Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
422
 

Ölüm aslında ensemizde

Ölüm aslında ensemizde
 

Ramazanı sevdiklerinizle beraber geçirmeniz dileğiyle...


Yaşıyoruz. Bir nefes daha fazla almak için yaşıyoruz. Aldığımız her nefes için şükrediyoruz. Yaşadığımız için şükrediyoruz. Hayatı sevdiklerimizle paylaşıyoruz. Onlarla beraber olduğumuz için şükrediyoruz. 

Ayrılık. Bizi birbirimizden, sevdiklerimizden koparan ayrılık. Her ayrılık. Ama en korkutucusu da kavuşma inancı olmayan ayrılık. Ne zaman ve nerde bir daha görüşebileceğini bilemeden, sözleşemeden, sözleşsen de tekrar görüşemeyeceğini bildiğin, yüzünde yalancı ama acı bir gülümsemeyle beraber ayrılık. En acısı da sonu ölüm olan ayrılık. 

Ölüm. Gitmek bırakmak geridekileri, sevdiklerini ve sevmediklerini. Özleseler de dönmemek geri. Bırakıp gitmey öylesine. Kanı çekilmek, ızdırap duymak, dura kalmak, kalakalmak ortada! Ne zaman ve nerede, bilmeden. Nasıl ve niçin görmeden. Göz yaşlarıyla, keşkelerle ayrılmak. 

Bugün belki yolda koştururken ya da koltuğunda gazete okurken, terörist peşindeyken, son model arabanızla otobanda hız limitini zorlarken, en güvendiğiniz ağacın dalında, havuzda suşi keyfi yaparken, artık canınıza tak dediğinde, bir fırt fazla kaçamak yaparken, ambulansda kolunuza serum bağlı hastaneye yetişirken, bir şey olmaz bir denesek ne olacak derken, görmediğiniz, annenizin size hediyesi kazağı son kez giydiğiniz gün bilmediğiniz bir kurşun tarafından delinirken son nefesinizi veriyor olabilirsiniz. 

Tüm bunları düşünerek aslında şu an yaşadığınız anın kıymeti daha nasıl anlatılır. Bunları düşünürken insan yaşadığı hayatta yaptığı hatalara nasıl üzülmez, telafi etmeye çalışmaz. Ya da yapacağı hatalarından dönmesi için neden fikir değiştirmez. 

Sevdiklerimiz, annemiz, babamız, çocuklarımız, eşimiz, en iyi arkadaşımız, hiç unutamadıklarımız; merhaba, ben Fatih, nasılsınız? Uzun zaman oldu görüşemedik, biliyorum hata ben de aramadım, ilgilenemedim, elini tutamadım, sarılamadım, başını okşayamadım, bir mesaj dahi gönderemedim. Peki o zaman ben neden rahat ölemedim? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 110
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 4642
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

Tıp doktoru ve iki senedir online sağlık danışma hizmeti veren  sitesinin yöneticisiyim. Sık ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster