belediyesi'nin imzası var. Fatih Belediyesi İstanbul'da geliri en çok olan belediyelerden birisi. Gerçi bu söylediğimiz hususları yerine getirmek için çok paraya pula da ihtiyaç yok. sadece biraz ilgi yeterli. 

Gezi notlarımda bir husus daha var. Onu da burada belirtmeden yapamayacağım. Para pul konusu açılmışken, İstanbul'da ticaretteki kayıt dışılığı görmemek mümkün değil. Bunu adım attığının her yerde görmeniz mümkün. Bir çatı altında ticaret yapan iş sahipleri alışverişleriniz sonunda genelde fiş ya da fatura düzenliyorlar. Ancak kayıtdışı çalışan öyle bir gurup var ki, bunu sayılarla ifade etmek neredeyse imkansız. En çok göze çarpan kesim seyyar satıcılar. Her 10 m.de bir seyyar satıcıya rastlamak mümkün. Herhangi bir seyyar satıcının yakınında durup, günde ne kadar kazandığını kabaca hesaplıyabilirsiniz. Ben bu hesabı yaptım: Bir seyyar simit satıcısının yaklaşık iki öğretmen maaşı kadar kazandığını gördüm. Seyyar satıcılar belediyenin gösterdiği yerde, belediyenin belirlediği resmi fiyattan satış yapıyorlar, satıcıların elinde vesikaları var. 

İstanbul'da simit seyyar satıcılarda 1 TL. Simitler "Çıtır Ankara Simidi" olarak tabir ettiğimiz simitlerden. Aynı simitler Ankara'da ve gezdiğim birkaç şehirde 3 adedi 1 TL. Ama İstanbul'da adedi 1 TL. İstanbul'da seyyar simitçinin 5 m.ilerisinde simitçi dükkanlarında da simit 1 TL. Dükkan işletip simit satan vatandaş kira, elektrik, su, personel gideri, vergi gibi masrafları olmasına rağmen simidi 1 TL ye satıyor, ama hiç bir masrafı olmayan seyyar simitçi de 1 TL'ye satıyor. Burada ince bir nokta var: Dükkandaki simitçi vergisini devlete verirken, seyyar simitçi bunun yerine vesika aldığı belediyeye "haraç" veriyor. Verdiği haraç neredeyse bir asgari ücret kadar... 

Evet, yanlış duymadınız. Ayak üstü konuştuğum bir simitçi belediyeye her ay 500 TL ödeme yaptığını ifade ediyor. Üstelik ödemesinin geciktiği her gün için de ceza ödediğini belirtiyor. Bunu öğrenince İstanbul'da simidin neden 1 TL. olduğunu anlıyorum. Her seyyar satıcı geliri ne olursa olsun, belediyeye belli bir miktar parayı ödemek zorunda. Böylece; kayıt altında olsa devletin kasasına, yani hazineye gidecek olan paralar, kayıtdışı olarak belediyelerin kasasına gidiyor. Belediyeler böyle bir kaynak bulmuşken, kayıtdışı ekonominin hesabını kim sorar ki? 

Binlerce seyyar satıcı milyonlarca lirayı belediyelere transfer ettiği halde, ki belediyelerin asıl gelirleri bunlarla sınırlı değil, belediyeler kendi bölgelerinde bulunan tarihi eserler yeterli ilgiyi malesef gösteremiyorlar. 

Geçtiğimiz günlerde kaçak içki yüzünden hayatını kaybeden Rus turistler olmasaydı, kaçak içki operasyonları yapılmazdı ve binlerce kaçak içki de yakalanamazdı. Gerekli kontroller neden zamanında ve düzenli yapılmıyor? Böyle mi artacak turist sayısı? 

Eğlence mekanlarında ve konakladığı, yiyip içtiği yerlerde yolunacak kaz gibi görülen turistleri, gördükleri ve yaşadıkları çarpıklıklardan ve keyfilikten sonra, onları bu ülkeye hangi güç tekrar getirebilir? 

Çok basit tedbirlerle ve daha az harcamalarla turist sayısını ikiye, hatta üçe katlamak mümkün iken, akvaryumlar inşaa edip, "gelen turisti akvaryuma sokacağım, turis sayısı artacak demek" sadece nafile bir çaba... 

Önemli olan kafaların değişmesi! 

Sağlıklı ve mutlu kalın... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 2658
Kayıt tarihi
: 20.03.11
 
 

Duyarlı olduğum konularda; düşündüklerimi, bildiklerimi ve birikimlerimi paylaşmak üzere burada b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster