Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
613
 

On yedinci mektup

Ankara, Ocak 2002

Recai merhaba..

Mektubunu alınca sevindim. İnsanların bir birinin farkına bile varamadığı bir dönemde, hayli zamandır yazışıyoruz seninle. Bu güzel bir şey...

Hatırlıyor olmalısın, bir çalışma sırasında, rastlantıyla seni tanıdım. Ama geçen zaman içinde aramızda bir köprü oluştu. Sıkı bir iletişime, paylaşmaya, söyleşiye, sohbete dayalı bir dostluk...

Mektuplar geldi, mektuplar gitti. Yazdığım her mektubu postaya vermek için acele ettim. Aynı gün postaya veremeyecek durumdaysam, bir arkadaşıma rica ettim, onunla gönderdim.

Aradan bir kaç gün geçince de posta kutusuna baktım hep.

—Mektup geldi mi? Kendime sordum, gün geldi posta kutusuna sordum.

—Recai’den mektup geldi mi?

Bahçe kapısı açıksa bu bir umut ışığıydı. Hemen posta kutusunun açılması, içindekilerin alınması. Ödeme bildirimleri, faturalarsa, önemsemedim, otomatik ödeme talimatım olduğu için attım onları bir kenara.

Recai’den, senden gelen mektuplarıysa hemen açıp okudum. İlk fırsatta cevap yazdım.

Sanırım bu mektupları sen de benim gibi önemsedin.

Senden gelen son mektuba bakıyorum: Yollar kardan kapalı, kim bilir kaç zaman sürecek bu, sen benim mektubumun postada olduğunu düşünüyorsun ve bana mektup yazıyorsun.

Bu hoş, insanca, bir yanıyla da doğaya teslim olmama. Gönülden gönüle bir köprü oluşturma...

Bu durumu bir arkadaşıma anlattım. İlgiyle dinledikten sonra sordu:

—Peki, sen ona gerçekten mektup yazmış mıydın?...

Cevabımın “Evet.” olması onu çok şaşırttı. Bense, onun şaşkınlığına şaşırmadan edemedim.

Neyse, insanların dünyaya bakışı başka başka oluyor.

Günümüzde bunları olağan karşılamak gerektiğini düşünür oldum artık...

Hava sıcaklığının anormal ölçülerde düşmesine rağmen, azimle resim yapman hoşuma gitti.

Doğrusu ilk fırsatta onları görmek isterim. Son dönem, ben neler yaptım diye düşünüyorum...

Mustafa Necati’yle ilgili dosyamız hayli olgunlaştı.

Ağlasun belgeseliyle ilgili senaryoların yazılmasından sonra, müzikler de belirlendi.

“Naima Halit Alfabesinden, Beşir Göğüş’ün Türkçe Kitaplarına” adlı çalışmamız çekim için hazır.

“Cumhuriyet Köyünün Beyaz Alnı: Köy Enstitüleri.” adlı dosyamız da tamamlanmak üzere. Bu da, beni hayli heyecanlandıran bir proje...

Yarın bir gün, uygun ortam, biraz maddi destek bulursam bu çalışmaları çekmek istiyorum. Kuşkusuz bunları yeni tasarılar izleyecek. Vazgeçmek, ölmeden bırakmak yok...

Ülkemizde genellikle, ama özellikle bugünlerde, üretmek, ortaya bir şey koymak çok güç. Ama biz yine de şartları zorluyoruz. Yarınların daha güzel, aydınlık, insanların mutlu, barışın yeryüzünün her yanına egemen olması için.

Yaşadığımız sürece çizgimiz değişmeyecek...

Bu arada, senin de bildiğin gibi, zaman zaman kimi yazılar yazıyorum. Arkadaşlarım, bu yazıları bir araya getirsek, yayınlasak dediler. Öneriyi ben de olumlu karşıladım.

Şimdi, bir yandan yazıları topluyoruz, bir yandan da yayıncı arıyoruz. Başarırsak ne iyi. Bu arada, Recai senden de bir ricam var. Arkadaşlar bana, kitap kapağı eskizleri getirdiler. Uzun uzun baktım, bayağı hoş örnekler var. Seçenekleri anlattılar uzun uzun.

Hepsini dinledim. Ama benim gönlümden geçen başka bir şey var: Kapağa senin resimlerinden birini koymak. Hoş olmaz mı?...

İçinde zaten seninle ilgili bir yazım olacak, kapaktaki fotoğraf o yazı başta olmak üzere kimi yazıları tamamlar diye düşünüyorum. Böylece, bir resmin de olsa çok sayıda insana ulaşmış olur.

Bu konuyu bir düşün, kararını bana bildirmeni bekliyorum Recai...

Sonradan değişir belki, başlangıçta “Düş İklimi” olan kitabın adı şimdilik şöyle: “Geçmiş Bir Aşkın Duvar Arkası Gölgesi”.

Bu çalışma nasıl sonuçlanır bilmiyorum. Doğrusu sonucu ben de merak ediyorum.

Bir de, küçük bir arkadaş gurubuyla da ortak bir çalışmaya daha başlamak üzereyiz: “Cumhuriyet Döneminin Aydınlanmacı Milli Eğitim Bakanları”. Bunu kitap olarak yayımlamayı düşünüyoruz.

Sonuçlandırabilir miyiz, ne kadar zamanda biter bilmiyorum. Biz elimizden geleni yapalım da bugün. Şartlar değiştikçe yarınlarda duruma göre yeni tasarılar yapabiliriz.

Nasıl yoğun bir tempoysa, 3–5 günde tamamlayabildim bu mektubu. İyi mi?...

Üretim hızını artırma çabasıyla, hep haberleşelim ve görüşelim Recai...

Fuat OVAT

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 857
Kayıt tarihi
: 30.06.10
 
 

Kamu yönetimi alanında yüksek lisans yaptım. İletişim, medya sektöründe çalışıyorum... Yazmayı se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster