Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '15

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1417
 

Önce dini yaşayıp sonra dinden uzaklaşan birinin dine tekrar dönmesi ihtimal dahilinde mi?

Önce dini yaşayıp sonra dinden uzaklaşan birinin dine tekrar dönmesi ihtimal dahilinde mi?
 

-Dostum Deniz'e ithafımdır-
 
Bence değil. Ya da çok az bir ihtimal. Örneği benim. İslamcı ve muhafazakâr bir ailede yetiştiğim için dindar bir gençliğim oldu. 28 yıllık ömrümün 25 yılında dindardım. 15 yıl namaz kıldım, bunun 10 yılını düzenli bir şekilde namaz kılarak geçirdim. Kur'an’ı dört defa Arapçasından, üç defa Türkçesinden hatmettim. 11-12 yaşlarından beri Oruç tutarım, hâlâ da tutarım –malum ailesel ve çevresel baskılar vs.- Kandil geceleri kandil olup, sabahlara kadar tespih çekip dualar ederdim. Hac etme ve Zekât verme imkânım olmadığı için, bu şartlar yerine getirmesem de, Namaz-Oruç-Kelime-i Şahadet gibi diğer şartları elimden geldiğince yerine getirdim. Haramdan sakındığım gibi, helali kucakladım. Sünneti hayatımın her anında uygulamaya çalıştım; sağ tarafımdan gördüm çoğu işimi, tuvalete sol ayakla girip sağ ayakla çıktım, yatmadan önce abdest alıp öyle yattığım günler, Teheccüd namazı kıldığım geceler oldu; tuvaletten çıkınca abdest almak için biraz beklerdim, külotuma idrar damlamışsa külotumu değiştirirdim. Dinen içkinin damlası bile haramdı, ağzıma sürmedim. Zina en büyük günahlardan biriydi; zina yapan cehenneme bilet almış demekti, kaçındım sürekli. Liseye giderken namazlarımı cemaatle cami de kılmaya çalıştım, akşam ve yatsı namazlarında kötelene kötelene de olsa camiye koşardım. Yani anlayacağınız, dini tanıdım ve yaşadım.
 
25 yaşından sonra ‘Yalnız Kur'an’ diyen monoteist Müslümanlarla tanıştım. İlk önce acayibime gitse de, savunduklarının mantıklı olduğunu anladım. Sorgulayarak, Sünnet-Hadis-Mezhep gibi şeylerden kurtulup, ‘Yalnız Kur'an’ diyerek dini sadece Allah’a özgüleyen monoteist bir Müslüman oldum. Sorgulamaya başlamıştık artık, ve sorgulamanın devamı geliyordu. Monoteist arkadaşlara da depar atarak, dini kabullerden iyice sıyrıldım.
 
Ama geçmişimden dolayı, dini yaşamamdan dolayı asla ve asla pişman değilim; bilâkis çok memnunum. Dini tanıdım hiç değilse! Dinden uzaklaşsam bile, dini hiç yaşamayanların dini eleştirmesi gibi, dine sahte eleştiriler getirmem; hiç değilse adam akıllı, mantıklı ve akla yatan eleştiriler getirme imkânım daha çok.
 
*
 
Şimdi başlıktaki soruya gelelim:
 
Önce dini yaşayıp sonra dinden uzaklaşan birinin dine tekrar dönmesi ihtimal dahilinde mi?
 
Değil. Veya çok az. 
Dini yaşamış sonra da sorgulayarak dinden uzaklaşmış birinin tekrar dine dönmesi olağan dışıdır.
 
Eski Yunan filozofu Herakleitos ‘Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz’ diyerek meseleyi özetlemiştir. Önceden benimsenen bir şeye sonradan geri dönüş neredeyse imkânsızdır. 
Eskiden görülen-yaşanan-tadılan bir şeyden sorgulanarak uzaklaşılıyor, sonradan da geri dönülüyor; mantıklı geliyor mu bu size? Evet, istisna dış vardır, eskiden yaşayıp da reddettiği şeylere sonradan dönen vardır. Ama bunlar çok azdır.
 
Dini yaşamış birinin sonradan dine dönmesi, dini hiç yaşamamış bir ateistten veya dinlere mesafeli yaşamış birinin dine dönmesi kadar ihtimal dahilinde değildir. Yani, dini hiç yaşamamış bir ateist veya dinlere mesafeli yaşamış zayıf inanç sahibi birinin sonradan dine dönmesinin olasılığı yüksektir.
 
Çünkü dinler, insan psikolojisinin zayıflığından dolayı yaşarlar. Dinler bir çeşit insan psikolojisindeki zayıflığa güç verir, tatminsizliği giderir. Dini yaşamamış bir ateistin veya dinlere mesafeli yaşamış zayıf inançlı birinin sonradan dine dönmelerinin sebebi, psikolojilerindeki zayıflık ve ruhlarındaki tatminsizliktir. 
 
Sonradan dine dönen ateistler ve zayıf inançlı kişiler, psikolojilerinde rahatlık ve ruhi olarak tatmin yaşarlar; bu yaşadıkları onların zihninde ‘İşte gerçek bu, hakikat bu’ izlenimi yaratır ve dini canla başla benimsemelerine neden olur.
 
Dinleri yaşamış birinin sonradan dine dönmesi bundan ihtimal dışıdır. Dinler sayesinde psikolojideki zayıflık giderilmiş ve ruhtaki tatmin sağlanmıştır. Veya dinlerin psikolojideki zayıflıktan dolayı yaşama imkanı elde ettiğini bilir, ve bunu bildiği için ruh tatminsizliğini başka meşguliyetlerle giderir.
 
*
 
Ben, eski yaşamımdan nasıl pişman değilsem, yeni halimden de pişman değilim; tekrar dönmeyi de düşünmüyorum.
 
Eskiden namaz kıldığımı söylediğimde, ‘Peki şimdi neden kılmıyorsun?’ diye soruyorlar. Ben de ‘Emekli oldum’ diyorum. :)
 
-Mustafa Yıldırım  - 01.10.2015
 
Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mustafa bey din ibadet demek değildir. İbadet dine çalışmadır. Dini içselleştirip doğru bir yaşam biçimi sürdürmektir. Doğru sözlü olup iyilik eden ve barışı güçlendiren insan esas dinin ereğine ermiş insandır. Siz böyleyseniz mesele bitmiştir. Kayıp kıta Mu rahiplerinde beş basamak varmış beşten başlanıyormuş rahiplikte ve günahsızlaşılarak birinci basamağa gelindiğinde o rahibe din gerekmez oluyormuş çünkü o rahip tamamen doğru insan olup iyiliğe ve barışa tam olarak eğilen oluyormuş. Bu da zaten istenendir. Saygı ve sağlık dileklerimle...

Halil Güven (Sökeli) 
 02.10.2015 13:43
Cevap :
Çok teşekkür ederim.  03.10.2015 19:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 252
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 610
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster