Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
404
 

Ölüm

Ölüm
 

Beyaz giymiş, daha doğrusu giydirilmiş bir kadın olduğumu düşlüyorum (giydirilmiş çünkü hareketsizim). Belki de ölümden bir önceki basamak gibi tam bir an öncesi, birisi sessizliği bozmak üzere bekliyor ama zamanı belli değil.

Düşünebiliyorum…

Aslında sadece düşünebiliyorum yapabildiğim tek şey bu. Ve tıpkı gözleri görmeyen biri gibi her yanım düşünmeye duyarlı olmuş, elim, yüzüm, saçlarım, beyaz giysim bile düşünüyor.

Gözlerim kapalı boşlukta havada uzanıyorum. Ellerim göğsümde kavuşmuş ya da yanlardan sarkmış bilmiyorum.

Hiç obje yok.

Üzerimde gökyüzü ve yüz metre kadar altımda deniz var.

Hafif dalgalı koyu lacivert derin su.

Hani denize biraz daha yakın olsam belki su, balık ne bileyim bir ses duyup rahatlama şansım olacak ama yok hiçbir şey duymuyorum kendi düşüncelerimin uğultusundan başka…

“Çok korkma” ya da “dehşet” değil ama hayatımın en baskın hissiyle dopdoluyum “endişe” “kollama” “koklama”…

Bakınma şansım da yok sağa sola. Başta bir sonraki düşüncem olmak üzere gelecek olan her şeyi kaygıyla bekliyorum.

Hiçbir şey görmüyorum ama tüm evren ve ortasında kendim gözümde capcanlı duruyor.

Her şey ama her şey: Okulda dersler, hastanede ameliyatlar, oturmuş, durmuş, donmuş…

Ya da en başından beri benden başka kimse zaten yokmuş.

Lazar’ın yüzü geliyor aklıma, soyulmuş parmakları…

“Aslında fark yoktu” demesi taraflar arasında...

Zamanını bilmiyorum ama insan, hayatının en baskın hissiyle ölür bunu biliyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 81
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 623
Kayıt tarihi
: 31.07.07
 
 

34 yaşına girdim profilde hala 30 yazıyor bir türlü değiştirmeyi beceremedim, dur bakalım bu sefe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster