Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
824
 

Ölümsüzlük, Yaşarken Ölmek...

Ölümsüzlük, Yaşarken Ölmek...
 

Doğmak, yaşamak ve ölmek... 

Her canlının biyolojik yol haritası... 

Zamanı durdurmak veya ölümü önlemek mümkün değil... 

Ama ölünce yaşamak mümkün,  

Yani ölümsüzleşebilmek... 

&&&&&&& 

Değerli sanatçılarımızdan pek çoğu maddi sıkıntılar içinde yaşam sürmüşlerdi. Bazıları tedavi masraflarını bile karşılayamamış yoksulluk içinde bu dünyadan göç etmişlerdi. 

Nedendir bilinmez bizler, bir şeyin değerini, "o şeyi" kaybettikten sonra anlarız. 

Sanatçıları da öyle... Öldükten sonra başımızın tacı yaparız, O'ndan daha değerlisi yoktur. Ressamsa, tabloları değerlenir. Yazarsa, kitapları "yok" satar, ikinci, üçüncü baskıları yapılır. Bestekarsa, o bestelerin popülaritesi artar... 

Sağlığında yüzüne bakmayanlar, ölümünden sonra kişiyi adeta putlaştırırlar... 

O, artık çok değerlidir, ölümsüzdür... 

Öldükten sonra "halâ" yaşamaktadır. 

Ölümünden sonra yaşayanlardan ilk aklıma gelen, hayatı boyunca 364 eser yapan Mimar Sinan. 450 senedir zelzele vesair doğal afetlerden, herhangi bir zarar görmeden hiç yıpranmadan dimdik ayakta kalan Edirne'deki Selimiye Camiinin yapım ustası... 

Bu eser ve diğerleri ayakta kaldıkça Mimar Sinan da yaşayacaktır. Keza, Itri, Mozart, Beethoven, kulaklarımızda hala yaşamıyorlar mı? 

Ölümünden sonra yaşayanlardan olarak... 

&&&&&&& 

Bir de yaşarken ölenler var, ilginç değil mi? 

Eşinin öldüğünü söyleyen bir ablamız vardı. Alman makamlarına gerekli olan bir ifadesinde "eşinin öldüğünü" beyan etmişti. Yapılan araştırmada, eşinden boşandığı öğrenildiğinden ifadesi reddedilmişti. 

İkinci ifadesinde, "bizde boşanma gerçekleşince, o kişi ölmüştür artık" diyordu... 

Şimdi düşünüyorum da, tamamen hayatından çıktığına göre, beyninden sildiğine göre, o ablamıza göre "ölmüş" oluyordu. 

Bugünlerde evladını reddeden ebeveynlere göre o evlât da artık "ölmüş" oluyor. Yaşayan ölülerden... 

Hasım kişiler de birbirleri için "ölmüş" kişilerdir. İsimlerini bile duymak istemezler, birbirleri için "ölü" kişilerdir... 

Ayrılan sevgililer zamanla birbirlerini unutup, beyinlerinden sildiklerinde, kendilerine göre, "yaşayan ölüler" olurlar... 

Yaşayan ölü açısından bakıldığında çok acı olmalı, "yaşıyorum ama O'nun nazarında ben bir ölüyüm" demek... 

Ve yine çok acıdır ki, "iki kere ölmek"... 

Bir de aramızda gerçekten yaşayan ama ölüden farkı olmayan kişiler vardır. Hiç bir beklentileri kalmamıştır hayattan... Bu kişiler, ya tüm isteklerine kavuşmuş veya hiç bir arzularını gerçekleştirememişlerdir. Her iki durumda da beklenti sıfırdır... Doğaldır ki bunlar da "yaşayan ölüler" gurubundadırlar... 

&&&&&&& 

Bence; 

Kişi, yaşıyorsa, yaşamın hakkını vermeli... 

Yaşam canlılık demektir,  

Yaşam aktivitedir,  

Yaşam üretimdir,  

Yaşam sosyalliktir,  

Yaşam koşmaktır hep ileriye,  

Yaşam bakmamaktır geriye,  

Yaşam ümitlerle beklenilen gelecektir,  

Yaşam gerçeğe yakın hayallerdir,  

Yaşam sevgidir,  

Yaşam inançtır,  

Yaşam sağlıktır,  

Yaşam mutluluktur,  

Yaşam sarılmaktır sevdiklerimize,  

Yaşam torunu (Mehmet Burak'ı) koklamaktır :-)) 

Yaşam herşeydir... 

Gönüller dolusu selam ve sevgilerimle... 

Yurdagül Alkan. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biz şarkıları seninle söylemeliydik. Şimdi bütün sözler yarım Sevgiye sevdalı bu kalbi çok kırdılar çok Hep seni yaşattılar,yaşarken unuttuklarım.. Esas ölüm bu olsa gerek sevgili dostum..Yaşarken yok olanlar.Ve sonsuza dek yaşayanlar.. Sevgilerimle..

Cansın erol 
 25.02.2011 0:24
Cevap :
"Sevgiye sevdalı bu kalbi çok kırdılar" ne kadar anlamlı ve duygu yüklü, diğer sözcükler de. Yaşarken unutulmak, gerçek ölümün ta kendisi, onaylıyorum. Teşekkürler, görüşmek üzere, özlem dolu sevgiler.  25.02.2011 10:33
 

Yaşarken, hüner olan, "kuyruğu dik tutabilmektir" Her nefes alan yaşıyor olmaz. Varolmak, nefes alma değil, santimine kadara yaşayarak yaşamaktır. Derin manalar içeren, çok çetrefil bir konuyu, sıkmadan anlatmışsınız. Fazla yoruma da hacet bırakmadan. Bu da sizin derinliğinize işaret sayılır. Saygımla.

Muzaffer Cellek 
 16.02.2011 19:23
Cevap :
Değerli Üstadım, sizin yorumunuz derin anlamlarıyla sayfamı taçlandırmıştır, teşekkür ederim. Saygılarımla...  16.02.2011 22:14
 

Şu MB da bir şekilde var olduğum için çok seviniyorum, bunun bir sebebi de sensin Gül ablacım.. Seni yazılarınla tanımış olmaktan çok mutluyum. Benim ablam yok, ama seni okurken, sanki ablam/dostum benimle konuşuyormuş, bana faydalı öğütlerde bulunuyormuş gibi hissediyorum. Yüreğindekileri bizimle paylaştığın için ve ışığınla aramızda olduğun için sağ ol Gül ablacım. Hep mutlu ve umutlu kalman dileklerimle..

Mor Okyanus 
 15.02.2011 19:27
Cevap :
Canım benim, Okyanus'um, ben da sana hitap ederken küçük kız kardeşime daha doğrusu kızıma hitabediyor gibi hissediyorum kendimi...Demek ki kalp kalbe karşıymış dedikleri doğru...Ben de seni ilk zamanlar ana tanıtım sayfandaki galerilerinde gönüllü çalışmalarının görüntüleriyle sonra da yazılarınla tanıdım...Herşey gönlünce olsun Aydedesinin gönlü ve kendi güzel kızının, candan sevgilerimle...  15.02.2011 21:08
 

hangi gözle baktığımız önemli o kişiye. yaşarken yok sayılmak mı... yokken varlığının devamı mı... hangisi daha çok yakar canını insanın. Sevgiyle Ablacığım.

papatya altı yüz elli 
 15.02.2011 16:50
Cevap :
Papatyam, yaşarken ölmek çok acı, Allah korusun...Aç susuz yaşanır da, sevgisiz yaşanmaz hele kişinin kıymeti bilinmezse, yaşam zindan olur...Sevgiler her yerde, her zaman güzeldir, sanalda bile olsa...Çok çok sevgiler...  15.02.2011 21:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 334
Toplam yorum
: 5767
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1662
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster