Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '19

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
103
 

Onkoloji Koridorları

        Her sabah işe gittiğimde onkolojide bekleyen hasta ve hasta yakınlarını görüyordum. Sağlıkçı gözüyle bakmamın yanı sıra insani duygularımı katmadan edemiyordum. Ruhsal ve fiziksel yorgunluklarını görüyordum. Hastalarımız, hasta yakınlarımız o bilinmez karmaşık duygularla geliyorlardı. Erkenden sıra alıp bir an önce almaları gereken tedaviyi almak istiyorlardı. Kan sonuçları istenilen değerde olmadığı vakit tedaviyi alamamanın hüznüyle ayrılıyorlardı. MR veya tomografi sonuçlarının sonucunda hocalarımızın ifade edeceği sözler onlar için çok kıymetliydi.

        Teşhisin yeni konulduğu hastalarımda o ilk şok, tedirginlik hali zamanla dinginliğe bırakıyordu. Kişinin konforunu bozan bu hastalık hayatlarını yeniden gözden geçirme imkanı sunuyordu. O bilge bakışları onlarda görebiliyordum. Dünyanın  yersiz gürültüsünden uzak sadece hakikatle hemhal olmuşlardı. Kolay değildi onkolojide tedavi görmek. Aldığınız kemoterapinin vücudunuzda yaşattığı zarar büyüktü.  Saçların, kaşların, kirpiklerin dökülmesi ve tenlerinin soluklaşması; gücünün azalıp yorgunluk halinin artması  bir de mide bulantılarının rahat bırakmaz hali…  Sadece yaşayan hasta ve hasta yakınları bilebilir. Ailemde de bu durumu yaşayan biri olarak; sürecin ne denli zor olduğunu   görüyordum. Hastalarımın ilacını raftan alıp vermek değildi mesele; onların nasıl olduklarını duymak kısa da olsa duygudaş olmak istiyordum. Hayatın kendisi zor bazen de keyifli bir yolculuktu; fakat hastalarım için hiç kolay değildi önemlisi bunun farkındaydım.

        Hastalarımın zor olan hayatına ufak keyifli dokunuşlar yapmaktı amacım; gülümsüyordum. Onların gözlerinde ki hakikati, samimiyeti görüyordum. Bana verdikleri dersin pahası biçilemezdi. Böylesi mücadelenin zorluğuna rağmen nasıl da sevecendiler. Onları çok sevdim. Hastalarım bana teşekkür ederken asıl ben onlara minnettardım.  Onların yaşama tutunma mücadelesi, varoluşun kaynağını en doğru şekilde anlamama sebep oluyordu. Üzgün olduğum zamanlarda halimi   sordukları oluyordu; işte o an da yüzüm aydınlanıyor ve gülümsüyordum. Diyordum ki evet Öznur pes etmek yok  doğruların üzerinden yürümeye devam etmelisin; bak beraber yolculuk yaptığın hastaların var ve onlar çok güçlüler, çok güzeller, hakikati yaşıyorlar. Benim hastalarıma ve onların da bana ihtiyacı vardı. Önemlisi bana güveniyorlardı bu çok güzel bir duyguydu. Bazen ufak bilgiler ve hatırlatmalar yapıyordum. Onlara yeri geldiğinde sarılıyordum da çok kıymetliydiler, özeldiler.

        Hayat çok kısa; amacınız insanlığa hizmet etmek olsun ancak yüksek anlamlar hayatı güzelleştirir. Bu hastalarımız ağlıyor bazen de gülüyorlar, ne olursa olsun hakikatin farkında olup samimi duygularını ortaya koyuyorlar. Zamanın ve yaşamın kendisinin ne değerli olduğunu biliyorlar ve yaşamak istiyorlardı. Hayatı temize çekiyorlardı, haklıydılar. Vücudunun bir yerinde kontrolünün dışında çoğalan kötü hücreleri kim ister ki… Kötü hücrelere çılgın hücreler; alınan kemoterapiye mama ifadesi kullanarak yaşamın ağır olan yükünü hafifletmeye çalışan duyarlı kişilerdi. Bana göre hayatın güçlü kahramanları olan onkoloji hastalarıma ithafen bu yazıyı yazmayı borç biliyorum; saygıyla, sevgiyle ve  sonsuz minnetle…

 

Dr Atanur Yıldız bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öznur Hanım, onkoloji koridorlarından benim de bir yakınım geçti. Yazınız çok güzel ve anlamlıydı. Sizi kutlarım, gerçek bir sağlıkçı olmuşunuz; kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Dr Atanur Yıldız 
 28.07.2019 14:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 207
Kayıt tarihi
: 29.09.14
 
 

Eczacılık mesleğimin yanında Edebiyatın da olmasını istedim çünkü çok sevdim. Yazma eylemi; hayal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster