Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
327
 

On dokuz kısır cümleler

On dokuz kısır cümleler
 

..


Bir babanın kızına gurur dolu bakışına tanıklığın sivrilttiği kamburumla gözümü ayırmadan bakıyorum ekrana. Keşke benim babam da bir kez olsun baksaydı bana böyle. En çok dişlerini sıkıp baktı.

<ı>“Kısırlaştırdılar cümlelerimi. Bütün öyküler çarmıha gerilmiş, hiçbir coşkun his yazıya döl vermez, en olsa ölüye gebe bu yüzden. Sırtımı dayamıyorum artık kelimelere; dönüyorum.”

Elektrikler kesilmeden önceydi, içlenmiştim. Bunları ikinci kez sil baştan yazmaya elbet gücüm yeter, ışık lazım bir tek. Gözüm karanlığa iyice alışıyordu hâlbuki. Bu da neyin nesi denmez, huzursuzlanılmazsa karanlık bağra basılmış olur korkusunda herkes, eskinin davetsiz de olsa misafiriydi elektrik kesintisi; hiç değilse yana kayan olurdu otursun diye. Çok oldu yerler daralalı, hele kesilmiş elektriğin sorumlusu olduğu karanlık için bir gram öteye gidemez kimse artık. Bu da neyin nesi? Ekran kararıp yedi renkten bir çizgi bir anlığına belirmeden önce kızına gururla bakan bir babayı oynayan bir adam içlendirmişti beni. Peşi sıra kısır cümlelere bir umut gibi aşılayacağım birkaç eski anı sürükleyerek; yazıya verimli bir döl verir gibi olmuştu bu his. Elektrik kesilmeseydi yazacağım şeye geri dönmek üzereyim. Keşke arsız bir “şu anı” lastik gibi uzatmasaydım, devam etseydim kaldığım yerden aklımda kaldığı haliyle. Şimdi görüyorum işte, cümlelerimin seyrelmiş cazibelerini..

Bir öykü okuyordum, on dokuz yaşında bir kız için karısını terk etmiş bir adam. Bir ay daha on dokuz yaşındayım, o kızın yaşıtıyım. On dokuz yaşında neler yaptım ben? Yüzümdeki pembeliğin yitmeye başladığını fotoğraflardan izledim, ışıktan bildim. Oksijenle sararttığım saçlarım incelip kopmaya, çatallaşmaya, birbirine karışmaya başladı, koyu kumral diplerim yolu yarıladı, hiç uğraşmadan lastik bir tokayla kafamın üstünde toplayıp günlerce öyle yatıp kalktım. Evden yalnızca, uyanabilirsem okula gitmek için üstünkörü giyinip ağır sarsak çıktım. Bir iki saat konuşulanları duymadan, yüzleri görmeden, uyuşmuş ve kamaşmış vücudumu çeken yere direndim sınıfta. Okul yetmedi bir süre sonra uykudan kalkmama, sınavları da boşverip yastığın kokusunu burnuma doldurarak yeniden daldım uykuya. İyi bir üniversitenin iyi bir bölümünü kazanan iyi bir öğrenci oluşumdan ileri gelen tek bir artım kalmayana dek eksi bıraktım yoklamalarda adımın yanına, boş sınav kağıtlarına yazmaya çekinmedim ama hiç. On dokuz yaşındaki diğerlerine gözüm kaydı, takıldı bazen. Hiç imrenmedim on dokuz yaşının gülücük süslü rujunun çeleceği akıllara. Öyküde sadece bir kez bahsedilmişti kızdan, yaşı on dokuz, delibozuk, o kadar. Hiç bu kadar belirgin bir acı bırakmamıştı bir yaşın bitimine yaklaşmak.. Biliyorum ki, bir ay sonra, ön eki değişince yaşadığım yıl sayısının; kahır basacak içimi on dokuz yaşında olduğundan bahsedilen kızlardan bahsedildiğinde, daha kelimesinin yakışmayacağı kadar çok heceli olacağım.

Gittiğim yerlere yakıştıramıyorum kendimi, soyluluğumdan ya da ucuzluğumdan değil bu, görebildiklerimden alabildiğine uzağım. Üstelik çehresi giderek bana benziyor yazdıklarımın, zamanından önce geçkin. Anlatmaya kendimden başlamasam, kurgulara suni teneffüs yapıp, bilindik benzetmelerle farklı kombinasyonlar yaratıp tüp bebekler doğursam daha iyi olacak sanırım..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba daha 19 yaşındayken herşeye yeniden başlamaya gücün varken dizlerinin üstünde yürümeyi bırakanlardan olmana sevindim babalar kızlarını hep uykuların da severler sen bilmezmisin?sevgiyle kal paylaşımın için çok teşşekürler

SUDE SULTAN ERSÖZ 
 11.12.2008 14:29
Cevap :
Yorumunuz, içtenliğiniz ve güzel temennileriniz için yürekten teşekkür ediyorum Sude Hanım, güzellikler sizinle olsun..  11.12.2008 22:40
 

merhabalar kendinizi tanıtırken "Yazmayı hiç becerem" demenize rağmen kelimeler aksini söylüor sizin yazılarınız kelimelerin gücünü sonunda kadar kollanıyor. Adeta insan zihninde soyut bir resim çiziyor. Renklerin gücü gibi kelimelerin gücünü yerli yerinde kullanmışsınız. Güçlü bir kaleminiz var bizi bundan mahrum etmeyin

TUĞLUK mehmet Nur 
 11.12.2008 10:04
Cevap :
Bunları okumak her şeye değiyor biliyor musunuz, düşüncelerimi uykularından uyandırmak istemediğim zamanlarda güzel bir iki sözü anımsayarak güç buluyorum, çok teşekkürler; sevgiyle kalın..  11.12.2008 22:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 423
Kayıt tarihi
: 04.12.08
 
 

Yazdıklarımın yarısı kadar yaşayabilmek. O kadar da iyi yazmam halbu ki değil ki yaşamak sanat olsun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster