Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1706
 

Ölüm adın kalleş olsun...

Ölüm adın kalleş olsun...
 

Unutmadık, unutturmayacağız...


Ve yanıyordu Madımak. Kanıyordum sessizce.
Beklemek acıtıyordu sadece. Tam on altı yıl. Dilekolay. Koskoca on altı yıl. Neler yapılır bu sürede; yeni hükümet kurulur, yıkılır, yeniden kurulur ve yine yeniden...

Birileri der ki mesela çıkıp; "Bu kadar ölü futbol maçında da olur." Ya da bir diğeri der ki "En azından yurttaşlarımıza bir şey olmadı!" Aşk olsun çözebilene.
Bir bebek doğar bu süreç içinde. Babasını hiç görememiş. Babacığının ölümünden kısa bir süre sonra doğmuş bir bebek. On altı yaşında bir genç olur...
Ne olur başka; suçlular bulunamaz mesela! Yakalanamaz! Yakalananlar... Onlar da aftan yararlanırlar. Vatan millet sağ olsun!

Sadece beş yaşında bir çocuktum. Televizyondan ısrarla uzak durmam isteniyordu o gün. Durmadım. Duramadım. İçim sızladı. Açıp baktığımda, ömrümün en berbat olayını gördüm. En rezil, en adi, en alçakça olayı. O zaman öyle tanımlayabiliyordum. Şimdi tanımlayamıyorum. Söz yetmiyor içimdeki hıncı, öfkeyi anlatmaya. Aklım almıyor olanları, yaşananları, yaşamayan, yaşatılmayanları. Canlarımın yok oluşunu, birer birer, diri diri yanışını... İçim kabullenmiyor, sızlıyorum, kanıyorum, yanıyorum...

Bir sürü yobazın, birbirlerini kışkırtıp cihada! davet etmesini izleyenlere söz bulamıyorum. Allah'a inanıp; "Allahu ekber" deyip, insan yakanlara lanetten başka bir şey düşünemiyorum. Ne yazılır ne söylenir bilmiyorum. Tek bildiğim içimin en derininde duran ateşin beni cayır cayır yaktığı...

Tekbir çekerek insan yakmak. İnsanı öldürmek hangi kitapta yazar. Ya yaratık sürüleri sizin inandığınız Allah nasıl bir şey? Okuduğunuz kitap hangisi? Var mı veyahut?

Adalet! Hey beee. Hangi adalet, hangi inanç, hangi özgürlük? Nasıl yaşam, nasıl yaşamak? Utanıyorum onlarla aynı havayı soluduğum için. İçlerinden birinin bile önümden geçtiğini bilmek midemi bulandırıyor. Acaba kör gibi gezenler ne zaman gördük diyecek, ne zaman duyduk diyecek kulağını bu ölüm ığlığına kapatanlar. Kendi canları da diri diri yandığında, asıldığında, işkencelerde öldüğünde mi... Ahh, keşke... Keşke.

İnsanlığımdan utanıyorum saplandığım için bu düşüncelere ama insanlıktan çıkmış, yaratıklar insanı çığrından çıkarıyorlar. İnsani bütün duygularınız yok oluyor onların pisliğinmi düşündükçe. Ne söylesem o sıfata hakaret olacak gibi.
Onlar yediverendi dallarında. Alı al, moru mor. Onlar ozandı, şairdi, aydındı, aşktı, sevdaydı, İnsandı onlar... İnsanlıktan pay almış, yüreği insanlık için atan, hak diyen, özgürlük diyen, herkese insanca yaşam diyen, işkenceler kimseye karşı uygulanmasın diyen güzel yüreklerdi... Hasret diyordu ki:
"Abdal Pir Sultanım Deftere Yazar
Hilebaz Yar ile Olur Mu Pazar
Pir Melhem Çalmazsa Yaralar Azar
Seversen Ali’yi Değme Yarama"

Muhlis Akarsu demişti ki:

"Nasıl methedeyim sultanım seni
Bin bir ismin vardır birisi Ali
Keramet ehlisin Bektaşi Veli
Ebu Sufyan oğlu bilmez Ali'yi

Ali düşkünlerin gerçek dostudur
Ali inkarların elbet hasmıdır
Ali Muhammet'in öbür ismidir
Dağların odunu bilmez Ali'yi

Akarsu hak için yanar iniler
Geldi geçti Bektaşiler Veliler
Nice deryalarda yüzen gemiler
Her derya gemisi bilmez Ali'yi"

Nesimi Çimen:

"Dostluklar Kurulsun İnsanlar Gülsün
Barış Güvercini Uçsun Dünya Da
Yok Olsun Kötülük Düşmanlık Ölsün
Barış Güvercini Uçsun Dünya Da
Dostluklar Kurulsun İnsanlar Gülsün
Son Bulsun Savaşlar Kimse Ölmesin

Dünya Cennet Olsun Yaşasın İnsan
Gelin Barışalım Dökülmesin Kan
Son Bulsun Savaşlar Kesilsin Figan
Barış Güvercini Uçsun Dünya Da
Dostluklar Kurulsun İnsanlar Gülsün
Son Bulsun Savaşlar Kimse Ölmesin

İnsancıl İnsanlar Barıştan Yana
Ancak Zalim Olan Kıyar İnsana
Barış Aşkı Yayılmalı Cihana
Barış Güvercini Uçsun Dünya Da
Dostluklar Kurulsun İnsanlar Gülsün
Son Bulsun Savaşlar Kimse Ölmesin

Nesimi Der Ki Ey Füze Yapanlar
Acımasız Zalim Cana Kıyanlar
Bırak Ey Yaşasın Bütün İnsanlar
Barış Güvercini Uçsun Dünya Da
Dostluklar Kurulsun İnsanlar Gülsün
Son Bulsun Savaşlar Kimse Ölmesin "

Behçet Aysan:

"yalnızlık senin o konuşkan kuşun
hani hep duvarlara anlattığın
hapislerden kalma sürgünlerden.

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
bulutlar taşıdığın yakut sürahide
begonyalar büyüten eski alışkanlık.

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
kırk kapıdan geçmiş kırk kilitten.

yaralı, dili lal, kanadı kırık
vurulmuş başında bir yokuşun."

Ve niceleri. Gencecik yürekler semah dönmeye gitmişti barışa, kardeşliğe, özgürlüğe... İnsanlık için semaha...

Öldüler kimisi baharında yaşamının, kimisi en güzel döneminde... Kimisi baba olacakken, kimisini evde eşi çocuğu beklerken. Onlar ölümü beklediler. Tekbir sesleri içinde, dumanların arasında. Ne yana baksalar ölüm kokuyordu. Ölüm görünüyordu yalnızca. Ve soldular. Solduruldular. Ama yaşatıldılar, unutulmadılar. Daha beş yaşındaydım... Şimdi, yirmi bir yaşında daha öfkeli, daha bilinçli, daha yürekli bir genç olarak diyorum ki, insanlık adına bir şeyler yapmak isteyen herkes gelsin 2 TEMMUZ'da o güzel yürekleri anmak için yapılacak olan yürüyüşe.
Ve...
Ölüm adın kalleş olsun...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 173
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 528
Kayıt tarihi
: 30.07.08
 
 

Su ürünleri mezunu, 88 dogumlu, akli fikri edebiyat olan, yazmaya, anlatmaya, inandigini sonuna k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster