Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
565
 

Ömür boyu yaramaz çocuklar, yaratıcı kişilikler

Ömür boyu yaramaz çocuklar, yaratıcı kişilikler
 

Ömür boyu yaramaz çocuklar, yaratıcı kişilikler


Merakla, inatla, ısrarla olaylara farklı açılardan bakarak güzellikler yaratmaya çalışırlar. Ancak çoğu zaman çabaları sonuçsuz kalır. Çünkü sürekli çirkin ördek muamelesi görürler, reddedilirler. Kimse inanmak istemez onların yapacaklarına ya da yapmak istediklerine. Çünkü yaratıcı birey macerayı sever ya, maceraperest, keşifçi diye yaftalanmıştır ya bir kere geçmiş olsun. Çünkü keşfederken ben koyun olmak istemiyorum, farklı şeyler yapmak istiyorum diye bas bas bağırır ya yine geçmiş olsun. Dayatılan kurallar, dünyanın sıradanlığı, aşırı gelenekçilik, at gözlükleri onlara anlamsız gelir. Çünkü onlar sürekli neden, niçin, nasıl olmuş diye sorgularlar. Asidirler biraz da. Bu da onların farklı ve özgür bir birey olma isteklerinden kaynaklanır. Kimsenin göremediğini onlar farklı bakış açılarıyla hemen görebilir ve anlamlandırabilirler. Denemeyi ve kaybetme korkuları olmadığı için risk almayı severler. Dünya onlar için çocuksu bir yaklaşımla algılanan neşe kaynağıdır. Bu yüzden de çok da eğlenceli olabilirler.  

En karşı koyamadıkları özellikleri de meraklı olmalarıdır. Bir konu üzerinde çalışmaya kafayı takmışlarsa sonuna kadar giderler. Hem de araştırıp sonunda iyi iş çıkararak. Biraz mükemmeliyetçidirler demek yerinde olur. Çünkü ortaya çıkaracakları ya da yaratacakları yenilik illa ki iyi olmak zorundadır. Bunun için de gerekirse gece gündüz çok çalışırlar. Yani işlerine çok sadıktırlar. Her yaratıcı bireyin kendine has düşünme, olgunlaştırma ve yaratma dönemi vardır. Bu süreçte türlü, türlü yöntemler geliştirirler derin konsantrasyon elde etmek için. Kimileri hayatla bağlantılarını tamamen keser, kimileri de biraz dışarı da gezinip gördükleri her şeyi yaratma sürecinde kullanılmak üzere depolarlar. Hepsinin farklı hikayesi vardır. Yeni fikirler akıllarına sanki bir ilham perisinden gönderilmiş gibi ansızın gelir. Çoğu zaman ilginç gizemler de yaşarlar. Sanki hayatın sihirli eli onlara yardım ediyordur. Başkaları hayretler içinde nasıl beceriyorsun bunu dediğinde aslında kendileri de cevabını bilmeden “bilmem, uyduruyorum bir şekilde” derler. Bu cümleyi yazdıktan sonra aklıma Sevgili Cem Yılmaz’a sorulan sorular geldi. “Nasıl buluyorsun bu esprileri” dediklerinde, cevabı “K..ımdan uyduruyorum” oluyordu. Bence doğruluk payı vardır. Asıl önemli olan yaratıcılığı neyin tetiklediği ve nasıl bir çevreye sahip olunması gerektiği. Rönesans dönemini incelediğimizde düşünce özgürlüğü ve hümanizm hakim. Yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans, sanatsal ve bilimsel gelişmeyi ifade eder. Bu dönemdeki insanların üstün başarılarından, sergiledikleri olağanüstü eserlerden yola çıkarak; düşünce özgürlüğü, sanat ve bilimle iç içe olmak kesinlikle yaratıcılığı tetikliyor, artırıyor diyorum. Sanatın bir dalı olan müziğin, özellikle de klasik müziğin beyin fonksiyonlarını nasıl olumlu yönde etkilediği deneysel testlerle de kanıtlanmış. Bu yüzden anne karnında ki bebeklere bile çeşitli eserlerle hazırlanmış özel CD ler dinletiliyor artık. Aslında bu yazıyı daha çok çocuklarımızı düşünerek yazdım. Çevremizi güzelleştirecek, çağdaşlaştıracak kişiler onlar. Biz onlara ne kadar yararlı bilgi verirsek, onlar da minik ama nesilden nesile daha da üretken beyinleriyle daha ilginç şeyler yaratmak için heveslenecekler. Arada bir tiyatroya gitmek, doğayı keşfetmek onlara yeni yeni soluklar verecek. Teknolojinin bize sunduğu imkanlara da her gün bir yenisi daha ekleniyor. Erken yaşlarda onları tüm bu güzelliklerle tanıştırmak hepimiz için iyi olacak. Vaktimin çoğunu çocuklarıma farklı neler öğretsem diye düşünerek geçiriyorum. Her zaman dengeden yanayım. Bu yüzden de bilim ve sanat iç içe olmalı diyorum. Ancak bu da çocuğun gerçekten “Çocuk” olduğu bilinerek yapılmalı. Yani onu da yapsın, bunu da yapsın bir de üstüne dersleri de mükemmel olsun diye çocuklara fazla yüklenilmesine de karşıyım. Biz onlara alternatifleri sevdirerek sunarsak, onları cesaretlendirirsek, onlar da bizi onurlandırmak, daha çok övgü almak, gözümüze girmek için kendiliklerinden çaba sarf edeceklerdir zaten. Tarafımdan denenip, test edilip onaylanmıştır.  

Çocuklarımızla hep güzel günlere  

Sound of Serra  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Artık çocuk yetiştirmek, kendi görmek istedigimiz cocukları herşeyde hep başarılı olması anlamına geliyor günümüzde. Oysa özgürce ne istedigini bilen ayakları yere basan birey yetiştirmektir önemli olan. Bende buna çalışıyorum çocuklarım için. Güzel bir paylaşımdı.

Nilay Yıldırım 
 21.04.2011 14:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 849
Kayıt tarihi
: 05.04.11
 
 

Tasarım tutkunu yaratıcı bir Anne :) ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster