Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '07

 
Kategori
Genetik
Okunma Sayısı
977
 

Ölümsüzlük molekülü

Ölümsüzlük molekülü
 

Bir arkadaşımın sayfasında prehistorik ve gılgamış destanının yorumlarıyla yaratışış teorilerinden esinlenerek nedense hemen uyum sağlarım kategorilere, bu kezde bilimsel incelemeleri incelemeye başladım. Eh paylaşmadan olurmu? taktım önce Amerikalı bilim adamlarına. Takınca da takılıp kaldım işte, Bir yaratılış ve uzun yaşama isteği aldı gitti beni .

ÖLÜMSÜZLÜK MOLEKÜLÜ GERÇEKMİ?

Amerikalı bilim adamları grenweetçh saatinden bıkarak yaşam saatini bulmayı planlamaya başlamışlar. Her ne kadar tv de bir program ayırsalarda bu programlarda aile hesaplaşmaları yüzünden ölüm haberleri sıklaşsada..

Acd denilen resim programından başka birde hücre gelişimi programına 100.000 dolar katkıda bulunarak üye olunuyor. Adını vermeyim gider Türkiye Ekonomisi.. Hücrede bir protein bulunuyor ve adı telomeras bunu daha önbceki yazımda anlatmıştım. buradan hareketle gelişimleri aktarmaya devam ediyorum.

Artık yaşlılıkta neden vücut hücrelerinin bölünme yeteneklerini kaybettiği organ ve dokuların niçin kendilerini yenilemediklerini anlamaya başladık. Bazı bilimciler ömrü gen kronometresi ile ölçmeye başladılar bile. Dallas ta Teksas üniversitesi Medical Center da çalışan Shay ve arkadaşları Anoza tutulunca bu işe eğilmişler.

İnsan iyi bir yönetmenle 120 yıl dünya vizyonunda yer alabiliyor. Ancak nefis denen şey burada da engelliyor ömrü. Çünkü bölünmeyi en çok seven hücreler kanser hücreleri. Böylece çokça ürüyorlar. Bunlara kontrol hapı önlem vız geliyor. Onların tek hedefi çoğalmak vr çoğaldıkça üxzerinde yaşadığı bedenine ihanet ederek parçalamak ve yok etmek. Neticede kendileride birlikte yok olsaladarda belli bir yerleri olmadığından her ortamda çoğalmaya devam ediyorlar.Üstelik şekil değiştirerek. son yıllarda 1000 tümör incelenmiş 90 tanesi maalesef telomeren içeriyormuş. Böyle olunca bu enzim kanser dbüyümesi için vazgeçilmez oluyor. Yani bir yandan yenilerken diğer yandan çoğalarak yok ediyor. Diğer bir deyişle bu enzimleri kanser hücreleri çalıp karsıt örgüt olarak kullanıyorlar. Bu yöntem PROGERİS Erken yaşlanma hastalığına tutulan nadir kişilerin üzerinde deneniyor. Ömür uzatalım derken belki de hızla yaşlanmaya mı gidiliyor. Bazı hormonların kullanıldığı gıdalarla beslenerek ..

HAYAT NASIL BAŞLADI?

Ontolojik, biolojik, vb bilimsel araştırmalarda ortak kabula varan bazı görüşleri yansıtmak istedim. Bilingiği gibi her varlık laboratuar deneyimi neticesinde incelenemiyor, hele ki hayat dediğimiz fenomen. Ama Miller tabiî ki Amerikalı bilim adamı Soyadı Stanley, ama laurelle karıştırmayın. Gerçi onlar hayatın sırrını en güzel yansıtan iki kişiydiler bir zamanlar. Hala onları ilgiyle izlerim. Öyle ki bir zamanlar amerikada onların konuşmalarını bile almıştım herr sözümün sonuna bir dır koyarak. Ben asla bilimsel açıklama yapamam işte böyle. bir öğretmen olarak çocuklara müfredat dışı ne varsa anlatırdım. Labarutuvarda ise kurbağaları tavşanları denek kafeslerinden kaçırır ormana bataklığa salardım. Böyle olunca da bir bilimci olamadım .

Miller hayat deneyini yapmış.1953 yılında PRE-BİOTİK koşullar düzenlemiş. Bu ortamda amino grup asitleri elde etmiş. Bu karışımlar Dünyanın ilk zamanlarındaki ilkel atmosferi andıran bir gaz karışımına şimşekleri andıran elektrik deşarjları vermiş. Commeyars ve ekibi ile Montpellier üniversitesinde hayatın ana molaküllerini başkabir yolla sentez etmişler.

Güneş ışınları altında C, H, Ove N içeren bir karışmdan önce alfa aminoamid ve hidantoin oluşur. Bu iki formulubir aradatutan pre biyotik gaz ile birleşip yine formulu gizli tutulan x molekülünü oluşturur. pre biotik gazın oluşmasına formaldehit, siyanhidrikasit ve amonyak rol oynar. Molekül x aminoasitler, peptidler, proteinler, nükleotidler, DNA, RNA oluşturmaktadırlar.

Bu bilgiler bizimtıp öğrencilerine ders olarak okutulmasa da parantez arası söyleyen değerli proflarımız vardır. Ama bazıları ise Amerikada tahsil görürken öğrenilir. Buna göre demekki daha dünyanın ilk zamanlarında hayat için gerekli büyük moleküller oluşmuş olarak vardı.

Buradan hareketle yine kâinatın kitabına döndüğümüzde Âdem (yokluk ve adam anlamında) Manadan bakıldığında bilgilerin genetik kotlama ile verildiği ortaya çıkıyor. ve eğer adem var ise Alem var oluyor. Onun için yaratılan. Zaten a yı ayırırsak Dem den dem an =zaman demektir. Bu açıdanda hayat ile zaman ın ilgisi tıpatıptır. Ancak bu tasavvufa girdiğinden biz ruhu bırakıp bedene bakalım derken, ruhsuz beden olmayalım derim…

İsimlerin cisimlerle müşahhas olduğunu düşünürüm ben .Bunu da çok doğrulayan olaylar gördüm.Yeterki kareleri yerine oturtmayı bilelim.Örneğin; Adapazarı depreminde Deniz apartmanının sular altında kalmasıyla evet normal bir isim .Deniz kenarında bir apartmana deniz adı vermek.Ama geçen gün silivride sellere kapılan ve suların kapladığı deniz motorlarıyla evlere ekmek dağıtıldığı sitenin adı Venedik Sitesi .Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir de biz öyle sanırız .Ne tesadüf dün yolda eski sevgilime rastladım.Hemde bir siteye üye olmadan .Nerden nereye .Ne yapayım sayfamın adı HER TELDEN Kendimde öyleyim..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 136
Ort. okunma sayısı
: 841
Kayıt tarihi
: 17.10.07
 
 

Edebiyet fakültesi  mezunuyum. Öğrenmenin yaşı yoktur diyerek çeşitli kurslardan da el sanatları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster