Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
2921
 

Ölüm güzeldir….

Ölüm güzeldir….
 

Bilerek ve isteyerek cinayet işleyeceğim birazdan. Bilerek ve isteyerek öldüreceğim seni. Bu işi bu gün bitireceğim. Bitireceğim evet..

Bağdaş kurdum yere. Bir yer sofrası hazırladım kendime. Bir tabağa şarkıları doldurdum. Bir tabağa şiirleri. Sağ tarafıma kılıç, sol tarafımda tekleyen bir yürek. Sağ elimdeki kılıçla sol tarafımı katledeceğim birazdan. Fakat önce biraz demlenmem lazım. Birazdan başlayacak mahkeme. Mübaşir seslenecek birazdan. Davan başlayacak birazdan. Müdahil avukatı ben, savunma avukatı ben, iddianameyi hazırlayan yine ben. Ben bir kahramanım. Kahraman bir savcıyım ben. Şimdi koltuğuma oturmalıyım. Hakim koltuğuma. Kırmak için elimdeki kalemi. Ama önce bir şarkı doldurmalıyım kadehime.

Vakit tamam!.. seni terk ediyorum.
O bütün alışkanlıklardan
Ve bütün sıradanlıklardan öteye,
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
Doyamadım inan,
Kanamadım sevgiye...

Korkulu geceleri sayar gibi,
Deprem gecesinde bir yıldız,
Birdenbire kayar gibi;
Ellerim kurtulacak ellerinden,
Bir kuru dal, ağacından
Çatırdayıp kopar gibi...

Şimdi yalnız ve tek başına ve sessiz bitirmeliyim bu işi. Fakat fakat bu çamaşır makinesinin sesi. Evet çamaşırları asmalıyım önce. Oğlan pazartesi okula gidecek. Gömleği temiz olmalı. Biraz daha şarap. Evet. Biraz daha. Kan kırmızı. Yakut olsun. Bilirsin severim yakutu. Her şeyin en iyisi olmalı. Sahicisi. Gerçeği. Yakışmalı bu ölüme. Ve biraz daha şarkı. Şarkı almalıyım şarapla.

Yusuf Hayaloğlu evet. Yusuf hayaloğlu.

Demek şimdi gidiyorsun;
Yazdığımız son şiir öyle yarım kalacak!
Demek şimdi gidiyorsun; Kuşlarımız acıkacak, saksılarımız artık sulanmayacak!
Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp
aynanın sahtekâr yüzüne
-Oy benim yaralım-
Demek şimdi gidiyorsun;
Beni böyle toz gibi dağıtıp merdivenlerin dibine!

Her şey tamam diyorsun, git...
Beni viran bir şehir gibi terk et...
Haydi git!
Dışarısı ispiyon... Dışarısı ihanet...
Seni bir gören olmasın, dikkat et!..
Her şey tamam diyorsun, git...
Beni viran bir şehir gibi terk et...
Haydi git!
Dışarısı ispiyon... Dışarısı ihanet...
Seni bir gören olmasın, dikkat et!...

Bir şarkı daha. Bir şarkı daha evet.

Ne sen leyla' sın ne de ben mecnun

Ne sen yorgun ne de ben yorgun

Kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu

Ne sen bulutsun ne de ben yağmur

Ne sen mağrur ne de ben mağrur

Hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu…

Güzel gidiyor. Bir kadeh daha… Mutlu gitmeliyim. Yüzümde mutlu bir gülümseme olmalı! Ardımdan yaşamı çok seviyordu demeliler. Yüzüme baktıklarında okumalılar.

Malatya’dan çıktım yola, yollar yanıyor

Düşman sarmış dört yanımı, kurşun saçıyor

Düşmüşüm bir çukura, canım yanıyor

Yaşasam mı ölsem mi?

Karar vermek zor.

Eeee…. Zor tabii. Biraz daha mahkeme lazım. Biraz daha iç yolculuk. Biraz daha suskunluk. Ve biraz daha şarap…

Bilmem ki????

Bilmem ki??? O bir muamma…

Şu dağlarda kar olsaydım

Bir asi rüzgar olsaydım

Arar bulur muydun beni beni

Sahipsiz mezar olsaydım

Şu bozkırda han olsaydım

Yıkık perişan olsaydım

Yine sever miydin beni beni?

Simsiyah duman olsaydım

Bir yudum daha… İyi olur…. Değiştir şu şarkıyı da…

Yan yana geçen geceler unutulup gider mi?

Acılar birden biter mi?

Bir bebek özleminde seni aramak var ya

Ah o bebek özlemi… Ne kadar da güzelmişim bebekken. Öyle derdi halam. Beni en çok seven halam....

Bu hep böyle böyle gider mi?

İçimdeki fırtına, kör kurşunla diner mi?

Kavgalar kansız biter mi?

Bir mavzer çığlığında seni aramak var ya

Bu hep böyle böyle gider mi?

Kendine iyi bak beni düşünme.

Su akar yatağını bulur,

Kendine iyi bak beni düşünme

Su akar yatağını bulur.

Olur… Düşünmem Ahmet. Olur düşünmem. Bilirim su akar yatağını bulur.

Sen miydin o, yalnızlığın mıydı yoksa? Kor karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. Dilimizde aksamdan kalma bir küfür. Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni, yakamda bir amonyak çiçeği. Yalnızlığım, benim pasaklı kontesim.....Ne kadar rezil olursak o kadar iyi. Ne kadar rezil olursak o kadar iyi.

Ya gençliğim… Ya gençliğim…

Gençliğimi kimse bilmez benim,

Sakallarımda çocuk kokusu,

Yüzümde ay ışığı fışkırırdı benim.

Ceketimi yağmurlara astığımdan beri

Tehlikeli şiir okur dünyaya sataşırım…

Biraz da Zülfü alsam… Evet, biraz da Zülfü iyi gider… Belki dinleyemem gittiğim yerde.

"Ah benim sevdalı başım.

Ah benim şair telaşım.

Ah benim dünya telaşım

Ah benim sarhoşluğum.

Ah çılgın yüreğim.

Sus artık uslandır beni

Kaç okyanus geçtim böyle

Kaç denizde yitip gittim

Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle

Kaç seferden yorgun döndüm

Ah benim yaralı ruhum.

Ah benim insan kusurum.

Ah benim isyanlarım

Ah yalnızlıklarım.

Gel artık uslandır beni

Ah benim iyimser yanım

Ah benim aldanışlarım

Ah benim kavgalarım

Ah pişmanlıklarım

Sus artık uslandır beni.

Çamaşır makinesi. Evet. Çamaşır makinesi durdu. Şimdi geliyorum….

Geldim. Geldim….

Şimdi sırada cinayet saati var. Final Attila İlhan’dan olsun.

haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

dört bıçak çekip vurdular dört kişi

yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

deli cafer ismail tayfur ve şaşı

maktulün onbeş yıllık arkadaşı

üçü kamarot öteki aşçıbaşı

dört bıçak çekip vurdular dört kişi

cinayeti kör bir kayıkçı gördü

ben gördüm kulaklarım gördü

vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü

hiç biriniz orada yoktunuz

demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

on üç damla gözyaşını saydım

allahına kitabına sövüp saydım

şafak nabız gibi atıyordu

sarhoştum kasımpaşa'daydım

hiç biriniz orada yoktunuz

haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

polis kaatilleri arıyordu

deli cafer ismail tayfur ve şaşı

üzerime yüklediler bu işi

sarhoştum kasımpaşa’daydım

vapuru onlar vurdu ben vurmadım

cinayeti kör bir kayıkçı gördü

ben vursam kendimi vuracaktım

Ölüm güzeldir...

Güneşe yol veren her ölüm.

Yeter ki ölmesini bilsin.

Ölüm güzeldir.

Bilirim en az aşk kadar ölümde yakışır sana.

En az aşk kadar ölüm de yakışır sana...

Ölüm güzeldir..!

Gökçe SAĞLAM bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yusuf Hayaloğlu'nun Gözlerin İntihar Mavi'sini okudum... Seçtiğiniz şiir de çok güzel..Murathan Mungan da öyle... Ölüm güzel belki ama yaşamak da öyle... Yüreğinize sağlık...

papatya altı yüz elli 
 02.07.2008 9:14
Cevap :
Dediğin gibi olsun gözüm:)) Teşekkürler  02.07.2008 13:29
 

bir ölüm gecesi olmuş...

Ruksan İLDAN 
 23.04.2008 19:21
Cevap :
Öyle oldu bu defa Ruksan. Sevgiler  23.04.2008 20:43
 

anladım ben bu yazıyı:)) bu yazıyı yazarken sen kedi, cümleler ise yün yumağı olmuş, oynamış oynamışsın ama yine de yünler karışmamış bir kazak çıkmış ortaya :)) sevgilerimle.

erol aslan 
 22.04.2008 17:42
Cevap :
Erol Bey. Ne güzel özetlemişsiniz. Evet. Ebruli bir yün kazak oldu. Kedinin oymamaktan zevk aldığı çok güzel ebruli bir yün topağı belki de. Öyle güzeldi ki bu yumakla oynamak. Oynadım ben de bir zaman. Renkleri ayrıştırdım. Elinize sağlık.  22.04.2008 22:38
 

okudum, ağlayamadım, yüzümü döktüm elimden gelen bir tek bu,kahrolası gastrit bir duble rakının tam zamanı oysa. Sadece şarkının sesini açtım. "Beni vur"dun... "Amenna"...

Gökçe SAĞLAM 
 21.04.2008 21:11
Cevap :
Bazen vurulmuş gibi sırtüstü yere düşmek ve kalmak öylece. Güzeldir. Yaşamı daha iyi özümseyebilmemizi sağlar. Teşekkürler Gökçe. Haydi şimdi kalk ve katıl hayata.  22.04.2008 22:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1460
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster