Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '06

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
4034
 

Omlet deyip geçmeyin

Omlet deyip geçmeyin
 

Bizim mutfak kültürümüzde “omlet”, çok da önemli bir yer tutmaz. Türk mutfaklarında “tavada ya da sahanda yumurta” kavramı vardır. “Bir yumurta kırıvereyim” deriz en sıkışık anlarımızda. Tavada yumurtanın en spesiyal hali sucuklu yumurtadır. Özellikle yemek seçen erkeklerin acil kurtarıcısıdır yağda yumurta. En beceriksiz insanlarımıza, “bir yumurta kırmaktan bile aciz” diye yükleniriz. Oysa ki omlet denilen yiyecek başlı başına bir gastronomik olaydır, birçok dünya mutfağında. Özellikle büyük şehirlerimizdeki bazı restoranlarımızda, kahvaltı servisi ile uzmanlaşan işletmelerimizde omlet konusu her geçen gün daha da fazla ciddiye alınmaya başlamıştır. Bu da ayrıca sevindirici tabi.

Genelde, hafta içi günlerde, işe ve okula gidilmek üzere evlerden adeta kaçarcasına, apar topar çıkılan aceleci sabahlarımız, maalesef birçoğumuza şöyle mükellef kahvaltılar yapma imkanı vermemektedir. İşyerlerinde ya da okul kantinlerinde yenen simit, gevrek,poğaça, tost türü atıştırmalıklarla kahvaltılarımızı yapmak durumunda kalmaktayız. Hal böyle olunca da haftasonu sabahlarımızın en önemli aktivitesi, dört başı mağrur, mükellef, bir kuş sütünün eksik olduğu kahvaltılar hazırlamak, ailenin hep bir arada bulunabildiği uzun saatler geçirmektir kahvaltı masasında.

İşte bu haftasonu kahvaltı masalarımızın en ağır misafiri genelde özenle yapmaya çalıştığımız omlet tabakları olur. İyi bir omlet, esaslı birçok ağır yemekten, börekten, pizzadan daha lezzetli, gösterişli ve yapımı da zahmetli olabilir. Eğer siz de benim gibi, masaya sürpriz tabaklar getirerek sevdiklerinizle paylaşmaktan, onları şaşırtmaktan ve tabaktaki güzelliği tadarlarken yaşadıkları hazlardan mutluluk duyanlardansanız kahvaltı sofralarında şu omlet işine önem verin derim.

Omlet yaparken kullanacağınız malzemeler ve yapacağınız çeşitlemelerle elde edebileceğiniz varyasyonların inanın sınırı yok. Sonsuz bir lezzet skalası yani. Yeter ki kullandığınız malzemelerin baskın tadı bir diğerinin önüne geçmesin, her lezzet kaynağının tadını, vermek istediğiniz oranda, tadanlara verebilin.

İyi bir omlet yapmanın ilk şartı, kaliteli bir omlet tavanızın mevcut olmasıdır. Kullanacağınız tava mutlak suretle yapışmaz, çift tabanlı, teflon tava olmalıdır. Yumurta, içerdiği vitamin, enerji değerleri açısından çok kuvvetli bir besin ögesi olduğu için omlet yaparken çok fazla yağ kullanmanızı tavsiye etmem. Çok az zeytinyağı hem işinizi görecek hem de sağlıklı olacaktır. Bu nedenle teflon tava, özelliği itibarıyla omletinizin yapışmadan pişmesini sağlayacaktır.

Gelelim benim sıklıkla yaptığım ve sizlere de tavsiye edebileceğim birkaç farklı omlet varyasyonuna. Yumurta, çok çabuk pişen bir malzeme olduğu için kullanacağınız tüm materyalleri pişmeye hazır hale getirmeden tavanın altını yakmayınız. Bir diğer önemli konu da pişme sürelerini çok iyi hesap etmenizdir. Hiçbir malzeme, bütün içerisinde ne gereğinden fazla pişmeli ne de çiğ kalmalıdır.

Yumurtaları, ince kıydığınız maydanozları, rendelenmiş kaşar peynirinizi, taze çektiğiniz karabiberi, kırmızı pul biberi, nane ve fesleğeni robotta karıştırınız. Arzu ettiğiniz miktarda siyah zeytinin çekirdeğini çıkarıp ince ince dilimleyiniz. Arzu ettiğiniz miktarda yeşil biberi ince ince kıyınız. Az zeytinyağında öncelikle yeşil biberlerinizi yumuşayıncaya kadar karıştırarak kavurunuz. İnce ince dilimlediğiniz sosisleri de biberlerin üzerine ilave edip pişirmeye devam ediniz. Sosislerin pişmesini müteakip, robotta hazır bekleyen karışımı tavaya ilave ediniz. En son olarak da ince dilimlediğiniz siyah zeytinleri koyunuz. Kesinlikle karıştırmadan bir dakika kadar pişmesini bekleyiniz.

Omlet, tavada yumurta yapar gibi kesinlikle karıştırılmak suretiyle pişirilmez. Bir spatula yardımıyla, tavanın kenarlarından pişmeye başlayan omlet kaldırılıp üzerine katlamak suretiyle pişmeyen tarafların da pişmesi sağlanır. Omletin tek parça olarak pişmesi gerekir. Hamursuz bir pizza gibi düşünmelisiniz. Bu şekilde pişirme işlemi tamamlanıp, yine tek parça halinde servis tabağına alınır.

Günümüz, modern, rafine mutfaklarında; kullanılan malzemelerin tazeliği kadar yemeklerin sunumunun da estetik olmasının çok önemli hale geldiğini daha önceki yazılarımızda vurgulamıştık. İyi bir yemek her zaman için öncelikle göze hitap etmelidir. Biz insanlar, algıladığımız tüm nesneleri öncelikle görme duyumuzla tartarız.

Bir başka üzerinde durulması gereken konu da; iyi yemek yapmanın yolunun bol yemek tarifi kitabı okumak, yemek programları seyretmek ve bunları, oradan bakarak yapmak olmadığıdır. İyi yemek yapmak istiyor ve bu işten -gastronomi ve gurme kültürüne gönül vermiş- en az bizler kadar zevk aldığınızı düşünüyor iseniz öncelikle kafa yormanız gereken konu yemek tarifleri değil pişirme teknikleri olmalıdır. Hangi malzemeyi, hangi malzemelerle ve hangi şartlarla nasıl pişireceğiniz çok ama çok önemli. Sonrası sizin damak zevkinizin ne derecede mükemmelleşebileceğine, ne kadar sınırlarınızı zorlayabileceğinize kalıyor.

Geniş servis tabağına aldığınız omletinizin yanına birkaç dilim ince söğüş doğranmış tarla domatesi, birkaç sap maydanoz ve dereotu, azar azar mayonez, ketçap ve bir dilim yağlı deri tulum peyniri koyarsanız; önce bir Picasso tablosu seyreder gibi hayran hayran tabağınıza bakar, irem bağı koklar gibi bahar karışımlarınızı içinize çeker sonra da kıyabilirseniz afiyetle yersiniz.

Ne dersiniz, yiyebilecek misiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 929
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3524
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster