Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1777
 

Onlar benim anneannem ve dedem

Onlar benim anneannem ve dedem
 

Ben çoçukken diye başlayan sözleriyle büyüdüm.

Yaşadığı hayattaki imkansızlıklardan ve şanssızlıktan bahsederdi hep.

Mahçup olurdum, üzülürdüm o böyle konuştuğu zamanlar. Sanki yaşadıklarının nedeni benmişçesine. Sonra da yaşadığım imkanlardan ve kendimce şans gördüğüm faktörlerden nefret ederdim.

Kimbilir belki onun yaşadığı imkansızlıkları ve yoklukları kafamda fazla büyütüyor, olduğundan daha zor bir hayat yaşamış gibi bir hisse kapılıyordum. Belki sandığımdan mutlu bir hayat sürmüştü.

Ama onun acı çekmiş, imkansızlıklarla yoğrulmuş bir hayatın içinde zor bir yaşam savaşı vermiş olması ondan çok beni üzüyordu. Çünkü o bu dünyada en sevdiğim varlıktı.

1-0 yenik başlamıştı hayata. Doğduğunda başlamıştı ilk şanssızlığı, annesini kaybetmişti 2-3 aylıkken. Yoksul ve çaresiz olan babası onu varlıklı bir eve evlatlık olarak vermişti. Diğer kardeşlerini de başka ailelere....

Bir süre sonra babası da vefat etmişti. Ne öz annesini tanıyordu ne de öz babasını. Ne de kardeşlerini. Üstelik yaşadığı şehir olan Diyarbakırdan yaklaşık 1000 km. ötede başka bir şehirde, Ankaradaydı artık.

Ona bakıp büyüten insanlar, aklı erer ermez bu olayı anlattılar kendisine. Henüz küçücük bir çocukten, evlatlık olmanın verdiği büyük acıyla yüzleşti. Öz anne ve babasının o henüz minik bir bebekken ölmüş olduğunu bildi. Ona evladım diyen kadın ve erkeğin gerçek anne ve babası olmadığını daima hatırladı.

Kimbilir belki bunu bilmenin verdiği öfkeyle hiç bir zaman anne - baba olarak hissedemedi onu büyütenleri. Baba olarak bildiği kişiyle arasındaki ilişki nispeten daha sıcaktı. Daha sevecen ve kol kanat geren şefkati onu daha çok sevmesine sebep olmuştu.

Çocukları olmayan bu aile imkanları olmasına rağmen okutmadılar onu. İki evlatlık daha alınmıştı geçen süre içinde. Onları okutuyordu. Ona ise evin işleri ve çocukların bakımı kalmıştı.

Gel zaman git zaman yaşı evlilik çağına geldi, 18 yaşına gelmişti. Erik gibi yeşil gözleri, simsiyah gür saçları ve balık etli bembeyaz güzel vücudu ile oldukça ilgi çekiyordu, o farkında olmasa da.

Yaşadıkları ev iki katlıydı ve alt katta iki kiracıları vardı. Evlerden birine yanlız bir genç taşınmıştı. O da hayatını kazanmak için büyük şehre gelmiş ve yaşam mücadelesine atılmıştı. O da annesini doğarken kaybetmişti. Üvey annesi büyütmüştü onu da. Büyütmek denirse tabii. Her zaman kendi öz çocuklarını koruyup kollamış, yemeklerin en güzelini, meyvelerin en tazesini onlara yedirmişti. Annesiz olmanın, kimsesiz olmak demek olduğunu küçücük yaşında öğrenmişti.

Bu kaderleri benzeyen iki genç ilk görüşte aşık oldular ve bir süre sonra da evlendiler.

Kalıcı bir işi olmayan genç, ailesine bamakta zorluk çekti. Yoksulluk yakalarını bırakmamıştı. Kıt kanaat geçiniyorlardı. Evet birbirlerini çok seviyorlardı ama maddi sıkıntıları büyüktü.

Derken ilk çocukları dünyaya geldi, iki sene sonra ikinci çocukları.

Bütün zorluklara rağmen iki çocuklarını da layıkıyla büyüttüler, okuttular, meslek sahibi yaptılar.

Kendi yaşadıkları şanssızlığı çocuklarının yaşamasına izin vermediler. Yemediler yedirdiler, giymediler giydirdiler.

Onlar benim anneannem ve dedem.

Yattıkları mekan cennet olsun, ikisini de çok seviyorum.

Onlar olmasaydı şu an ben de olmazdım....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O zamanki insanlar kadar fedakar ve kanaatkar olmadığı için, bu gün bu kadar mutsuz bu güzel toplum... Tatsızlık, memnuniyetsizlik almış yürümüş... İnsanlar mutsuz ve olağanüstü grgin bugün her yerde... Eeee, beklentiler bu kadar ölçüsüzce yükselirse, olacağı bu... Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 04.05.2011 8:21
Cevap :
Yetinme konusunda haklısınız Cem Bey. Ayrıca bir gözlemim daha var. Değişen hayat koşulları ve batıya özenti neticesinde gençler ve insanlar da değişmeye başladılar. Bize ait örf, anene ve gelenekler unutulmaya ve Batı toplumu yaşayışları örnek alınmaya başladı ki üzücü bir durum. Evliliklerin yürümeme sebebini çoğunlukla buna bağlıyorum. Biri olmazsa biri olur deniyor v.s. Sadakat, özveri, fedakarlık ve kanaatkarlık maalesef yok olmaya yüz tuttu. Bu da ilişkilerimizi zedeliyor ve yıpratıyor. Teşekkür ederim değerli yorumunuz için, eksik olmayın. En derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  04.05.2011 10:36
 

Ruhumun Dalgaları Ruhumun dalgaları, koşup kabarmayınız. Her damlanız tutuşan göğsüme birer bıçak. Kalbim bir kayadır ki neredeyse yıkılacak, Hayalden köpüklerle kalbimi sarmayınız. Dümdüz olsam diyorum ve kumlu bir sahili Yalayan sular gibi siz de yavaşlasanız Bilmediğim yeni bir masala başlasanız Çekilse kulağımdan hatıraların dili Ey eski günler artık bana yaklaşmayınız, Ey hayaller, vurmayın kalbimin sert taşına Bütün bir hayat bile değmez bir gözyaşına Ruhumun dalgaları, köpürüp taşmayınız

srhnsrt 
 23.09.2010 14:24
Cevap :
Çok güzeldi teşekkür ederim. Rahmetli anneannem ve dedeme ithaf ediyorum bu güzel şiiri...  24.09.2010 8:49
 

Bu bir film ya da dizi film senaryosu olabilecek denli dram yüklü bir yaşam öyküsü, daha doğrusu iki ayrı hayat. Acaba elinde olanak olduğu halde, evlatlık alarak sorumluluğunu üstlendiği bir kız çocuğunu neden okutmaz bir aile? Kendisine muhtaç olduğunu bildiği halde, neden bir yavruyu kendi çocuklarından ayrı tutar bir kadın? Neden ona da annelik yapmayı denemez? Bir sokak kedisinin çaresiz miyavlaması bile bazı insanların içini parçalarken, bazı insanlar neden gaddar olurlar? Bu gibi gerçek yaşam öyküleri, acı da olsalar, yüreğimizi dağlayarak bize insan olmanın önemini anımsatıyorlar. Paylaştığınız için teşekkürler. Selamlar.

Güz Özlemi 
 16.09.2010 13:38
Cevap :
Her ikisi de... bazen yaşamlarımız film gibi, bazen de hayatımız roman gibi.. Anneannem ile dedemin Ankara'da kesişen hayatları da öyle... Aile anneannemi okutmadı, ilkokula bile göndermedi. Ne büyük bir vebal ! Bu yetmiyormuş gibi, diğer aldıkları evlatlık çocuklara baktırmaları, evin işlerini yaptırmaları... İnanır mısınız düşündükçe hala içim sızlıyor ve gözlerim yaşla doluyor..... üstelik bunu benim hayatta en çok sevdiğm insana yapıyorlar... :( Ruhları şad olsun, mekanları cennet.. umarım bir sonraki hayatlarında istedikleri gibi bir hayat yaşayıp çok mutlu olurlar. Çok teşekkür ederim yorumunuz için, sevgiler.  16.09.2010 18:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 547
Toplam yorum
: 1936
Toplam mesaj
: 118
Ort. okunma sayısı
: 7848
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster