Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1096
 

Ölümünden 46 yıl sonra; Nazım

Ölümünden 46 yıl sonra; Nazım
 

Dün akşam Antalya Kültür Merkezi'nde (AKM), Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ve Büyükşehir Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği bir anma gecesi vardı. Nazım'ın ölümünün 46. yılı nedeniyle düzenlenmişti bu gece. Rutkay Aziz'in de belirttiği gibi, aslında ölümünü değil, ölümsüzlüğünü anma gecesiydi bir anlamda.

Nazım'ın şiirlerini sanki kendi sesinden dinler gibi dinlerim babamın sesinden. Olağanüstü güzel, vurgulu okur babam büyük ustanın şiirlerini. Sevdalısıdır Nazım şiirlerinin. Bu yüzden anma gecesine babamla birlikte gittim. Saat 20.00'de başlayacak olmasına rağmen evden erken çıktık ve yavaş yavaş yürüdük AKM'ye doğru. Babam coşmuştu. Yol boyunca Nazım'ın en güzel şiirlerini okudu bana. AKM'ye ulaştığımızda gözlerimize inanamadık. Ne gecenin düzenleneceği salonda, ne de bekleme salonunda yer kalmamıştı.

AKM'nin en büyük salonuna sığmadı gelenler. Yetkililer, diğer salonda barkovizyondan seyredilebileceğini anons etmek zorunda kaldılar. Ayrıca Kültür Merkezi'nin dışında da bir barkovizyon vardı.

Açılış konuşmasını yapmak için yeni Belediye Başkanımızı sahneye davet ettiler. Mustafa Akaydın salona girdiği anda - deyim yerindeyse - salon alkıştan yıkıldı.( Şüphesiz ki, onun çok değerli katkıları vardı bu gecenin düzenlenmesi konusunda.) Programın sonuna kadar da Nazım'ın şiirleri okundukça, sağanak yağmurun sesi gibi sürdü alkış sesleri. Babama dönüp, umutla dolduğumu söyledim. O da düşünceme katıldığını söyledi.

Vakfın onursal başkanı Aydın Aybay, Nazım Hikmet'i Türk şairi olarak bildiğini, böyle bir şairin Türk yurttaşlığı alması ya da almaması gibi bir sorun olamayacağını söyledi. Aybay, ''Nazım'ın mezarı bütün dostlarının, yurttaşların kalbindedir. Nazım, bir Türk şairidir ve Türk yurttaşlarının kalbinde sonsuza kadar yaşayacaktır'' diye de ekledi.

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz de son aylarda merhum şaire ''iade-i itibarın'' gündeme geldiğini ifade ederek, ''Kimin itibarını kime iade ediyorlarsa...'' dedi. Rutkay Aziz'in kısacık konuşması sürekli alkışlarla bölünüyordu.

Tiyatro sanatçısı Altan Gördüm, Nazım'ın yaşamını kronolojik bir sırayla okudu. Yaşadığı sıkıntıları, güzellikleri, aşkları, vatan sevgisini, isyanlarını dile getirdiği şiirlerinden bazılarını ( Mustafa Kemal'e yazdığı mektup da dahil) diğer iki tiyatro sanatçısı Cüneyt Türel ve Tilbe Saran seslendirdiler. Hepsi de olağanüstüydü doğrusu. Ama ben, nedense Tilbe Saran'ın seslendirmelerinden çok daha fazla etkilendim. İnsanın yüreğini avcuna alıveriyor sanki Tilbe Saran'ın sesi. Bir de buna Nazım'ın şiirlerinin eşsiz büyüsü eklenince...

İkinci bölümde Melike Demirağ dinletisi vardı. Babam dinletinin bitimine kadar oturamayacağı, yarıda da bırakıp çıkmak hoş olmayacağı için, ilk yarıdan sonra eve dönmek zorunda kaldık, yüreğimizde coşku ve hüzün kolkola girmişken.

Nazım'ın en sevdiğim şiiri diye bir kavramım hiç olmadı. Her şiiri beni büyülemiş ve büyülemeye devam etmektedir. Ama dün gece Cüneyt Türel'in çok çok güzel vurgularla okuduğu, eşsiz şiirlerinden birini tekrar anımsatmak istiyorum sizlere. Mapushanenin içinde bile ruhunu böylesine besleyebilen bir insan, hiç düşmeseydi o mapushane damlarına, kimbilir daha ne şiirler yazardı diye düşünmeden edemiyorum bu şiirini okudukça.

Hapiste Yatacak Olana Bazı Öğütler

Dünyadan, memleketinden, insandan
umudum kesik değil diye
İpe çekilmeyip de
Atılırsan içeriye,
Yatarsan on yıl, on beş yıl
Daha da yatacağından başka,
'Sallansaydım ipin ucunda
Bir bayrak gibi keşke''
Demiyeceksin,
Yaşamakta ayak direyeceksin.
Belki bahtiyarlık değildir artık,
Boynunun borcudur fakat,
Düşmana inat
Bir gün fazla yaşamak.

İçerde bir tarafınla yapayalnız kalabilirsin, K
Kuyunun dibindeki taş gibi.
Fakat öbür tarafın
Dünyanın kalabalığına
Öylesine karışmalı ki,
Sen ürpermelisin içerde,
Dışarda kırk günlük yerde yaprak kımıldasa.
İçerde mektup beklemek,
Yanık türküler söylemek bir de,
Bir de gözünü tavena dikip sabahlamak
Tatlıdır ama tehlikelidir.

Tıraştan tıraşa yüzüne bak,
Unut yaşını
Koru kendini bitten,
Bir de bahar akşamlarından;
Bir de ekmeği
Son lokmasına dek yemeği,
Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.
Bir de kimbilir,
Sevdiğin kadın sevmez olur,
Ufak bir iş deme,
Yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir,
İçerdeki adama.
İçerde gülü, bahçeyi düşünmek fena,
Dağları, deryaları düşünmek iyi.
Durup dinlenmeden yazmayı,
Bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana,
Bir de ayna dökmeyi.
Yani içerde onyıl, on beş yıl,
Daha da fazla hatta
Geçirilmez değil,
Geçirilir,
Kararmasın yeter ki
Sol memenin altındaki cevahir!

Kaynak: www.antoloji.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2129
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster