Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
449
 

Önce insan

Önce insan
 

Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde partilerin seçim beyannamelerini dikkatle inceleme fırsatım oldu. İlk defa, bir seçim öncesi, hangi partinin hangi konuda neyi hedeflediğini okumak güzel bir duygu yaşatıyor. Bağımsız adaylar ve partilerin seçim beyanlarında "eğitim" ile ilgili başlıkları büyük bir dikkatle okudum. Seçim ile ilgili programlarda tartışılmayan çok önemli noktalar saptadım. İnanın, bu konuların tartışılmaması beni çok şaşırttı. Aklıma onlarca soru gelmeye başladı. Çünkü şimdiye kadar eğitime karşı tutumlar 7.8. planda değerlendirilmesi biçiminde. Pek çok parti eğitimi genelde 4. veya 5. sırada ele almış. Okuduklarımdan ve siyasi liderlerden dinlediğim kadarıyla eğitime bakış açısı büyük oranla değiştirmeyecek gibi görünüyor. İşte burada durup bir kez daha sorgulamalı... Eğitimin yeri ve önemi nedir? Sorular sormalı, yanıtlar gerçek ve doyurucu olmalı sahiden. İşte benim sorularım aşağıda yer alıyor. Kendimce sordum, kendimce yanıtladım. Sizlerle paylaşmak isterim.

Sorular:
1.Bu ülkede dinamik ve çağdaş bir eğitimden daha acil neye ihtiyacımız var?
2.Eğitimi yenilenmemiş uluslar, modern çağa nasıl ayak uydurabilir?
3.Niçin eğitimcilerin sorunları gündem dışına itiliyor?
4.Ülkelerin sadece ekonomi ile gelişmeyeceğini bilmiyor muyuz?
5.Refah sadece parayla mı yakalanır?

Yanıtlar:
1.Bu soruların hepsine yanıt vermek gerekirse, öncelikle; eğitimi en önemli güç olarak gören yöneticilere ihtiyacımız var. Yurttaşını yetiştiren, eğiten yönetici zamana ve mekana yenilmez, bir evrensellik hatta ölümsüzlük yakalar. Bunun en muhteşem örneği Mustafa Kemal Atatürk' tür.

2.Eğitim sistemi dinamik, çağdaş, proaktif olmayan uluslar, hantal topluluklar olarak yaşamaya devam ederler. Bu çok güçlü ve yalın bir gerçektir. Sorun oluşmadan çözüm yolları üretmek zaman, kaynak en önemlisi insan kaynağının verimli kullanılması demektir. Bir ülke kendi insan kaynağını verimli kullanamıyorsa ekonomi anlaşmalarının can yeleği olması beklenmemelidir. Konu ile ilgili örnek olarak;A.B.D matematik olimpiyatlarında dünyada ilk 3' e giremediği için bütün matematik eğitim programlarını yeniden gözden geçirmiş, revize etmiştir.

3.Eğitimcilerin sorunu bu ülkede yetişen ve yetişemeyen herkesin sorunudur. Sadece öğretmen/eğitimcilere özgü sorunlar olarak düşünülmesi hepimizin zararınadır diye düşünüyorum, Yeni neslin mesleki sıkıntılar yaşayan eğitimciler tarafından yetiştirilmesi mi yetiştirilmemesi mi yaşam kalitesi kazandırır? Elbette kalifiye, iyiyaşam koşullarına sahip eğitimci kadroları hepimizin geleceğini belirler. Bu zor misyonu güçlendirmeyi başarmak ciddi bir eğitim ve gelişim formasyonu ister. Bunu sağlayacak iktidar yapısı ise eğitimci, sanatçı, yazar ve bilim adamlarından oluşmalıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarına özgü bu siyasetçi kimliğinin yeniden T.B.M.M' de hakim olması gerektiğini düşünüyorum. Zira sorunlar gündem dışı kalmaya devam edecektir.

4.Ülkeyi sadece ekonomik yapıyı güçlendirmeye yönelik stratejiler, kararlar, kanunlar kısa vadeli çözüm yolları kısa soluklu olacaktır bana kalırsa. Gördüğüm kadarıyla bir iki yılı aşmayan dinlenme süreleri sağlayan "önce ekonomi" bakış açısı çok kan kaybettirdi. Bunun yerine "önce insan" denmeli ve bir bireyin tüm ihtiyaçları düşünülerek politikalar belirlenmelidir. Önce eğitimli, önce sağlıklı, önce mutlu bireyler yetiştirilmeli. Vizyon sahibi, balık satın almayan, balık tutan bireyler yetiştirilmeli. Eğitim bakanlığı ciddi anlamda revize edilerek, eğitim felsefesi ve sosyolojisini iyi bilen insanlarla donatılmalı. Yoksa arapsaçını taramaya devam ederiz.

5. Refah geniş bir ufukla yakalanır bence. Ufku geniş insanlar basit kazanç hırsları ile değil bilgi ve görgü ile doyarlar. Bu da mutluluğu kolaylaştırır ve hatta kuvvatlendirir. Bir virüs gibi etrafa yayılmaya başlar. Sizlerde bilirsiniz ki ufuk çizgisi ne kadar genişse bir insanın refah kavramı evrenselleşir. Paylaşarak yaşamanın, üreterek yaşamanın, okuyarak, gezerek, görerek hayatı zenginleştirmenin sadece ekonomi ile bir açıklaması olamaz. Bilgi ve kültürümüzü, öğrenme merakını, araştırma tutkusunu eğitim programlarımızda desenlemeden bilgi toplumu olmuş refah bir toplum olmamızın beklenmesi tam anlamıyla gerçek dışı olur.

Özet olarak, eğitimin yeri ve önemi insan hayatının ta kendisidir. İnsan hayatının kalitesinin temel özelliklerini "eğitim" belirler. İşte bu nedenle ufku geniş liderler, yüksek profilli iktidarlar, çağdaş medeniyetler önce insan der ve insanını eğitir. Bu "herşey" demektir.

Son olarak, önerim; partilerin seçim bildirilerini okumanız, özellikle eğitime ayrılan yer, öneri ve vaadleri sıkı bir analizden geçirmenizdir. Sonuçta iktidar bizim toplam kalitemizi yansıtacak, bizler ona göre geleceğimizi belirleyeceğiz.

İyi okumalar ve iyi seçimler dilerim.

Saygılarımla,

Aylin Atasagun

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Aylin Hanım,siz bir eğiticisiniz ve bu sektörün içindesiniz .Eğitimdeki bozuklukları,eksiklikleri,temelin yanlışlıklarını çok iyi görüyorsunuz. ben sadce iki yıl öğretmenlik yaptım ve gördüm ki çok eksiklerimiz var eğitim adına...inşallah herşeyden önce çocuklarımızın eğitilmesi gerektiğine herkes inanır.Bilinçli toplum ancak eğitimle olur .EĞİTİME MALESEF DEVLET HİÇ ÖNEM VERMİYOR... naz

deniz rüzgarı 
 29.07.2007 22:04
Cevap :
Nazan Hanım, Bu hayatı birlikte güzelleştireceğimize inanıyorum. Sevgiler  02.08.2007 18:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 4650
Kayıt tarihi
: 07.07.07
 
 

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Bölümünden mezun oldu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster