Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
525
 

Olmakta olanın neresindeyiz?

Olmakta olanın neresindeyiz?
 

 

 

Her birimiz yaşamlarımız süresince çeşitli olay ve kişiler vasıtası ile birçok deneyim yaşarız. Bu olan bitenler esnasında kiminde ana karakter biz oluruz, kiminde ise yan karakter olarak olayın bir parçası olup, etki altında kalırız.

Farkındalığımız arttıkça, olmakta olana getirdiğimiz yorum ve değerlendirmeler de değişim ve gelişim gösterir. Verimli ve faydalı bir tahlil yapabilmek ve adil olabilmek adına; tek taraflı bakmak ve sadece kendi menfaatlerimiz doğrultusunda değerlendirmeler yapmak yerine, olmak da olana yukarıdan bakarak, olayın sınırları dahilindeki tüm parametreleri ve birbirinle ilişkilerini objektif biçimde doğal ve ‘’Evrensel Yasalar’’ uyarınca, sebep-sonuç ilkelerini gözeterek gözden geçirebilmek gereklidir.

Tüm var oluşun amacının:  Saf ve tek kaynak olan sevgiden var olmuş bilinçler olduğumuzun, farkına vararak, “Bir” ile bütünleşmek ve ondan yaratılan kutsal bir nüve olduğumuzu idrak etmek olduğu inancındayım. Bu yolda ilerlemenin (tekamül yolculuğu) gerektirdiği sınavların olması da kaçınılmazdır.

Bizler bu sınavlarla muhatap olduğumuzda, iki türlü öğrenmekteyiz. Bunlardan biri: Evrensel Yasalara bağlı ve uyumlu hareket ederek bu boyuttaki  cennetimizi inşa edip , yumuşak geçişlerle ilerleyerek... Bir diğer ise: Bu yasaları gözetmeksizin oluşan sonuçların bedellerini ödeyerek ‘’Ne yaptım ki bunları yaşıyorum?” pişmanlıkları ve isyanları eşliğinde, sınavlardan geçene kadar, devam eden süreçte kendi cehennemimizi  inşa ederek. 

Amaç ilki ile öğrenebileceğimiz bilgi birikimine ulaşmak ve bu isteği duymak olmalı diye düşünüyorum. Yani yapılması gereken; sınavlarla yüzleşmeden cevap anahtarlarına sahip olduğumuz soru kağıtlarımızı hazırlayarak kendimizi sınava çekmek ve içsel olarak bu sınavlardan geçebilmek. Çünkü biz kendimizi sınava tabi tutmadığımız takdirde, ikinci deneyim süreci zorlayıcı ve zaman zaman acı verebilen biçimlerde de karşımıza çıkabilir.

Yolculuğun kalbi, varılabilecek son durağın dinlenme noktası ise, ölümlü bedenlere giydirilmiş ölümsüz ruhların en yüksek mertebesi yani “insan-ı kamil” noktasıdır.

Yaşam boyu öğreneceğimiz tüm bilgi, sadece hatırladıklarımızdan ibaret olacaktır. Çünkü, dünya okulunun öğrencileri olan biz insanlar, bedenlenmeden önce deneyimlememiz gereken tüm olaylar için (edinilmesi gereken tecrübeler uyarınca) tam donanımlı olarak bu okula kayıt yaptırmaktayız. Ve bu beraberimizde getirdiğimiz bilgi (donanım)ile yaşamlarımızda önümüze çıkan sınavları başarı ile geçebilme şansına sahibiz. Yeter ki, egomuzun tuzaklarına kurban olmayalım ve Evrensel Yasalardan ayrılmayalım…Böylelikle Dünya’ya gelişimizle beraber bedenlenmiş ruhlar olan biz insanlar, hatırlamamız gereken tüm bilgiyi -ki biz buna “öğrenmek” deriz- anımsar ve böylelikle bu yolculuğumuz boyunca sınavlarımızdan başarı ile geçerek basamak basamak yükselebiliriz.

Bunun için bizlere düşen yaşamlarımız süresince, bu bilgilere erişebilecek kaynakla irtibatımızı koparmaksızın sevgi, inanç ve gayret ile kendimizi bu yolculuğa adamamız olacaktır.

Yaşamlarımız boyunca olmakta olanı deneyimlerken, içindeki armağanı da görebilmek gerekir. Çünkü hiçbir olay, hiçbir karşılaşma, tecelli eden irili ufaklı hiçbir oluş, tesadüf eseri meydana gelmemektedir. Bundan dolayıdır ki bizle irtibatlı yaşanan tüm olaylar zinciri içerisinde (ilk başta can acıtan, tercih edilmeyecek olaylar dahil) almamız gereken dersler, geliştirmemiz gereken yanlarımızla alakalı ip uçları taşımaktadırlar. Olmakta olana “neden ben? “sorusunu sorarken bunun bizlere gümüş tepside sunulan bir anahtar olduğunun farkında olabilmeye gayret etmek ise farkındalık yolculuğumuzda ulaşmamız gereken basamaklardan biridir.

Bu basamağa çıktığımızda ise artık yaşamlarımızı gözlemlerken getirdiğimiz bakış açılarımızda ciddi bir genişleme söz konusu olacaktır. Bu basamakta iken artık daha önceye nazaran daha çok sevgi odaklı, bütün içinde daha az ayrıma sahip olan, “ben ve öteki” ile sınırların yavaş yavaş erimeye başladığı ve ‘’bir diğerini’’ kendimizden çok da farklı görmediğimiz, daha yeşil bir vadiye doğru bakmakta olduğunuzu fark edeceksiniz.

Sevgi ve ışıkla…

Ayna

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1159
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 1804
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster