Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
677
 

Önce iğneyi alalım elimize...Çuvaldız az beklesin

Önce iğneyi alalım elimize...Çuvaldız az beklesin
 

Yok.


"Yazı başına aldığım 50 Avro’ya zam geldi, dostlar"

Arada bir hoşluk olsun diye yazardım böyle… Yazılarımı düzenli takip eden arkadaşlar da bilirlerdi tabii, şaka olduğunu. Ama bazı yorum ve mesajlar da gelirdi…”Sahi mi? Gerçekten para veriyorlar mı?” diye… Yazımdaki ironiyi anlamadılar diye biraz da kızardım bu arkadaşlara.

Daha sonraları, editörlere de mail gönderip bu yazı başına para alma konusunu sordukları kulağıma çalındı. Editörlerin verdiği yanıt belliydi tabii: “İroni” yapıyordu Culduz.

Gelgelelim geçenlerde konu yine açıldı bir hanım arkadaşımızın yazısında… İroniyi fark edemeyen arkadaşlardan biri şöyle bir yorum göndermişti söz konusu yazıya:

Sevgili G….. Editörlere yazıp sordum, biliyor musun: “Bu kategoride yer alabilmek için kriterleriniz nedir?” diye… Ümit Beyin yazdıklarının ironi olduğunu söylediklerinde kendimi aptal gibi hissettim. Çok kötü oldum. Bazen öyle anlarımız oluyor ki “Denize düşen yılana sarılır” misali ironileri bile gerçek zannedip “umut” olarak algılayabiliyoruz. Hele ki çocuklarımız söz konusu olunca.”

Yaa, böyle işte dostlar…Hoşluk olsun diye ironi yapıyorduk, kötü bir niyetimiz de yoktu ama kazın ayağı da pek öyle değildi tabii. Bilmeden de olsa, istemeden de olsa kırıveriyorduk kalpleri. Gülüyorduk, güldürüyorduk… Ama öte yandan çok uzaklarda da olsa birileri üzülüyordu…

Ayda 100- 200 de olsa ev bütçesini zenginleştirmek. Hem de yazı yazarak… Yatırılması geciktirilmiş elektrik faturası… Çocuğun eskiyen ayakkabısı…Markete olan borç…

Hayallere gem vurulmaz ki! İnsan “umutsuz” yaşayamaz ki!

Neden insanlar çul çaput bağlar yatırlara, bilir misiniz? Neden adaklar adarlar türbelere?

Görünmeyen panolara raptiyelediğimiz dilekler…

Olmayacağını içten içe bildiğimiz halde…

“İronileri bile gerçek zannedip ‘umut’ olarak algılayabiliyoruz.”

Çaresizlik ve umarsızlık, kör ediyor gözlerimizi…

Ama o bilinçli körlük de olmasa yaşayamayız biz.

Mizah; ciddi bir uğraştır, hafife almaya gelmez…

İçeriği ironi de olsa “kalp kıran” mizaha mizah denmez!

Bunu da en iyi Culduz bilir ya, bakmayın işte.

“Editörlere yazıp sordum, biliyor musun.” İfadesi pek çok kişi için anlamsız olabilir.

O satırları okurken gözlerimin sulanması, güçsüz olduğumu gösterir belki ama…

İnsan her zaman da güçlü olamıyor ki…

Şimdi sizin huzurlarınızda… Hiçbir konuda değil, sadece bu konuda…

İstemeden de olsa kırdığım kalpler için özür diliyorum.

Ve o arkadaşlarımın önünde...

Saygıyla eğiliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizin uslûbunuza alışabilmek çok zor. Ancak dikkatle takip edilirseniz, bu "sert" ve hemen hemen herşeye "muhalif" adamın çok farklı bir yüreğe sahip olduğunu anlamak zor değil. Kişilik özelliklerimiz, hayata bakışımız, yorumlayışımız ve duruşumuzu belirleyen yaşanmışlıklarımız... Ben size hiç kırılmadım Ümit Bey, öfke duydum, üzüldüm... Çıkışlarınızla kendinize adeta bir "koruma duvarı" ördüğünüz için öfke duydum, kendiniz olmadığınız için de üzüldüm. Şimdi biliyorum ki yine sinirleneceksiniz. "Sen kim oluyorsunda benim hakkımda yorum yapıyorsun?" diyeceksiniz. Eğer bir insan, hele ki burada sergilediği tavrı ile siz, isim zikretmeden bire bir yazan kişinin cümlelerini yayınlıyorsa; empati kurabiliyorsa ve bundan üzüntü duyabiliyorsa oturup iki dakika düşünmek gerekiyor bence:)) Ben, burada kırıp, ezip geçen değil, saklanan Ümit Culduz'a teşekkür ve şükranlarımı iletiyorum. Saygılar benden size, dost selâmlarımla... N.Zeynep Çelik

Nurcan Çelik Yalun 
 16.11.2009 3:42
Cevap :
Merhaba Zeynep Hanım. Arşivim saklı değil. Yazı, yorum ve mesajlarım meydanda. "Sen kim oluyorsun da" diye başlayan bir söylem, kabul edersiniz ki benim üslubum değil. Bir örnek göstermek mümkün değil. Ben bu sitede kimseye "Sen" diye hitap etmedim ve etmem de. Sizi kırıp, üzen ben değilim ama kırılıp üzülmenize çok üzüldüm. Bu "sanal" dünyaya gelince... Her yazı, bir tiyatro eseri gibi. Çıkıyoruz, rolümüzü oynuyoruz.(Kötü adamdır Erol Taş) Kesin karakter tahlilleri yanıltıcı olabilir. Sert, haşin ve muhalif olmayan üyeler de "saklanmış" olamazlar mı? İçi boş, abartılı sevgi sözcükleri ve yaklaşımlar da bazı şeyleri kamufle edebilir, Zeynep Hanım. Önemli olan neyi sakladığımızdır. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Selamlar, saygılar efendim.  17.11.2009 16:36
 

Zaten MB'de benden başka kimse telif almıyor diye biliyordum ama bi ara beni bile inandırmıştın 50 avro hikayesine :) Bence sen kimsenin kalbini kırmadın. Biraz espriden anlamak ve ironi denen şeyden haberdar olmak yeterliydi o sözleri anlamak için... Linç ahalisine gelince; onların bir kalbi olmadığı için kırılacak bir şey de yok ortada... Yorma kafanı. Yola devam.

Murakami 
 08.11.2009 20:31
 

MB'a üye olduğum yaklaşık üç ay olmuştu. İlk defa bir yazım reddedilmişti. Hemen "Elveda MB" başlıklı bir yazı yazdım. Bu yazımın sonunda "Ümit Çulduz'ün yazı tekniğine hayran kaldım" demiştim. Yazılarından tanıdığım birkaç arkadaşın ismini vermiştim. Bunlardan biri de Ümit Çulduz'dü. Tabii ki bunu hiç bir zaman okuyamadınız; çünkü bu veda yazım da "yanlış anladığım" gerekçesiyle reddedilmişti. Ümit Çulduz yine konuşturmuş yazısını; içerik çok duygusal ama yazı tekniği de bir harika. Teşekkürler Ümit Çulduz, iyi ki varsınız. Saygılar sunuyorum...

Hasan Basri Özgen 
 07.11.2009 12:26
Cevap :
Teşekkür ederim. Selamlar.  07.11.2009 22:38
 

Açık söylemem gerekirse ; ne olup bittiğini kavrayamadım henüz… Zamansızlıktan pek blog okuyamıyorum bu aralar. O nedenle; yazdıklarımı bir yorum değil de, bir paylaşım olarak algılamanızı rica ediyorum :)…..Özgür olmak, ÖZGÜN olmak sağlığa çok iyi gelen iki kavram ……. En azından özgün olmayı herkes denemeli diye düşünürüm :) Gerçi önemli bir yan etkisi var : yalnızlık…. Ama ;“Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar. Güneş yalnızda olsa etrafına ışık saçar der Bukowski. Öte yandan kişinin KENDİ KENDİNİ YARGILAMASINI erdem olarak tanımlıyor Butler ve “ erdem bir içgüdü değil akıl işidir “ diyor Kant ve de “ bir zorunluluktur” diyor Leıbnız… o halde erdemsizlik mümkün değildir – olmamalı …:)… Darısı başıma ( cümleyi tekil kurmakta fayda var:)….. Bu arada başkalarının cümlelerini kullanmayı daha tehlikesiz bulduğumdan tercih ediyorum, ukalalık olarak algılanmasın lütfen……. Selamlar….

Hatice Atalay 
 07.11.2009 10:05
Cevap :
Teşekkür ederim. Selamlar.  07.11.2009 22:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1567
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster