Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
5357
 

Onlar Her Yerde! Narsistler ve Narsisizm.

Onlar Her Yerde! Narsistler ve Narsisizm.
 

Mitoloji Narcissus.


Her gün hızla çoğalan, narsist kişilikli insanlardan esinlenerek kaleme aldım yazımı. Çocukluk, eğitim, aile faktörlerinin etkilerini irdeledim. Ne yazık ki olay döndü dolaştı ‘bana göre’ genetik bir bozukluk yoksa yine biz ebeveynlerde düğümlendi. 

Narsisizm’in Mitolojik geçmişine baktığımız da; Narsisizm sözcüğü, Grek öyküsü kahramanı yakışıklı Narcissus’un adından gelmekte. Çok alımlı, çok güzel bir delikanlı olan Narcissus, kendisine gönül veren sayısız genç kızın sevgisini karşılıksız bırakır. En güzel genç kızların kendisini kazanma çabala­rına ısrarla sırt çevirir. Aşk karşısında bu derece aldırışsız, bu derece soğuk kalabilen delikanlıyla ilgili olarak hayran­larından biri sonunda tanrılara şu dileğini iletir: “Başkalarını hiç sevmeyen bu genç adam inşallah bir gün kendi kendini sever. “Bu dileğe kulak veren tanrılar, acımasız Narcissus’un katı yüreğini yola getirmek için onun kaderini şöyle çizerler: Bir gün su içmek için durgun bir suya eğilen Narcissus, suyun üzerinde kendi aksini görerek kendisine aşık olur. O zaman kendisine aşık olanların nasıl acı çektiklerini anlar, oysa suyun yüzünde gördüğü kendi güzelliğine nasıl ulaşacağını bilemez. Kendi güzelliğinin büyüsünden hiçbir şekilde kurtulamadığı için de ancak ölümün onu yeniden özgürlüğe kavuşturabileceğini düşünür. Gözlerini sudaki aksinden ayırmadan suya doğru eğilir, daha çok eğilir ve sonunda suyu düşerek boğulur. Onu son bulunduğu yerde arayan hayranları, Narcissus’un cesedi yerine orada tanımadıkları, yepyeni bir çiçeğin açmış olduğunu görürler ve bu çiçeğe delikanlının adını verirler: Nergis 

Sigmund Freud’un narsisizmle ilgili görüşlerinden yola çıktığımda farklı tespitlerde de bulundum. 

Dış dünya ile ilişki kuramayan bebek tam bir narsistir. Onun için önemli olan sadece kendi ihtiyaçlarıdır. Acıkması, susaması, üşümesi, altını kirletmenin verdiği rahatsızlık onun tek gerçeğidir. “Ben” ve “Ben olmayan” nesneler arasında ayrım yapamaz. 

Bebek büyüdükçe dış dünya ile ilişkisi artar, dış dünya kurallarını öğrenir. Freud’un “cinsel enerjinin (libido) egoya (ben) yönlendirilmesi”şeklinde açıkladığı narsisizmi, ben salt cinsel enerji ile ilişkilendirmiyorum. Depolanan total enerji nesnelere yönelik olarak devam eder. Nesne sevgisi ve nesnel düşünce ağırlık kazanır. Oyuncaklarını, sevdiği şeyleri kıskanması bu yüzdendir. 

Hepimizin bildiği gibi narsisizm, “makul ölçülerde” kaldığı sürece yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir. Tam bu noktada anne- baba ve aile içi eğitim devreye girer. İlk bebeklik döneminden çıkan çocuğu ruh sağlığı yerinde bir birey olarak eğitmek ve kişisel eğilimlerine göre öğrenim almasını sağlamak ebeveynlerin sorumluluğundadır. 

Takdir edilmeyen, duyguları önemsenmeyen , övülmeyen , ilgi , alâka görmeyen, sorunlu bir ortamda büyüyen , devamlı eleştirilen , kardeşi için sürekli fedakârlık yapması istenen çocuklar; kendi iç yalnızlığında, cüce bedenini dev aynasında gösterme çabası içine girer. 

Psikolog Beyza Akınal "0- 6 yaş çocukluk döneminde, kişi çevresine sevgiyle bağlanmazsa narsistik kişilik bozukluğu ortaya çıkabiliyor. Sürekli insanları suçlamaya, başkalarının kusurlarını görmeye başlayabiliyor.” diyerek özetlemiş çıkış noktasını. 

Narsisizm her zaman vardı. Bunun psikolojik nedenleri kadar başka nedenleri de var; Paylaşmanın azalıp aile bağlarının çözünmesi, kapitalizmin, insanı “tüketici “düzeyine indirip tükettiği müddetçe var sayması, reklamların sürekli “daha fazlasını hak ettiğimizi” söyleyen cümleleri, iş hayatında rekabet ortamında sürekli daha iyi olduğunu ispatlama çabası narsizmi besleyen ve kuvvetlendiren şeyler. 

Narsistler aslında sevgi ve ilgi açlığı içinde büyümüşlerdir. Sevginin dolduramadığı benliklerini başka yanlarını abartarak doldurmaya çalışırlar. Kernberg (1975); narsistik hastaları incelediğinde bu hastaların geçmişlerinde örtük, sözel olmayan ancak yoğun ve incitici bir agresifliğe sahip; soğuk, duyarsız, ilgisiz, görünüşte iyi işlev gören bir anne modeline sıkça rast geldiğini belirtir. Bu kişiler, çoğunlukla nesnel olarak fiziksel güzellik; özel, üstün bir yetenek, zekâ vb. gibi gerçekten de diğerlerinin hayranlığını uyandıran bazı doğal fiziksel ve zihinsel niteliklere sahiptirler. Bu ayırt edici özellikler, çocuğu annenin sevgisizliğinden, ilgisizliğinden, nefretinden; yani agresifliğinden koruyucu bir işlev görür. 

İnsan, algılayamadığı/ anlayamadığı şeyden korku duyar. Soyut kavramlarla ya da somut nesnelerle korkutulan, üzerinde sürekli baskı hisseden bireyin içindeki korku ve yalnızlık duygusu şiddeti tetikler. Narsisizmin çok özel bir türü de firavunlarda, diktatörlerde, padişahlarda bulunur. Bunlar kendilerini adeta yürüyen Tanrı gibi hissederler. En büyük korkuları güçlerini kaybetmeleri, ölüm, etraflarındaki herkesin kendilerine düşman olmasıdır. Güçlerinin sınırı yokmuş gibi davranırlar. Yıkım duygusu güçlenir, korku ve yalnızlıkları büyür. 

Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden, gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek hedeflerini, gerekli emeği vermeden bile hak etmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler. 

Narsistler içten içe yaşadığı ve üstesinden gelemediği için bastırdığı aşağılık kompleksinin esiridir.Sürekli onu yenmeye çalışır. Yenmesinin yolunu da kendini ve yaptıklarını yüceltmekte bulmuştur. 

Narsistler eleştirilmeye hiç gelemezler. Eleştirene düşman kesilirler. Başkalarının ne dediğinin bir önemi yoktur. Başkalarının duygularına ve acılarına anlayış göstermezler. Onlara göre bir kişi acı çekiyorsa bu onun kendi suçudur. 

Önemli özelliklerinden biri empati eksikliğidir. Başkalarının duygularını anlayamazlar. Zaten başkalarını önemsemezler. Başkaları, ancak kendilerini övmek, onaylamak için vardır. Bu yüzden yakın ilişkileri; evlilik ve yakın dostlukları sürdüremezler. Fedakârlığı hep başkalarından beklerler.Çünkü onlar, uğruna her türlü fedakârlığın yapılacağı insanlardır. Vermezler, alırlar. Aşkta bile, beğenilmek için vardırlar. Başkalarının hakkını çiğnemekten çekinmezler, hatta hak çiğnediklerinin farkına bile varmazlar, zaten her şeyin kendi hakları olduğuna inanırlar. Çıkarcıdırlar. 

Fikirleri nadiren orjinaldir. Yetki kullanması gerektiği bir anda, kendisini tarihsel kimliklerden birinin sözleriyle desteklemeye çalışır. Ancak, ileti sözleri, o kimliğin ağzından çıkan kelimeler ve kastettiği içerik ile nadiren tutarlılık gösterir. Zira, sözleri ya da kapsamı kendine uyacak şekilde çevrimler. eleştiri onun en zayıf noktasıdır. Öz-severliğine gelen her darbe karşısında kendisini boş, anlamsız ve rezil hisseder ve bunun intikamını alır. 

Narsist hastalar terapiyle tedavi edilmeye çalışılır. Ancak gerek olduğuna inanan hasta sayısı çok azdır. Temel düşünceleri aşağıda şekilde olduğundan tedavi olmazlar. 

Ben özel biriyim. 


Özel olduğum için pek çok ayrıcalığım var. O halde, bana özel davranılmalı.
 

Diğer insanlar için geçerli olan kurallar bana uygulanamaz.
 

Tanınma, övgü ve takdir çok önemlidir.
 

Eğer diğerleri benim ne kadar özel bir insan olduğumu görüp, kurallarımı takdir edip, ona göre davranmıyorlarsa, cezalandırılırlar.
 

Diğerleri benim tüm gereksinimlerimi yerine getirmeli. Bu onların temel görevi zaten.
 

Diğerleri benim ne kadar özel biri olduğumu anlamalı.
 

Bana mevkiime göre davranılmamasına tahammül edemem.
 

Diğerleri istedikleri takdir ve maddiyatı o zavallı halleriyle sağlayamazlar ki.
 

İnsanların beni eleştirme hakları yoktur.
 

Hiç kimsenin ihtiyacı benimkinden daha önemli olamaz.
 

Ben bu kadar yetenekli olduğuma göre, yeteneksiz bir sürü adam çekip gitmelidir ki, önüm açılsın.
 

Sadece benim kadar parlak, zeki, üstün olanlar beni anlayabilir.
 

Büyük şeyler hayal etmek için gereken her nedene sahibim.
 

Dilim döndüğünce bir şeylere dikkat çekmeye çalıştım… Buna gerek duydum çünkü; insanlığın varoluşundan bu güne kadar, dünyaya gelen hiçbir bebeğin, kötü huy ve ahlâkla, iç hesaplaşmalarla ve dünyayı cehenneme çevirme plânları ile doğduğuna inanmıyorum! Bu masum yaratıklar, tatminsiz egoların yönlendirmesi sonucunda birer ateş topu halinde kucağımıza düşüyor. 

"Narsistlerin içindeki canavar ona çanak tutanlarla büyür!" Kernberg. 

25. Ocak. 2011 

Nurcan Çelik Yalun 

Kaynaklar: Sigmund Freud/Narsizmin İncelenmesine Giriş 

Kernberg 

Psikolog Dr. Ümit Yazman 

Vikipedi 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne kadar aydınlatıcı olmuş. sebepleri hakkında fikrim yoktu sadece bazı kişilerin narsist olup olmadıkları hakkında fikirlerim oluyor zaman zaman.. bir solukta okudum ve okumaktan zevk aldım. teşekkür ederim zeynepçiğim

Özlem Erkaplan 
 29.01.2011 9:29
Cevap :
:)) Rica ederim değerli arkadaşım. Teveccühte bulunuyorsun. Bu narsistlerle birlikte yaşamak çok zor zanaat. O kadar çoklar ki:))) En içten sevgi ve saygımla.  29.01.2011 23:05
 

Sevgili Zeynep, yazdıkların bana çok tanıdık birini anımsattı!.. Sanırım sen de bu yazıyı özellikle kaleme aldın. İyi de etmişsin. Hem bilgilendiren hem de uyaran bir blog olmuş. Umarım herkes okur. Sevgiyle kal.

Melek Koç 
 27.01.2011 9:31
Cevap :
İşte budur:)) Arife tarif gerekmiyor... Evet sevgili Melek o nedenle aldım kaleme... Çok okunacağını sanmıyorum. Başlığı NARSİSİZM VE SEX olsaydı tavan yapardı:)) En içten sevgilerimle teşekkürlerimi gönderiyorum. Mutlu ve sağlıkla kal.  27.01.2011 11:42
 

Zaman zaman narsizmin yıkıcı etkilerini azaltmak adına din veya benzeri ideolojilei koymuşlar ama narsizm onlarıda yutmuş. İşimiz zor. Saygı ve selamlar..

izmirli doksanyedi 
 26.01.2011 14:28
Cevap :
Çok önemli bir konuya değindiniz. "Din ve benzeri ideolojiler." Yazımda da dilim döndüğünce bunu anlatmaya çalıştım. "Korkutularak uygulanan baskılar ki -din'in empoze şekli çok önemli- narsisizmin ortaya çıkmasında ki etkenlerden biri. Düşünsenize parmak kadar çocukları korkutarak eğitiyor, adına Allah korkusu, Allah'ın emri deyip bir süre sonra da silâhı eline verip ÖLDÜR diyorlar! Cihad ettiğini sanan çocuk da kendini kahraman sanıyor. Çok teşekkür ediyorum efendim. Saygı ve selamlar.  26.01.2011 18:06
 

ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM BU AYDINLATICI YAZIDAN ÖTÜRÜ, YARARLANDIM. BEN DE AYNI KONUYU BAŞKA BİR GÖZLÜKLE İRDELEMİŞTİM, İLGİNİZE SUNUYORUM. SELAMLA, SAYGIYLA... MS ( blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=226758)

Mehmet Sağlam 
 26.01.2011 12:50
Cevap :
Benim haksızlıklara karşı isyankâr bir yapım var. Öğrencilik yıllarımda acısını çektiğim halde vazgeçmedim. Oğlum dünyaya gelene kadar:)) Şimdilerde 'bana fena halde geldiğinde', "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" tarzında bir şeyler yazıyorum... O nedenle bu konu da özellikle seçildi...Sesimi duyuramadıklarıma mesaj olsun... Makalenizi derhal okuyorum. Teşekkür ve saygıyla efendim.  26.01.2011 17:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1313
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster