Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Carolina Isolabella Özgün

http://blog.milliyet.com.tr/carolinaozgun

24 Ocak '08

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
556
 

Ölümsüz öz

Ölümsüz öz
 

Susturulanlar, korkutulanlar, engellenenler…

Korkularla dolu, sabit fikirden arınamayan köle zihinlerin başvuracağı en ilkel davranış biçimi; korkutmaya çalışmak, ezmek ve aslında hatta adeta yok etmek yani öldürmektir…

Bu son zamanlarda ölüm yıldönümleri, facialar, terör estiren hareketler, bombalamalar, silahla saldırmalar, tehditler ve cinayetler görüyoruz. Dünyanın kendisine ve fikrine ait kalacağını sanan ilkel duygularla hareket eden binlerce örgüt, topluluk ve kendilerine ad takarak güç gösterisi yapan bir sürü zavallı. Zavallı diyorum küçümsediğimden veya yargıladığımdan değil, sadece o denli sevgisiz, ilgisiz ve bastırılmış yaşamlarla yoğrulmuşlar ki daha en ilkel duyguların esaretinde oldukları için.

Dünyanın belirli bir gidişatı var ve de aslında her şey en olması gereken biçimde.

Belki bu gidişat isyan uyandırıyor, kızdırıyor ve üzüyor ama biliyoruz ki bu ana kaderi programın yansıması ve kesinlikle Yaradan’ın izni ile gelişen bir süreç.

<ı>Peki, bu sürece nasıl etki edebilir ve olumlu hale dönüştürebiliriz?

Öncelikle insana tanınan hür iradeye saygı duyarak, ne yaparsa yapsın, onun davranışının belli bir sebep ve netice zincirinden kaynaklandığını bilerek ve de en önemlisi kabullenerek. Kabullenmek onaylamak değildir, onaylamak olayı tetikleyen ve destekleyen bir şeydir ama kabullenmek bunun altında daha yüce bir amaç yattığını bilmek ve bu hisse duyulan teslimiyetle onu aslında kendi vicdanınla baş başa bırakmaktır. Bu davranış yani bu öze iniş, bir canlıya özellikle de insana verilecek en büyük derstir, onun vicdanın sesini duyması için kendinle bırakmak ona sunulacak en değerli hediyedir ve de altını çizmek gerekir ki kabullenmek bir şeyi kabul etmek değil sadece onun varlığını, olabilirliğini ve evrim düzeyini hor görmeden bilebilmektir.

Bir olaya, bir kişiye veya bir şeye anlamak için bakarsak ve de böylelikle görünenin dışında özde olanı anlar ve görürsek etkiye tepki değil, etkiye etkisiz kalabilmeyi deneyimleriz, çünkü etkiye tepki verildiği sürece onu besler, büyütür ve gelişmesine izin veririz ve eskisinden de güçlü bir hale getiririz.

Buna en iyi örnek; birisine çok kızıp, sinir olduğumuzda ona olumsuz cümle veya davranışlarla cevap verir, belki küfür eder ve de kinle yaklaşırız, sonuçta bir bakarız ki onun varlığı hayatımızda daha da büyük bir yer almış ve yarattığı negatif geri beslemeler daha da çoğalmıştır. İşte bu etkileşim onu daha belirgin biçimde güçlendirip bizi daha da çok kızdıracaktır.

Oysa geleni görüp, derinlemesine bakar ve ardındaki manayı ararsak hem kendi eksikliğimizle yüzleşir, hem saygı duymayı öğrenir hem de tekâmül yolunda bir adım daha atmış oluruz. O çok kızdığımız ve sinirlendiğimiz olaylar silsilesi ve kişiler de belirgin bir şekilde hayatımızdan çıkmaya başlar, böylelikle iyi ve kötü, güzel ve çirkin, doğru ve yanlış, günah ve sevabın ötesinde bir denge kurup bu etiketlemelerin ötesine geçeriz.

Çok zor gibi görünen ve bazılarımıza aslında külliyen saçmalık gibi gelen bu arbedeler esasen fizik kanunlarında bile farklı örnek ve deneylerle kanıtlanmıştır. Dünyayı daha yaşanılır, barış ve mutluluk dolu bir hale getirmek her insanın asli görevidir, bunu yapmak için anlatıma bile ihtiyaç hissetmemeli belki ama birlikten güç doğar ve bizler rengimiz, dinimiz, dilimiz, cinsimiz ve milletimiz ne olursa olsun kardeşiz. Birimizin hayatında gerçek haliyle kendi olabilmesi binlerce kardeşimize de yansıyacaktır, akıl ile gönlünü bir etmiş ve iki pozitif alan oluşturmuş bir varlıkta dengesizlik ya da aksama olmaz.

Bunun da işlevsel hale gelmesi için özün neşriyatını yakalamak gerekir ve bunu tek yöntemi düşünceleri denetime almaktır, en olumsuz şey karşısında bile mantığı, aklı ve şuuru kullanarak özdeki pozitif neşriyatı düşünceye taşımaktır. İşte o anda 2+ alana asla 1- alan giremez ve dolayısıyla insanda dengede kalarak oluşan bir güç seviyesi ortaya çıkar ve bu şekilde yansıyarak gelen enerjiyi akışkan hale getirebilir ve hatta onu kendi üzerimize üşüşen o negatiflikten sakin bir dinginliğe alabiliriz.

Dönem zorlu, her gün aydınlanan ve dünyayı da aydınlığa taşımaya çalışan birçok insan karşısında onu alt etmek isteyen ve yok etmek için uğraşan bir boyut var, dualitede olan bir denklem bu evet ama bilmeli ki can çıksa da öze aktarılan asla susturulamaz, evrenlere ulaşan asla geri çekilemez, düşünce ile yaratılan asla engellenemez, o halde özden öze, evrenden evrene, düşünceden düşünceye yansıttığımız gerçek insanın hak ettiği güzellikleri bizler oluşturmaya devam edelim. İlerleyelim, gelişelim, değişelim. Mümkün olduğu kadar yılmayalım, korkmayalım, kendimiz olmaya ve daha da insan olmaya gayret edelim. Düşüncelerimizi, fikirlerimizin neler yarattığını bilelim, odaklanalım, kendimizde ve merkezimizde kalalım.

Bütünü, birlik ve kardeşlikle oluşturalım ve ne olursa olsun yolumuzdan vazgeçmeyelim…

24.01.2008
Carolina Isolabella Özgün

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

herkesin bir rolü olduğu ve hayatımızda negatif gibi görünen olayların da aslında önemli dersler olduğunu unutmamak iyi olacak. teşekkürler hatırlattığınız için. sevgiler,

Arzu Pınar 
 25.01.2008 22:41
Cevap :
selam, ben de çok teşekkür ederim, paylaşabildiğimiz için... sevgilerle:)  25.01.2008 23:37
 

İyi niyetli dilekler, sevgi ve selamlar.

Nariçi 
 24.01.2008 19:27
Cevap :
Merhaba size de sevgi ve saygımla:)  25.01.2008 9:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 375
Toplam mesaj
: 51
Ort. okunma sayısı
: 632
Kayıt tarihi
: 21.09.06
 
 

İstanbul'da yaşayan bir levantenim, yeni özler, sözler, gözler tanımayı, farklı bakış açılarını p..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster