Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
473
 

Önce karizmanı, sonra da ilişkilerini geliştir!

Önce karizmanı, sonra da ilişkilerini geliştir!
 

Karizma dedikleri


Karizma aşağı, karizma yukarı. Dikkât ! Geldi bizim karizma. Şuna bak nasıl da herkesi bir anda topladı etrafına. Iyy sinir oluyorum şu kıza, biz neciliğine duruyoruz burada. Bay karizma yine formunda. Ağabey, adamın saçı da yok ama ne söylese millet yerlerde. Giymiş yine lacileri, bir eli cebinde, model edasıyla ahkâm kesiyor. Bu kadın saçının rengini mi değiştirmiş? Ayy ağzı da pek laf yapıyor. İşte, karizmatik ya da diğer bir deyişle kişisel çekim gücü yüksek kişilerin bazen iyi örnek alındığı bazen de kıskançlıkla imrenildiği için aynı kumda oynamayanların iç sesleri ya da ciddi ciddi dış sesleriydi yukarıda yazdıklarım. 

Peki nedir şu karizma dedikleri? Doğuştan mı vardır, yoksa sonradan geliştirilebilir bir özellik midir? Her ikisi de diyorum. Çünkü biraz mizaçla, biraz da bu mizacı iyi ve etkili bir şekilde kullanabilmekle ilintili. Kişi doğuştan gelen özelliklerini içinde bulunduğu aile, çevre, eğitim gibi faktörlerle geliştirebilir. Yani varolan iyi bir zemine temel atıp, üzerine yüzyıllar boyunca dayanabilecek eserler inşaa edebilir. Tıpkı bir mimar gibi görmek istediğini hayal edip, tasarlayıp, en âlâ biçimde sunabilir. Ya da bir mühendis gibi bugün kullandığımız teknoloji harikalarını yaratabilir. Ya o kadar da iyi bir mizaca sahip değilse hapı yuttu mu dediğinizi duyar gibiyim. Ben niye mimar ya da mühendis kelimelerini kullandım sanıyorsunuz? Aslında bu bir çeşit “insan mühendisliği”. Kişi, olmak istediği kişiyi tasarlıyor ve olduruyor. Herkes tarafından itibar edilen, sözü dinlenen, kendisi ve çevresi için iyi bir şeyler üreten bir kişi olmak bir çok kişinin arzusudur. Hatta yetiştirdiği çocukların da öyle olmasını ister kimileri. Başkaları gibi olmaya, dikkât çekmeye, onaylanmaya özenmeden önce derin bir nefes alınmalıdır bence. Şöyle iyice, etraflıca düşünülmelidir sahip olunmak istenen yeni kişilik. Bir mağazaya girdiğimizde rengini ve modelini beğendiğimiz bir kıyafeti çılgınca üzerimizde görmek isteriz. Büyük bir heyecanla kabine girip yeni cicimizi üzerimize giyeriz. O anda tek düşüncemiz bize çok yakışacağı ve ertesi gün bize yeni bir enerji verecek bu cicilerle salına, salına nasıl gezineceğimizdir. Eyvah! O da ne? Karşımızda duran ayna Pamuk Prenses masalındaki gibi bize “Bu kıyafeti senden iyi kimse taşıyamaz, off fıstık gibi oldun” demiyordur bu kez. O yüzden bizler de neyi, nasıl taşıyacağımızı, meşrepimizi iyi bilmeli, iyi tartmalıyız. Tabii ki ilgi görmek, iltifat almak ister kadın, ister erkek olalım hepimizin hoşuna gider. Bunda her hangi bir kötülük de yok. İnsanın doğası onaylanma üzerine kurulmuştur. Çok katı gibi görünenden, çok yufka yürekliye kadar hepimiz birileri tarafından onaylanmak isteriz. 

Gelelim karizmatik olma noktasına. Bu, çoğumuzca engin ve üstün kişilik özelliği olarak gördüğümüz özellik sadece usta bir iletişim becerisinin eseridir aslında. İnsanların algı modeline göre dikkâtini çekmektir bir anlamda. İnsanlarda 3 tip algılama modeli vardır. Görsel, işitsel ve duygusal. Eğer bu kişilik modelleri hakkında biraz bilginiz varsa, bu işi geliştirmeye adaysınız demektir. Maalesef şu çok pırıltılı bir etiket olan “karizmatik” kelimesinin basit bir formülü yok. Çünkü formül o kişiye özel. Herkes kendisindeki en önemli ve en değerli malzemeyi kime, nasıl ve ne şekilde iletebileceğini kendisi belirler. Yani bu iş biraz “haute couture” kıyafet tasarımı gibidir. Şimdi lütfen karizmanızı geliştirmeden önce elinizdeki malzemeleri şöyle bir bir dökün ortaya. Bakalım sizden ne yemek olur? Sonra kendinize karşı samimi olup, gerçekten ve de en çok neyi istediğinizi sorgulayın. Buraya kadar geldiyseniz ilk aşamayı geçmişsiniz demektir. İkinci etap biraz daha zorlu baştan söyleyeyim. Çünkü en başta değişime açık olmalısınız. Her değişim içinde bir risk barındırır. Hiçbir şey uzaktan göründüğü kadar kolay değil ve o aşamaya gelene kadar evrilip, çevrilip esnek ya da İngilizce deyişle “Flexible” olmalısınız. Tabii ki bir duruşunuz olmalı ama unutmayın bazen duruşun hükmedemediği yerde sözler, sözlerin hükmedemediği yerde de duygular devreye girer iletişimde. O yüzden çoklu iletişimi çözmelisiniz. Sözün özü işin sırrı iletişimde, iletişim gücünüzde gizli. İletişim konusunda yazılmış yığınla kitap var. İşe bunlardan birini okuyarak başlayabilirsiniz. Profesyonel, karizmatik bir iletişim ustası olmak istiyorsanız da mutlaka bu konuda uzman kişilere danışmalısınız. Çünkü artık yeni çağda iletişim her yerde ve olmazsa olmazlar arasında. İletişimi bol bir gün geçirmeniz dileğiyle, Sound of Serra 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 850
Kayıt tarihi
: 05.04.11
 
 

Tasarım tutkunu yaratıcı bir Anne :) ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster