Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '10

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1492
 

Olumlu düşün herşeyi kurtar!

Olumlu düşün herşeyi kurtar!
 

http://www.lavinya.net/galeri/img2555.htm


Yaptıklarımızın, yaşadıklarımızın, düşündüklerimizin farkında mıyız? Mesela para ile ilgili düşüncelerimizin. Konuya paradan girdim . Çünkü en çok negatif düşünceler üretmemize sebep olan konular, para kaynaklı konular oluyor. Para, dünyamızda önemli bir alışveriş aracıdır. Para araçtır. O’nu amaç haline getiren bizleriz. Paranın icat ediliş sebebini artık neredeyse ana rahmindeki cenin bilecek. Paradan önce insanlar önce mal takası ile alışverişlerini yaparlarmış.Bu da oldukça zor olurmuş. Altın ve Gümüş gibi madenler değerli sayılınca yükte ağır pahada hafif oldukları için değiş tokuşta kullanılmaya başlamışlar. Sonra da sikkeler icat edilmiş. Paranın bu gün dünyamızda oynadığı rolü ise artik hepimiz biliyoruz. Para insanın dışında hiçbir canlının değer vermediği ve hatta hakkında “ Köpeğe atsan yemez!” tabirinin kullanıldığı bir kağıt parçasıdır. Bu kağıt parçasının ise doğruyu yanlışı, haklıyı haksızı, iyiyi kötüyü yargılayabilme yeteneği olmamamsına rağmen, nedense biz ona bu değerleri yüklemekte hiç eksik kalmıyoruz. Paranın insanı yönetebilme yeteneği var mıdır? Yoksa biz mi onun böyle bir yeteneği olduğu düşüncesini bilinçaltımıza yerleştirmişiz. Kafamızda sürekli kurduğumuz ve beynimizin en derinliklerine işlediğimiz kalıplaşmış düşünceler var. “Para kazanmak zordur!”. “Parası olan insan bencil ve tatminsiz olur.” “Param yok alamıyorum.”Çok para eder.” “Param var hükmederim!” “Sen kim oluyorsun? Paran kadar konuş.” Paranın olması ya da olmaması bir şey ifade etmiyor değil mi? Para üzerine genel kabul görmüş tüm kalıplar negatif bilinç düzeyi oluşturan kalıplar. Negatif düşünce ne yapar. Bilinçaltında negatiflikten uzaklaşma isteği yaratır. İstediğimiz halde , arzuladığımız halde bilinçaltındaki olumsuz düşüncelerimiz bir itişe neden olur. Kadın erkek ilişkilerinde de bu böyledir. Genelde ilişkilerimizde yaşadığımız olumsuzluklar dolayısı ile beynimizde oluşan negatif düşünceler, ister istemez sonradan kuracağımız ilişkilere de önyargı ile yaklaşmamıza ve bir şekilde olumsuzluklar yaşanmasına neden olur. Sonrada ahkam keseriz “Siz kadınlar!” , “Siz erkekler” diye. Bir de bakmışız ki tek başımızayız. Yaşamımızda oluşturduğumuz negatif bilinçlerin bizi götüreceği yer kısıtlanmışlık hissidir. Kısıtlanmışlık ise beynimizin oluşturduğu, korku, inanç ve düşünceler zinciridir. Bu tarz düşünceler yakın çevremizden, arkadaşlarımızdan, komşularımızdan aldığımız kalıplar olduğu gibi ki burada medyanın yeri ve önemi ayrı bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkar. Her türlü dış etkenden etkilenerek bilinçaltımıza ektiğiniz kalıplardır. Peki olumsuzu nasıl olumluya çevireceğiz? Elbette ki bu çok kolay beceri değil. Hele hele kalıplaşmış, kemikleşmiş bir şeyleri yeniden yapılandırmak. Hem bu öyle ha deyince oluverecek bir şey de değil. Yaratılan her şey, belli bir frekans seviyesinde titreşen ses dalgaları formunda hareket eden enerjiler dir. Dolayısıyla görünen şeylerin görünmesini, duyulan şeylerin duyulmasını, sağlayan onların titreşim hızıdır. Frekanslarının yaydığı dalgalardır. Titreşim ne kadar hızlıysa o kadar az görünür, ne kadar yavaşsa o kadar çok görünür. İnsanoğlu , herhangi bir içsel ya da dışsal gereklilikle kendine ket vuruyor ve bir şekilde kendini engelliyorsa, alması gereken bilgiyi alamaz. İnsanların düşünceleri ni birer elektromanyetik akim şekli gibi görürsek, akımda kopukluk varsa bilgi almada da zorluk yaşaması kaçınılmazdır. Ket vurmalarımızsan nasıl arınabiliriz? Pek çoğumuz hayatımızda deneyimlediğimiz olaylar neticisinde aldığımız sonuçlarla diyoruz ki, "ben bu duruma nasıl geldim? Bilinçaltımızda, korku, acı, güçsüzlük, suçlanma, değersizlik gibi pak çok düşük titreşimli enerjiler beslediğimiz için. Negatiflerle yüklü olduğumuz için. Bunlar Yüce Yaradan’ın bize sunduğu enerjiyi bir şekilde sünger gibi emerek, aslında istemediğimiz Hayatı yaşamamızı sağlarlar. Olumlu düşünceler de para da gezegenimizde bol miktarda bulunmaktadır. Önemli olan bunu kendimize nasıl çekeceğimizdir ? Korkularımızı ve eski inanç kalıplarımızı terk ederek! Paramız olsa da olmasa da, sevsek de sevilmesek de biz daima çok paramız olduğunu, çok sevenimiz olduğunu ve pozitif düşüncenin bir ilaç olduğunu, bunların çeşmeden akar gibi yaşamımıza aktığını, parayla neler yapmak istiyorsak onu yaptığımızı, parayı kullandığımızı sevgimizi paylaştığımızı her gece uykuya dalmadan önce hayal etmeyi alışkanlık haline getirelim. Bakın parayı harcamak demiyorum.Harcamak negatif bir düşüncedir.Bilinçaltımız tarafından tüketmek olarak algılanır Oysa kullanmak devamlı yapılan bir harekettir. Devamlılığı çağrıştırır ve algılanır. Eğer kendimizi ulusumuzu ve hatta dünyamızı içinde bulunduğu darboğazdan kurtarmak istiyorsak Korku, ket vurma ve eski inanç kalıplarımızdan uzaklaşma zamanıdır. Bize faydası olmayacak bırakın gitsin. Yerine bolluk-bereket-refah-iyilik-rahatlık-huzur-mutluluk-sevgi-sağlık gibi olumlu düşünce frekansları yerleştirelim. Kendimizi mutlu edelim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

zaten nasıl mutlu edebilir ki çevresini...

blue_prince 
 13.04.2010 14:39
Cevap :
çevresini mutlu edemeyen kendini nasıl mutlu etmeli öyleyse?  13.04.2010 15:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1826
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster