Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3097
 

Ölümden sonra yaşam

Ölümden sonra yaşam
 

"Ölüm kadar doğal, evrensel ve zorunlu bir şeyin Tanrı tarafından insanoğluna kötülük olsun diye tasarlanmış olması imkansızdır"‘ der Jonathan Swift
Ölüm doğal olabilir, ama doğa her zaman iyi göstermez; ölüm zorunlu olabilir, ama zamanlaması ender olarak kusursuzdur; bununla birlikte ölüm tartışmasız biçimde evrenseldir ve hemen hemen tüm tinsel yolculukların temelinde bu evrensellik yatar.

Öldükten sonra bize ne oluyor? Hayattaki olumlu davranışlarımızdan dolayı ödüllendirilecek miyiz yoksa günahlarımızdan dolayı cezalandırılacak mıyız? Gelecekteki varoluşumuz bir başka boyutta mı gerçekleşiyor? Yoksa yaşamdan ders çıkarmaya devam etmek için bir başka bedende yeniden mi doğuyoruz?
Ölümden sonra yaşamın olup olmadığını öğrenme arayışı,insanlığın kendisi kadar zengin ve çeşitli dinlerin ve felsefi düşünce sistemlerinin doğmasına yol açmıştır. Aynı zamanda pek çok insanın, doğruyu bilmesi gerekenlerden doğrudan yanıt almak için ölülerle temas kurmaya çalışmalarına neden olmuştur. Nihayet ,son yirmi otuz yıl içerisinde tıp bilimi,binlerce sıradan insanın ölümden dönmesine ve bunun nasıl bir şey olduğunu bizlere aktarmasına olanak sağlamıştır.

Yüzyıllar boyu düşünürler, yalnızca insanoğlunun ölümün bilincinde olduğunu ve insanı insan yapan özelliklerden bir tanesinin de bu olduğunu söyleye gelmişlerdir. Aslında fillerinde yas tuttukları ve çalı çırpıyla leşini gömmeye çalıştıkları gözlemlenmiştir. Bazıları yunuslarla balinaların da bir akraba yada yakınları ölünce özel bir şarkı söylediklerini öne sürerler.Bununla birlikte, insanoğlunun ölüm hakkında düşünen ve yaşamın genel çerçevesi içinde ölümün yerini ve anlamını sorgulayan tek canlı olduğu söylenebilir.

Sayısız benzerleri olan bir İran atasözünün dediği gibi, ‘ ‘ Ölüm her kapıya gelip yatan bir deve gibidir. ‘ ‘ Ölümün doğallığı yada zorunluluğu konusunu ele alabiliriz,ama ölümün evrenselliği her aşamada çabalarımızı boşa çıkarır. Tüm manevi arayışların özünde ölüm gerçeği bulunur ve insan davranışlarını dikkatle gözlemleyenlerin işaret ettikleri gibi, bu gerçek olmasaydı,büyük olasılıkla dine de gerek kalmazdı. Dünyanın büyük dinlerinden herhangi birinin doktrinlerini ele alın,hepsinin özünde burada, dünya yüzünde hep birlikte paylaşıp gözlemleyebildiğimiz yaşamdan önce neler olduğu ve sonra neler olacağı konusunu bulacaksınız. "Sonra" sı ister İslamiyet’teki mahşer günü,ister Hindulardaki bir başka"buraya" doğmak olsun, "buradaki" yaşamla ilgili buyruklar bile çoğunlukla "sonra" olacaklarla iç içe geçmiştir.

Bu konuyu da burada şimdilik kaydıyla sonlandırırken Patancali ve diğer Doğulu bilgelerin bir yaklaşımını hatırlatalım "Ruh yada benlik pek çok yaşamdan geçip sonunda kutsal kaynağıyla yeniden birleşir… "
Ressam:Elsie Russel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

desenlerini ve renklerinin tercihini bize bırakarak adaletle davranmış olmaktadır. c) İyi insan olarak başka insanlara faydalı olursanız (önce mutlu olursunuz) Kimsenin hakkını yemeden yaşamınızı tamamlarsanız (Cennete gidersiniz) Diğer bir ifade ile eğer öte taraf varsa; Bu dünyada hem mutlu hem de cennetlik olarak öte tarafa gitmek hiçte zor değil. Yok eğer öte taraf yoksa yine mutlu bir insan olarak yaşamınızı tamamlar, kasko sigortanızı yaptırmış olarak huzur içinde gözlerinizi kapatırsınız. Bu nedenle Özellikle Kuranı Kerimde, sık sık, “Bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.” Denilerek, bilinmeyenlere Akılla ulaşılabileceği ifade edilir. Kanaatimce; Ölümü bir son değil, ay sonu itibari ile çalışmalarımızın karşılığını, maaşımızı alacağımız bize ödeme yapılan yerler olarak değerlendirirsek, insanlık için fazlaca bir sorun olmayacaktır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 14.12.2006 22:57
Cevap :
Ölümden sonrası iyilik yap cennete git kötülük yap cehenneme git gibi basit olmadığı kanaatindeyin... bu konu üzerine daha sonra daha kapsamlı yazacağım... katkılarınız için teşekkürler...  15.12.2006 20:32
 

a)Bilinen şeyler keyifsiz midir? Bir filmi seyretmek için koltuğa oturdunuz, sizin elinize başlamadan senaryonun özetini verdiler. Veya çok heyecanlı ve gizemli olduğu söylenen bir romanı okumak için elinize aldınız, kitabın önsözünde hikâyenin çok kısa bir özetini buldunuz. Şimdi size bu filmi izlemek, bu kitabı okumak, ne kadar keyif verir? Herhalde bilineni izlemek, okumak çok keyif vermeyecektir. Diğer bir ifadesi ile kaderinizi, yaşam haritanızın tüm aşamalarını baştan bilmek o kadar da keyifli olmayacaktır. Aynı zamanda adaletli de olmayacaktır. b)Yaşamın desenini dokumak; Size gideceğiniz yerin bir haritasını ve gittiğiniz yerde üç ayrı kalite de inşa edebileceğiniz binaların planını ve malzemelerini verdiler. Sizden istenen, gidilecek yere dilediğiniz vasıta ile ulaşmak, planlarından seçerek inşa edeceğiniz ve ebediyen oturacağız binalardan birini yapmak. Diğer bir ifadesi ile Allah bize dokuyacağımız kilimin iplerini vermekte, yaşam kiliminin

Canmehmet 
 14.12.2006 22:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1157
Kayıt tarihi
: 03.12.06
 
 

Bir süre cafecilik deneyimim oldu... Bisikletle yurdun bir kısmını gezme fırsatı buldum, yaşamın içi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster