Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
538
 

Önde Trafik var, çökelim lütfen...

Önde Trafik var, çökelim lütfen...
 

Güzel ülkemden çilekeş dolmuşmanzarası.


Büyük kentlerde yaşanan, işe, okula, çarşıya, pazara, ve de her nereye gitmesi gerekiyorsa oraya varabilmek için, halkın ulaşım tercihlerinden (!) dolmuşlarda, her gün yaşanan çilekeş komedilerin belki de en başta gelenlerinden birini yansıtıyor bu sözler.

Bir an önce gideceği yere varabilmek için kuyruklar oluşturan yığınlar, bir dolmuşun durağa yanaşmasıyla bir birini ezercesine öne atılıyor. Dolmuş, zaten dolmuş, hem de tıka basa. Ama işte ille de bir iki kelle daha sıkıştıracak sahanlığa şoför. İçeri adımını atabilen kendini şanslı sayıyor. Hele bir de hava soğuk ve yağışlıysa.

İte kaka ayakta durabilecek bir yer aranıyor insancıklar, eller ayaklar bir birine dolanıyor. Havasız ortamda, ter ve parfüm kokuları arasında yol alıyor dolmuş. Ve şoför sesleniyor;

- Lütfen ücretsiz kimse kalmasın, ücretler lütfen..

Zaten bir birine karışmış eller, kollar, bacaklar arasında, insanlar ceplerine, çantalarına saldırıyor. Binmeden önce bozuk parasını hazırlama alışkanlığı olanlar rahat tabi. Elden ele paralar öne, şoföre doğru iletiliyor, aynı yöntemle para üstleri geri ödeniyor. İşte, bu bitmez tükenmez çilekeş komedi her gün sabah,akşam iş saatlerinde ve tabi gün boyunca da devam ediyor hemen tüm kentlerimizde. İki hafta kadar önce, serin yağışlı bir akşamüstü, Bornova-Karşıyaka dolmuşundayım. Hareketinden bir süre sonra dolmuşta oturacak yer kalmamıştı, yeni binenler ayakta gideceklerdi. Tesadüf bu ya, orta yaşlarda dört hanım yolcu var şimdi ayakta. Biraz yol almıştık ki, o bildik söz duyuldu;

- Önde trafik var, çökelim lütfen.

Dört hanım çaresiz oldukları yere çömeldiler. Ne var ki, şoförün bu kez şansı yoktu, trafik polisi dolmuşu durdurdu ve ehliyetini, ruhsatını alan şoför aşağı indi. Dört hanım çömeldikleri yerde sinirli sinirli gülüyorlardı ki, şoför aracına bindi ve kapıyı açtı. Trafik polisi şöyle bir başını uzattı dolmuştan içeri, baktı ve hafifçe geri çekildikten sonra, yerde kümesteki tavuklar gibi tünemiş hanımlara seslendi;

- Kalkın hanımlar, lütfen kalkın. İri yarı, temiz yüzlü dolgun pembe yanaklı biriydi trafik polisi. Ellerini yanaklarına götürdü ve devamla;
- İnanın hanımlar, benim sizlere söz söylemeye dilim varmıyor. Sizler eğitimli insanlarsınız, bize yardımcı olmanız gerekirken tam tersini yapıyorsunuz. Çok acil bir durum olmadıkça buna teşebbüs etmeyiniz lütfen. Buyrun efendim, iyi günler dilerim. Trafik polisi ile bir an göz göze geldim ve içten bir tebessümle kendisini selamladım. O da başıyla karşılık verdi.

Utana sıkıla doğrulan hanımlar, önce trafik polisine hak verdiler.

- Ne dese haklı adam, dedi, birisi.
- Çok ta efendi, kibar bir memur, dedi diğeri.

Biraz yol aldıktan sonra bir diğeri de fikrini söyledi;

- Ne yapalım, başka vasıta yok, hava soğuk ve yağışlı, akşam olmak üzere, daha evimize gideceğiz, çoluk çocuk bekliyor, herkesin ona göre işi gücü var.

Arkadan bir iki kişi de onayladı bu görüşleri. Sonra teker teker indi yolcular, istedikleri yerlerde. Ben de son durakta, Karşıyaka'da indim, eve doğru yol alırken sempatik Trafik polisi geldi gözlerimin önüne, yine gülümsedim. Bu ülkede sorumluluğunun bilincinde ve görevini hakkıyla yapanların da hala var olduğunu bilmek yüreğimi rahatlatmıştı. Hafiften yağmur çiseliyordu. Eve yaklaşırken çok huzurluydum.


 














 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1903
Kayıt tarihi
: 02.07.06
 
 

Yazmak, ufkun da ötesine taşan engin bir serüven gibi gelir bana ve gençlik yıllarımdan bu yana v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster