Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '21

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
40
 

Ölüm Kavramı -1

Ölüm Kavramı’na Yeni bir Bakış Açısı getirmek istiyorum:
 
Fiziki olayların tertibi tüm yüzyıllarda belirli seviyelere ulaştı. Kavimler kuruldu ve yıkıldı. Ve şimdiki zamanımızda da en üst seviyesine ulaşmıştır. Kıyam denilen uyanışın farkındalığın gerçekleşmesine zemin ve zaman hazırlıyor. Doğa’nın Deva’ları uyanışta ve kendini yeniliyor. İnsan bu yenilenme karşısında neden aciz kalıyor? Kalmaması için ne yapmalı? 
 
Titreşimlerini yükseltmeli. 
 
El yapımı aletlerle yapay oluşturulan titreşimler belli bir seviyede kalıyor ve deprem etkisi yaratarak, salgın hastalıklar yayarak aynı seviyede titreşen insanları korkutuyor. Hatta ölümüne sebep oluyor. Kendini yükseltemeyeni Doğa’nın Deva’ları öğütür. 
 
Korkuyorsan bu senin için bir basamak olmalı. Tereddütte isen ve bu titreşimler senin bilincini, öz bilincini ve şuurunu etkiliyorsa bil ki senin titreşimin de düşük seviyeli bir titreşim. Kuşku ve şüphe içinde isen bu senin için bir kıstas olmalı.
 
Darlık sadece şuurda ve bilinçlerimizde. Beden zaten gelişime ve değişime hazır. Biz hazırsak her şey harekete geçer. Sen Hazırsan Her şey Hazırdır. Darlık sadece şuurlarda ve bilinçlerde ve düşüncelerde. Biz hazırsak her şey harekete geçer. Sen hazırsan her şey hazırdır. Sen hazirunda isen her şey hızırdır. 
 
Karar mekanizması. Karar çarkını döndüren hareketi başlatır. Ya şimdi ya hiç. Ya şimdiyi seçerek kendine çeki düzen verirsin ki olması gereken ve beklenen bu. Ya da bir sonraki döngüde beşeriyet mertebesinde yerini alırsın. 
 
Eğer yerini bulamıyorsan acılı kıyam senin için başlar. Ölümler ile uyanış. Bu son aşama. 
Ölüme yeni bir bakış açısı getirmeliyiz. Ölüm korkulacak bir kavram değil. Çünkü bizden uzak değil. Ölüm bize her şeyden daha yakın. Herkes ölümün bir geçiş kapısı olduğunu söyler. Doğru lakin eksik bir tanım. Ben buna bir ilave yapmak istiyorum. 
 
Ölüm bilinçaltı kayıtlarının dolduğu zaman artık yeniyi kayıt edemeyecek duruma geldiğinde bilincin kendini reset etmesidir. Yenilenmesi ve tazelenmesidir. Raflar dolmuş yığıntı ve karmaşa var. Ve insan düşüncesi -beyni bunu yapamıyor. Çünkü kendini bilmeden bi-haber. Ne yapacak bilinç? 
 
Kainat sürekli değişim ve yenilenme halinde. Bunun karşısında bir önlem alması buna bir çare bulması gerekiyor. Bilinç kendini yeniliyor. Bilinç zaten An zamanda sabit ve som halde. Bakış açısını değiştiriyor. Yıpranmış dolmuş hareket edemez sürekli karmaşa halinde olan bedeni ait olduğu yere bırakıyor ve yoluna tazelenerek devam ediyor. Bu bir reenkarnasyon gibi katı bir tanıma uyamayacak kadar ufku geniş bir tanım. Ruh göçü ya da deneyim nakli değil. Deneyimsel süreçte yola devam. Zamanı mekanlaştırabilen bir güce sahip ruh. İstediği zaman ve istediği planda ve programda, istediği biçimde ve şekilde. An sahibi olan ruh, cevher, yücelik her ne ise ismi, işte O, zamanı kabalaştırarak mekan haline getirir, üzerinde deneyimleri yaşar, imtihanlarını geçer, tekamül sürecindeki gelişimini tamamlar ve yeniden zamanını mekanlaştırarak farklı ve yeni bir kimlikte yoluna devam eder.
 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 193
Kayıt tarihi
: 03.12.16
 
 

12 Mayıs 1971 yılında İzmir/Türkiye'de doğdu. Kevser Yeşiltaş, Tasavvuf, Gizemcilik, Ezoterizm, Ç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster