Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
403
 

Ölüm de var !

Ölüm de var !
 

Ölüm dahi saygılıdır Memet’e kendince, en sevdiğine hasret bırakıp alıvermez en sevdiğinin ellerinden, ve yaş edip düşürüvermez gözünden. Anasının kokusunu yanına azık etmesine müsaade eder ölüm. Memet dediğin sevilmez mi! Lakin; ölüm gönül koymuşsa Memet’e. Ne ölümdedir kabahat, ne de Memet’te!.

Memet:- ÜŞÜDÜ YÜREĞİM!

Gözlerim anne!

Gözlerim yaşarıyor.

Kum mu kaçtı ne bilim !

Üflesene bir kere

Çocuk olayım üflesene.

Şöyle yatır dizine de

Dağılayım ellerinde.

Gözlerine as beni,

Gözlerin yumulmasın.

Masal anlat,

İçinde yüreğin olsun

Ve ben, çocuk olayım.

Almasın Azrail,

Bitmeden masal beni.

Utansın da senden

Atmasın tırpanı birden.

Ağlama anne!... Bilirsin

Maviye çalar ağlarken gözlerin,

Sil yaşını, yeşil olsun gözlerin.

Bak! Ömrüm geçiyor öteden,

En başta sen.

Kanadığım kavgam,

Gece saçlı sevdam.

Nerdesin anne!

Gece çökmüş bak,

Sabah demiştin oysa,

Bu ne biçim karanlık

Bu nasıl yalnızlık

Üşüyorum.

Bitti mi masal, nerdesin anne!

Her yanım toprak,

Nerdesin anne!

Ölen! Aslında giden midir? Yoksa geride kalan mıdır? Evladı yitiren ananın yangını, oba yangınından gerimidir!

Memet’in Anası:- Aaaheeeeyyy! Sen gideli oğul! Yangın bastı, yandım. Vuramadı saatler vuslatı. Hayalini söktüm içimden, görem diye dayadım gözüme, gözümde tutmakta zorlandım, neyleyim gözlerim hep yaşlı be oğul. Bilmezsin ne çok ağlarım, hep düşlere dalarım, düşlerim yaralı, düşlerde kanarım oğul.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eğer biz gözle gördüğümüz ama bizim özelliklerimizi taşıyan aciz bir öğretmenimizin "farklı sitildeki sınav"sözünü ciddiye almadığımızda abes bir iş yaptığımızı kabul ediyorsak görmediğimiz ama yeryüzünün,ölümün ve ahiretin yaratıcısı olduğuna inanıp gönderdiği kitabın doğruluğuna yüzde birmilyon güvendiğimiz rabbimizin"sözünü ciddiye almadığızda ondan 100 kat abes iş yapmazmıyız.

eflatun sokak 
 26.07.2007 15:20
Cevap :
ifadelerinize yüzde birmilyon katılıyorum. teşekkür ederim.  26.07.2007 15:36
 

nasıl ki bir sınıfata öğrtemen öğrencilere "önümüzdeki sınavda size yepyeni bir sitil uygulayacağım iyi çalışınız"deyipte öğrencileri heyecan ve strese sürüklediğinde öğrencilerden birinin çıkıpta "aman aramızda o farklı sınava girip çıkanmı var.öğretmenin o bahsettiği bir muallak daha yaşanmamışboşverin çalışmayalım demesi abes ise(çünkü sınavı hazırlayan öğretmendir ve o sınavdaki en yetkili kişidir öğrenciye gerekli ön hazırlığı yapması için ikazda bulunmuşdur öğrencinin çalışıp geçmesini istemektedir ve öğrencide gerekli ön hazırlığı yapmalıdır çünkü sonuçda öğrenicinin aleyihine veya lehine olabilir)bunun gibi kainatın yaratıcısıda tıpkı o öğretmen gibi en yetkilisidir kullarına gönderdiği kitabında ölümün bir yokoluş olmadığını ve gerşek ebedi hayatın orada başladığını bize bildirip orası için güzel hazırlıklar yapmamız gerektiğini bizi ikaz etmişdir.

eflatun sokak 
 26.07.2007 15:14
Cevap :
Tek bir örnek vermek isterim haddimce; analık duygusu denen bir duygu vardır, mevlanın kadınlara bahşetmiş olduğu o yüce duygu. Nasıl bir güçlü duygudur, insanın hafsalası almıyor bir yerde. Bir kurşun sekerek gelse, ana olan hiç düşünmeden evladının önüne siper olur. Ki buydguyu dünyalık olarak yaratan Allah; kimbilir kullarıan karşı nasıl merhametlidir! gerisi teferruat sanırım. Derin yaklaşımınız için istifade noktasında teşekkür ederim. başarılar dilerim  26.07.2007 15:42
 

Öğretmenin tarihini vermiş olduğu sınava olan itimatımız ve oan çalışmamız; Öğretmenimizi duyu organlarımızla görüp hissetmemizdenmi kaynaklanıyor? buna karşın doğayı ve kanunlarını,ilmi,bilgiyi,akli,öğretmenimizi ve onu hissetmemizi sağlayan duyu organlarımızı yaratan Allahın ölümden sonrasıyla ilgili gönderdiği bilgilere itimatsızlığımız yaratıcıyı duyu organlarımızla hissetmemizdenmi kaynaklanıyor?

eflatun sokak 
 26.07.2007 15:02
Cevap :
aslında suallerinizin cevabı noktasında; yaklaşımınızn hem hpsi , hemde hiçbiri karşılığındayız. Çünkü durum tamamen "inanmak"la açıklanacak bir durumdur. peki imanı nasıl açıklayacaz? değil mi! işte burada; "inanmak sadece inanmaktır" hal cevabı ortaya çıkar. Hal ile yaşadıklarımızı, çoğu zaman mantık dairesinde açıklayamayız. İşin özü şudur; dinimizn mantık dini olması demek, mantığımıza indirgenip anlaşıldığı içinden ziyade, dinimizn mantığımızı kuşatmış olmasından kaynaklanmaktadır. dinimiz bir daire ise, mantığımız o daire içinde bir noktadır. Fikir, zikir/tekrar, şükür üçgeninde açıklık kazandırabiliriz yada duygu/düşünce/davranış psikanalizindede değerlendirmeye alabilriz bu durumu. Ama kesin olan şudur ki; inanmak inanmaktır. duylarımız da şekillendişren budur, tüme varım .  26.07.2007 15:32
 

Ve Ölüm denilen şey deli gönüle dardı..Seçme şansımız olsa seçertik albet..Çünkü ölümlerin bile güzeli vardı..... çok iyi ifade etmişsiniz yüreğinize sağlık:)

eflatun sokak 
 20.07.2007 12:29
Cevap :
çok sağolun. zira "ölüm" konusu, tüm konular arasında en geniş konulardan biri, belkide en genişi ve de derini, zira muallaklık üzerine dizin ortaya koymak hep risk taşır, zira insan bilmediği ve birebir yaşamadığı bir şey üzerine hissiyat biriktiremez, sanırım etrafla bütünleşip, ölüpte gelmek lazım. sevgiler  20.07.2007 14:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 121
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 594
Kayıt tarihi
: 20.03.07
 
 

  Yıldız yüklü gecelerde Üşüyerek beklerim. Canım tellere takılır, Ellerimde yüreğim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster