Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '11

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
436
 

Önemini kaybeden bayramlarımız

Önemini kaybeden bayramlarımız
 

İyi bayramlar hepinize :)


Yıllardır basının hep tartıştığı konudur bu bayramın adı; Ramazan Bayramı mı? Şeker Bayramı mı diye. Ama bana kalırsa tartışılması gereken daha önemli başka konular var...  

Mesela yıldan yıla önemini kaybeden bayram kültürümüz, bayram adetlerimiz... 

Eskiden bayramdan bir kaç gün önce çarşıya inip o cıvıl cıvıl ortamı görmek oluk oluk akan insan selinde kaybolup gitmeyi çok severdim. Ama artık ne o bayram telaşı var ne de alışverişe çıkan insanlar... Dün umutsuz bir şekilde çarşıya indim. Belki bayramı hatırlayan az da olsa insan vardır diye...  

''18 yaşındasın nereden bileceksin o eski bayramları'' diyeceksiniz belki ama benim eskiden kastım çok değil beş-on yıl öncesi...  

Hayal mi görüyordum yoksa gerçekten de birkaç yıl önce ki bayram hareketliliği yeniden mi gelmişti? İçim kıpır kıpır olmuştu ve çok sevinmiştim bayramı bayram yapan durumlardan biri olan o hareketlilik yeniden yaşanmaya başlamıştı. Hemen o alışveriş yapan insanların arasına daldım. Dükkanlar, mağazalar tıklım tıklım doluydu. Sonra bir-iki kişinin elinde mayo, terlik, güneş kremi vs. yani anlayacağınız plaj, deniz malzemeleri gördüm. Yürümeye devam ettikçe daha çok kişinin elinde bu malzemelerden gördüm ve dayanamayıp bir mağazaya girdim. Dükkandan bir kişi : ''Abi bayram tatili 9 gün, e uzun bir tatil millet güneye sahillere kaçıyor bu bayramda'' dedi. Boşuna sevinmişim desenize ...  

Çocukluğumdandır değişmeyen en önemli unsurlardan biriside sanırım anneannemin yaptığı çörekler... Oldum olası Arefe günlerini bu sebepten dolayı çok sevmişimdir. Mis gibi çörek kokusu sadece anneannemin oturduğu daireyi değil bütün apartmanı sarar. Keza babaannemde de durum çokta farksız değildir. Fırından çıkan sıcacık çörekleri alıp yanına 2 dilimde peynir koydum mu benden mutlusu yoktur bu dünyada. Ha birde değişmeyen bir diğer unsurda dakika başı patlayan maytaplar. Tam gelen misafirlerle konuşmaya dalmışken ''booom'' diye bir sesle irkiliriz her bayram. Belediye yıllardır önlem almıyor ki bunlar için. Hem gürültü kirliliği hem de bunlarla oynayan çocukların sağlıkları tehlikede...  

Kaybolan geleneklerden biri de kapıya gelen çocuklar. Eskiden kapı hiç susmazdı sürekli çocuklar gelir gider kilolarca şeker dağıtırdık onlara. Ama son birkaç bayramdır kapımıza bir çocuk dahi gelmedi bu gelenek de galiba tarihe karışanlardan...  

Sürekli misafir ağırlar, misafirliğe giderdik bayramlarımız dolu dolu geçerdi bir dakikası boşa gitmezdi çünkü çok değerliydi o zamanlar vakit... Ama şimdi bırakın komşuları, arkadaşları, dostları yakın akrabalar bile gelmez oldu bayram ziyaretlerine.  

Ama geliba bundan sonra hep böyle olacak bayramlar bizim için tatil demek artık. Kısa kaçamaklar yapmak için iyi bir fırsat demek olacak sanırım. Gönül isterdi ki böyle olmasın bayramlarımız önemini hiç kaybetmeseydi ama malesef batılılaşmanın kötü taraflarından biri de bu olsa gerek...  

Her neyse yinede hepinize mutlu, huzurlu ve güzel bayramlar.  

Bir sonra ki blogumda görüşmek dileğiyle kalın sağlıcakla, iyi bayramlar...  

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 966
Kayıt tarihi
: 12.04.11
 
 

1994 Diyarbakır doğumlu olan Yunus Emre Öcal, genellikle aşk ve gezi üzerine yazılar yazmaktadır...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster