Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
627
 

Ölü Ozanlar Derneği'nin izleri

Ölü Ozanlar Derneği'nin izleri
 

Açan tomurcuklar


Tarihi eski ama içeriği hep yeni olan filmlerden biri de Robin Williams’ın Edebiyat Öğretmeni olarak başrolü oynadığı Ölü Ozanlar Derneği’dir. Tekrardan seyredince, gençliğimde aklımda kalan ve çoğunu kaçırmış olduğumu farkettiğim bir sürü konuyu anımsadım. Bunları sizlerle de paylaşmak için içimde bir istek duydum ve şimdi parmaklarım tuşların üzerinde kendiliğinden dolaşıyor.

Film, bir tören ile başlıyor. Her tören gibi, mistik. Değerler ön planda tutulmaya çalışılıyor ama filmin süreci içerisinde bu değerlerin içinin boşalmış olduğunu, şeklin tekrarlandığını görüyoruz. Tören’de zihinsel ve kalben benimsenmemiş bu değerler;  gelenek eskiyi/statükoyu korumak, disiplin sertliği savunmak, mükemmellik ünvanı/prestiji ayakta tutmak ve onur ise gurur olarak içleri boşaltılmış. Öğretmenin “bilgelik ışığını” yakarak, çocuklara aktarması ve onların da bu ışıkla kardeşlerinin ışığı yakmaları çok derin bir anlam taşırken, uygulamada bunun tersini yaptıklarını görmek hayal kırıklığı yaratıyor.

Sevgili öğretmenimizin, bu klasik okula gelişiyle, sular kabarmaya ve coşkulu akmaya başlar. İlk olarak, öğrencileri tarih ile buluşturur, sadece sararmış bir fotoğraf ile değil ama fotoğraftaki kişilerin ruhları ile aralarında bir bağ kurmalarını sağlar. Onlara “vaktin varken tomurcukları yakala” diyerek, yaşam ile ölüm arasında hayat olduğunu, onu yakalamak gerektiğini, sonrasında sadece çiçekler için bir gübre olunacağı fikrini aktarır. Hayatını olağandışı yapmak isteyenler için CARPE DIEM (anı yaşa), tüm film boyunca, gençlerin kendilerini aşmak istedikleri noktalarda cesaret verici bir dize olarak tekrarlanır.

Film, kabullenilen kuralların yıkılması ile devam eder, ta ki kendileri için düşünmeyi yeniden öğrenmeye başlayana dek… Öğretmen onları, hayat hakkında özgürce düşünmeye zorlar, hayal kurmalarını teşvik eder. Her şeye farklı açılardan bakmaya, kendi ritmlerini ve tarzlarını bulmaya davet eder. Henüz buluğ çağında olan ve duyguyu bilmeyen gençlere, içgüdü, heyecan ve tutkuların ötesinde duygu olduğunu öğretir ve onu yakalamaları için şiir sanatını kullanır. Sanatın, bir kez daha dünyadaki güzellikleri aktarmak için kullanılan bir yöntem olduğu söze aktarılmayan, insanoğluna özgü bir gerçek olduğunu hatırlatır. Doğru ya, bir maymun sanat üretemez, çünkü metaforları anlamaz! Sadece sanat için, kalıcı olanı göstermez aynı zamanda sporun da insanın kendini aşmasına fırsat veren bir yöntem olduğunu söyler. “Az kullanılan yolu seçtim” diyerek zor olanın içerisinde tecrübelerin olduğunu belirtir.

Ailelerin ilgisizliği, gereksiz sertliği, iletişimsizlik, beklentiler çocuklarda eksik olan kardeşlik, coşku, cesaret, zafer gibi değerlerle çatışır. Ama akıllarında hep bu şiirler…

“Bilinçli yaşamak için ormana gittim, Hayatın iliğini emmek için.

Yaşamla ilgisi olmayan her şeyi bozguna uğratmak için

Uğratamasam bile öleceğim an yaşamadığımı görmemek için…” ileriye doğru atılırlar. Ama “iliği çekerken kemiği boğaza kaçırmadan” hareket etmeyi de yani ölçülü olmayı da öğrenirler.

Orman yaşadığımız dünyadır ve bu dünya, uykudan uyanmak isteyen bizler için farkındalığımızı geliştirecek fırsatları tecrübe etmek için bir nimettir. Öğretmenimiz, mesleğini seven bir idealisttir. Sevdiği kadın başka bir şehir de olsa da O, kendi ödevinin olduğu yerde yaşamaktan memnundur.JHer idealist gibi, aktarmayı sever, öğrencilerin kalplerinde ateş yakmayı ve coşkuyu uyandırmayı da, ki bu da sadece nefes almanın ötesinde yaşadığının göstergesi olmaktadır. Bize düşen, ormanda öğretmenlerimizin ayak izlerini takip etmektir.

Düşündüklerimiz bizim fikirlerimiz mi?

Hissettiklerimiz onurdan, cesaretten veya diğer değerlerimizden mi beslendi?

Çabamızı, hayatı yakalamak, olağandışı yapmak, tarih sayfasında izimizi bulmak için mi harcadık?

Fiziğimizi kimin amaçlarını yerine getirmek için kullandık?

Hadi durmayın, siz de içinizdeki güzellikleri şiire dökün, “hayatta benim dizem ne oldu” dememek içinJ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 2536
Kayıt tarihi
: 27.05.11
 
 

Çoklu paydaş ortamında çalışma yeteneği, özellikle inovasyon ve kümelenmeyi teşvik etmek için kamu k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster