Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
539
 

Ölümü göster, sıtmaya razı et

Ölümü göster, sıtmaya razı et
 

Ak Parti Amblemi veya ampul


Ak Parti davası sonuçlandı. Mahkeme, kapatma vermedi ama kapatmaktan beter bir karara imza attı. Daha açıkçası yargının sopası, partinin ve partililerin sırtına inmedi, havada bekliyor. Artık ne zaman, hangi şartlarda ve nasıl bir bahane ile ineceğini Allah bilir. Vakti zamanı geldiğinde de Sabih Kanadoğlu'na ilham eder. Ondan sonrası kolaydır.

Anayasa Mahkemesi AKP'yi, " laiklik karşıtı eylemlerin odağı" kabul ettiği halde kapatmadı. Hazine yardımının yarısından mahrum ederek yaşamasına müsade etti. Yani vurmadı ama namluyu da üzerinden çekmedi.

Bu karar ölüm getirmiyor fakat, "her gün ölmek" gibi bir duruma tekabül ediyor. "Ölseydik, daha iyi olurdu" dedirtecek bir vaziyete gebeymiş gibi duruyor. Parti kapatılsaydı belki, tufandan sağ kurtulan milletvekilleri ne yapacaklarını, nasıl bir yol izleyeceklerini daha güvenli bir zeminde tartışabilirlerdi.

Ak Parti'liler şu anda, farkında olsalar da olmasalar da cıvık bir çamurun içinde yüzmeye mahkum edilmişlerdir. Üzerine bırakıldıkları zemin oynaktır ve hiç bir zaman güvenli bir sığınak değildir. Debelendikçe insanı içine doğru çeken bir bataklıktır. Böyle bir ortamda iktidar olmanın nasıl sonuçlar doğuracağını ömrümüz varsa hep birlikte göreceğiz.

Şimdi siz, bu vaziyeti gören anti AKP'lilerin kılıçlarını kınlarına sokacaklarını mı sanıyorsunuz? Çok şükür, "AKP'yi hizaya getirdik, parasının yarısını hazineye gelir kaydettirdik, laikliğie yönelen tehlikeyi bertaraf ettik, böylece devletin istikametini düzelttik, artık rahat uyuyabiliriz" diyeceklerini mi düşünüyorsunuz? Hiç sanmayın ve düşünmeyin.

Ne kimse iddiasından geri duracak, ne bu tartışmalar bitecek, ne de memlekete huzur avdet edecektir. Çünkü, "Ak Parti hükümeti veya daha çok demokrasi talebi, " paylaşılmak istenmeyen mutlak iktidarı hedef almaktadır. Bunun ucu da gücünü, sistem içindeki pozisyonundan alan "hakim kadroya" uzanmaktadır. Bu kadro da yıpranmamak, aşınmamak ve kaybetmemek için bütün gücüyle direnmektedir. Hangi insan elindeki imkanları mücadele etmeden, karşı koymadan teslim etmek ister ki? Bu nedenle çatışmanın sürmesi kaçınılmazdır.

Peki Ak Parti'yi bu noktaya getiren sebep neydi? Başbakan'ın, 23 temmuz 2007 seçimlerinden sonra balkondan verdiği sözü tutmaması?!... Daha açıkçası, "ben bütün vatandaşların Başbakanıyım" deyip, sonra da başörtülülerin "Başbakanı" oluvermesi! Yani üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan anayasa değişikliğini yapmakla başı açıklara, "ben sizin Başbakanınız değilim" demiş olması! "Velev ki, siyasi simge olsun, ... (Dini konuları) ulemaya sorun" demesi. Daha da yanisi, karşıt elitin ipe sapa gelmez yorumlarıyla toplumun bir kesiminin tahrik edilmesi.

Bu tahrikin de laik hassasiyeti zıvanadan çıkarması; açlığın, zulmün, katlin, işsizliğin, haksızlığın, savaş ve istilaların kol gezdiği bu kahrolası dünyada, cebi para görmüşlerimizin hayat konforunu bozması. İşte AKP'yi kapanma noktasına getirip, tekrar geri döndüren suç ve günah budur!

Acaba ülkemizde, başı açıkların okuması yasak olsaydı, Başbakan da onlar için bir "serbestlik kanunu" çıkarsaydı o zaman kendisine, "sadece başı açıkların Başbakan'ı" mı denecekti?

Şeytan avukatlarıyla birlikte bu toprakları ebediyyen terketmedikçe, bu ülkede kimse rahat yüzü görmeyecektir. İllegal oluşumların körüklediği bu gerilim varoldukça, bizi birbirimize düşürmeye, birliğimizin ve dirliğimizin altını oymaya devam ettikçe bu kavga bitmeyecektir. Kimse hayal görmesin ve rahattan sözetmesin.

01.04.2008 tarihinde yazdığım kapatma davası ile ilgili yazımda, "Ak parti kapanacaktır. ... Eğer ... iktidar, .... rakiplerini geriletecek bir yöntem bularak bu gidişi durduramazsa mahkeme bitmiş, karar da verilmiştir. ... Çünkü amaç bellidir. Kurt kuzuyu yemeye karar vermiştir ve yiyecektir. Meğer ki çoban yetişe." demiştim.

Dava, kesinlikle Ak Parti'yi kapatmak amacıyla açılmıştır (bundan asla şüphem yoktur) ama bu kez çoban yetişmiş, kuzuyu kurdun ağzından almıştır. Hepimiz insanız ve biliyoruz ki, bizden güçlülerin direktifleri kararlarımızı, hatta hayatımızı etkiler. Fakat biz bu gerçeği kabul etmek istemeyiz ve ısrarla inkar ederiz. Çok kızdığımızda, "aksini söyleyenleri" dava eder, kazanırsak tazminat bile alırız.

Buradaki kanaatim şöyledir. Başlangıçta kapatma yönünde esen serin ve neşeli rüzgar, işin sonuna doğru istikamet değiştirmiştir. Pek serin ve neşeli değildir ama yön değiştirtecek kadar güçlüdür. 6, 4 ve 1 sayıları olayı çok güzel özetlemektedir. Bunu türkçeye, "yiyecektik ama üstümüzdeki gözler bizde iştah mı bıraktı?" şeklinde tercüme edebiliriz.

Ya da mahkeme üyeleri, "Yahu, her zaman beklentiye uygun, (outomatic) kararlar almamız artık ayıp oluyor. Bu defaki ortada kalsın da herkes şaşırsın" diye düşünmüş olabilirler. Ak Parti, "hazine yardımının yarısından mahrum edilsin" diyen üyelerin bu tavrı bile, değişen kararlarına rağmen, düşüncelerinin değişmediğini göstermektedir. (Haşim Kılıç hariçtir.)

Hukuk ve demokrasi bunun neresinde mi dediniz? Derin ve keskin çizgilerle birbirinden ayrılmış iki parçalı bir toplumda hukuk ve demokrasinin yeri; onu ayakta tutmaya çalışan nesnel ve onurlu yargıçlarla, insan haklarını savunan özgür düşünceli vatandaşların sistemdeki yeri kadardır.

Resim:ntvmsnbc

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Dava kesinlikle AK Partiyi kapatmak için açılmıştır" diyorsunuz. Doğrudur, ben de katılıyorum ama ben biraz daha farklı düşünüyorum. Esas gaye Erdoğan'ı kapatmaktı. Erdoğan'ı kapatmak için partiyi de mecburen kapatmaları gerekiyordu. Çünkü onlar da biliyorlar ki kapanın partinin yerine yenisi kurulacaktır. Yani değişen birşey olmayacaktı. Kapatma davasının bazılarını çok heyecanlandırmasının sebebi dediğim gibi Erdoğan'ın kapatılacak olmasıydı. Yani ona siyasi yasak gelmesiydi. Erdoğan gitmeden birşey yapamayacaklarını biliyorlardı. Bu nedenle davanın bu şekilde bitmiş olması büyük bir şans. Selam ve saygılarımla.

Hasan Basri Özgen 
 02.08.2008 19:26
Cevap :
Merhaba Hasan basri bey. Yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil. Liderin yasaklanması partiye büyük zarar verebilir. Asıl amaç bu da olabilir. Fakat ben olaya, ortaya çıkan sonuç açısından bakıyorum. Ak Parti bu kararla resmen vesayet altına girmiştir. Bundan sonra hükümet, karşıtlarının hoşlanmadığı her icraatından, (ne kadar elzem olursa olsun) geri adım atmak zorunda kalabilecektir. Mahkeme kararıyla sürekli tehdit edilecektir. Alınan sonucun bir şans değil de yeni bir trend olduğunu varsayarsak, bu söylediklerim olmayabilir. Bunun için de Ergenekon davasının sonucunu beklemek gerektiğini düşünüyorum. Selam ve saygılarımı iletirim.  03.08.2008 21:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster