Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
565
 

Ölüm veya ayrılık

Ölüm veya ayrılık
 

Ölüm hakkında birşeyler karalamayı epeydir düşünüyordum. Bugün, yarın derken Butto'nun ölüm haberini aldım. Bir hafta öncede değerli Savaş Dinçel aramızdan ayrılmıştı. Ölüm her zaman başımızda. Hayatın ne yazık ki bir parçası. Üzüntülerin en büyüğü. Kısaca sevimsiz bir durum. Özellikle ani ölümler çok dokunuyor geride kalanlara.
Evet, ölüm veya ayrılık dedik, bir farkı yok aslında. Neticede ölüm bir ayrılık değil mi? Ayrılıklar zordur. Gidenin arkasından el sallamak bana hep üzücü gelmiştir. Yol alan bir otobüs, bir vapur, bir tren hüzünlüdür. Ölümde öyle birşey, geride kalanlar için. El sallamak zor gelir. Bir daha göremeyeceksindir. Nereden bakarsan bak zordur. Ya giden. İşte o farklı, giden boyut değiştirir. Bu zamandan başka bir (bilinmeyen) zamana ışınlanır. Giden otobüsdedir belki (bilinmez), hüzün duyar o an için. Ama yol almaya başlamıştır, geri dönüş yoktur. Ölüm bir son değildir, biçim ve boyut değişikliğidir. İnsanın (veya canlıların) ölümlü veya sonlu olduğu söylenemez. Eğer inanıyorsak ruha, bir biçimde son yoktur. Varlığımız yaşayacaktır. Bu dünyadaki vazifemiz sonlanmış olacaktır sadece. Bu mekandaki misafirliğimiz sonlanacaktır, bir de o dayanılmaz ayrılık. Sevdiklerimizden ayrılmak zordur.
Yakın ve uzak geçmişte aramızdan (veya bu dünyadan) ayrılan onca kişiyi düşünün. Herbiri eğrisiyle doğrusuyla bir görevi, üstlerine düşen vazifeyi yerine getirip ayrılmışlardır bu dünyadan. Kimi genç, kimi yaşlı. Onlara tanınan görev süresi kadar. Ölüm hiçbir zaman son değildir.
Bugün aramızdan ayrılan Butto da sanırım görevini tamamlamış (her ne kadar tamamlamamış gözüküyorsa da).
Öbür boyut veya dünyadan kimse haber getirmemiş. Belki haber gelseydi, gitmek isteyen sayısı artardı. Bana dokunan işin ayrılık tarafı. Çocukluğumdan beri bana hep hüzün vermiş, ağlamaklı olmuşumdur.
Allah, herkese bu dünyadan vazifesini tamamlayarak hayırlısı ile ayrılmayı uygun görsün.
Bir fıkrayla sözümü tamamlayım:
Azrail, bir pilotun canını almaya gelmiş. Pilot tamamlayamadığı işler için birkaç gün izin istemiş. Birkaç gün sonra azrail, pilotun kapısını bir kez daha çalmış. Pilot birkaç gün daha izin istemiş. Azrail tamam demiş. Birkaç gün sonra uçakta azrail bir kez daha gelmiş. Pilot, tekrar izin istemeye yüzü yok. "tamam beni almaya geldin de arkadaki onca yolcuyu düşünmüyor musun" diye mazeret göstermek istemiş. Azrail ise " Artık eli boş dönemem, onca kişiyi nasıl bir araya getirdim bir ben bilirim" demiş.
Huzurlu günler sizin olsun....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 479
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1539
Kayıt tarihi
: 01.04.07
 
 

1965 İstanbul doğumluyum. İTÜ Elektrik mühendisliğinden mezun oldum. Özel sektörde Kalite Bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster